İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 MART 2018

AB GÜNDEMİ: AB’nin Yoğun Toplantı Gündemi: AB Konseyi ve Avro Zirvesi

AB’nin Yoğun Toplantı Gündemi: AB Konseyi ve Avro Zirvesi

AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının bir araya geldiği Konsey toplantısında Batı Balkanlar, Rusya ve Türkiye, Brexit, dijital şirketlerin vergilendirilmesi, ticaretin yanı sıra ekonomik ve parasal birlik konuları ele alındı.

22-23 Mart 2018 tarihlerinde gerçekleşen AB Konseyi toplantısında görüşülen konu başlıklarında liderler tarafından genel olarak niyet beyanı ve mevcut durumun teyidi yapıldı. İki gün süren toplantının dikkat çekici bölümleri ise ekonomik konular, ticaret, Avro Zirvesi ve Brexit’e ilişkin oldu.

Büyüme ve Rekabet Gücü

AB Konseyi, Birliğin en temel hedefleri arasında gösterilen Tek Pazar stratejisinin tamamlanabilmesi için ülkelerin Dijital Tek Pazar, Sermaye Piyasaları Birliği ve Enerji Birliği konularında daha fazla çaba göstermesi gerektiği mesajını verdi. Bu amaç için Konsey, üye ülkelerdeki dijital politika, para ve sanayi politikalarının Tek Pazar vizyonu ile oluşturulması gerektiğini vurgularken, yetkililerin hem üye ülkeler arası hem de bölgeler arası yakın işbirliği ile ortak gelecek için çalışmalarını talep etti. Diğer yandan Birliğin dayandığı ilkelerden biri olan eşgüdümlü ve kapsayıcı mali politikaların oluşturulması ve bu sayede Ekonomik ve Parasal Birlik’in (EPB) sorunsuz işlemesi amacıyla, uluslararası serbest ticaretin önündeki engellerin kaldırılması bir kez daha net bir şekilde ortaya koyuldu.

Konsey toplantısında ticaret politikasına ilişkin ABD ile sorunlar da gündeme geldi. AB’nin DTÖ’nün açık, çok taraflı ve kurallara dayalı ticaret sistemine olan bağlılığı yinelenirken; serbest ticaretin büyüme, kalkınma ve istihdam için vazgeçilmez olduğu belirtilerek, hâlihazırda Meksika, MERCOSUR, Japonya ve Singapur ile sürmekte olan STA görüşmelerine öncelik verileceği açıklandı. Bu adımlarla ve geliştirilen ilişkilerle AB, sağlam bir ticaret politikası izlemeye, değerlerini ve standartlarını dünya çapında tanıtmaya ve eşit bir oyun alanı yaratmaya devam edeceğinin sinyalini vermiş oldu.  Öte yandan, ABD Başkanı Trump’ın, kutuplaşmayı daha da artıracak, alüminyum ve çelik ihracatına ek vergi koyma kararı kınandı ve 1 Mayıs’a kadar geçerli olan muafiyet süresinin daimi olması gerektiğine dikkat çekildi. Konsey, ABD’nin bu kararının arkasındaki ulusal güvenlik endişesi savının ise kesinlikle yerinde olmadığını ve bu problemin çözümünün ek vergiler yerine, eşitlikçi bir şekilde ikili ve bölgesel ilişkilerin geliştirilmesinden geçtiğini belirtti.

Avro Zirvesi

23 Mart’ta Konsey toplantısına paralel olarak gerçekleşen Avro Zirvesi’nin gündeminin ana konusu ise Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB) oldu. EPB’nin derinleştirilmesi hakkında görüş alışverişi yapılan zirvede ilk somut kararların haziran ayında gerçekleşecek Konsey toplantısında alınacağı yönünde sinyaller verildi. Liderler, Bankacılık Birliği’nin güçlendirilmesi ve Avrupa İstikrar Mekanizması’nın yenilenmesi konularında kararlılıklarını vurgularken, bu iki noktanın EPB’nin güçlendirilmesi için ve finansal şoklar karşısında dayanıklılık için vazgeçilmez olduğunu bir kere daha teyit ettiler.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk toplantı sonrası, AB’deki ekonomik ortamın avronun kullanılmaya başlandığı tarihten bu yana en iyi göstergelere sahip olduğunu belirterek içinde bulunulan dönemin uzun vadeli planların uygulanması için en uygun zaman olduğunun altını bir kez daha çizdi. AB’nin uzun vadeli planlarından olan dijital dönüşüm ve dijital tek pazar konularında, vergi kaçakçılığı ile mücadele için müktesebatın nasıl kapsayıcı bir düzleme oturtulması gerektiği, tüm liderlerin işbirliği sözü ile ortaya koyuldu. Bilindiği üzere Avro Zirvesi’nin amacı, tüm üye ülkelerdeki ulusal politikaların AB düzeyinde görüşülmesi ve bu politikaların Birliği daha da güçlendirecek şekilde gelişmesinin sağlanması. Bu doğrultuda Avro Zirvesi, liderlerin ortak hareket taahhütleriyle sona erse de, ekonomik ve politik kararların uyumlaştırılması daha zaman alacak gibi görünüyor.

Brexit Sonrası AB ile Birleşik Krallık Arasındaki İlişkiler

AB Konseyi’nde görüşülen ve somut bir kararın çıktığı en önemli alan ise Birleşik Krallık’a ilişkin idi. 27 Üye Devletin liderleri, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması sonrasında AB ile bu ülke arasındaki ikili ilişkilerin çerçevesine dair yönlendirici ilkeleri kabul ettiler. AB, Bileşik Krallık ile öncelikle ticaret ve ekonomi alanında mümkün olabilecek en yakın işbirliğini geliştirmek istiyor. Bu işbirliği alanlarının başında da ticaret ve ekonomik işbirliği, güvenlik ve savunma geliyor. 

Konsey Birleşik Krallık ile ekonomik ilişkiler kapsamında dengeli ve geniş kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması (STA) için çalışmalara başlanmasına hazır olduklarını ve bu anlaşmanın Birleşik Krallığın AB’den ayrılmasının gerçekleşmesinden sonra yapılabileceğini belirtti. Söz konusu yönlendirici ilkeler kapsamında anlaşmanın kapsamına da açıklık getiren Konsey, bunun bütün sektörleri kapsayan, gümrük tarifeleri ve miktar kısıtlamaları olmayan, aynı zamanda menşe kurallarını içeren bir anlaşma olması gerektiğini belirtiyor. Bunun yanı sıra tarafların mevzuat ve yargı alanlarında özerkliklerini ve Gümrük Birliği’nin bütünlüğünü koruyarak gümrük alanında işbirliği yapmalarını öngörüyor. Ticarette teknik engeller, sağlık ve bitki sağlığına ilişkin düzenlemelerin yanı sıra isteğe bağlı düzenlemelere dair işbirliği de mal ticareti alanındaki ilişkilerin diğer boyutunu oluşturuyor.

Hizmet ticaretine ilişkin olarak ise, Birleşik Krallık’ın AB üyeliğinden ayrılmasından sonra üçüncü ülke kapsamına girecek olmasından dolayı, AB ülkelerinde veya Birleşik Krallık’ta hizmetler piyasasına erişimi ve hizmet sağlayan tarafın ilgili ülkede tabi olacağı hizmet sağlanmasına dair düzenleme, denetlenme, uygulama ve yargıya ilişkin kuralların belirlenmesi gerekli. Kamu alımları piyasaları, yatırımlar ve fikri mülkiyet haklarının korunması da düzenlenmesi geren diğer alanlar olarak belirlenmiş durumda.

Birleşik Krallık ile AB arasındaki gelecekteki ortaklığın iklim değişikliği, çevre kirliliği, sürdürülebilir kalkınma gibi küresel sorunlara karşı işbirliğinin sürdürülmesi gerektiği belirtiliyor. Gelecekteki işbirliğinin aynı zamanda kişilerin serbest dolaşımını da içermesine önem veriliyor. Bunun, karşılıklılık ilkesi ve ayrım gözetilmemesi ilkesine dayanılarak sağlanması; sosyal güvenlik ve mesleki yeterliliklerin tanınmasını da içermesi gerektiği ifade ediliyor.

Sosyo-ekonomik işbirliği alanında ise ulaştırma hizmetlerinin ve Birlik Programları’nın göz önüne alınması gerektiği belirtiliyor. Ulaştırma hizmetlerinin, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasından sonra ulaşım bağlantılarının sürdürülebilmesini sağlaması, başta havacılık olmak üzere bütün ulaştırma alanlarında AB ile Birleşik Krallık arasında anlaşmaların yapılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Birlik Programları alanında ise araştırma ve yenilikçilik, eğitim ve kültür başta olmak üzere Birleşik Krallık’ın bu programlara katılımının da üçüncü ülkelerin AB programlarına katılımı çerçevesinde düzenlemesi gerektiği belirtiliyor.

Birleşik Krallık’ın AB ile coğrafi yakınlığı ve karşılıklı ekonomik bağımlılığı göz öne alındığında, gelecekteki ilişkilerin karşılıklı garantiler ve hareket serbestliği sağlanacak şekilde düzenlenmesi önem taşıyor. Bu dar kapsamda; devlet yardımları, vergilendirme, çevre gibi alanlardaki önlemlerin ve uygulamaların haksız rekabeti önlemesi için uluslararası ve AB standartlarına göre uyumlaştırılmış kuralların ve mekanizmaların oluşturulması gerekiyor.

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı

Emre Sakızlı, İKV Uzman Yardımcısı