İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 NİSAN 2018

AB GÜNDEMİ: Batı Balkanların AB Karnesi ve 2018 Genişleme Paketi

Batı Balkanların AB Karnesi ve 2018 Genişleme Paketi

Avrupa Komisyonu, genişleme politikası kapsamında, Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye’ye ilişkin ülke raporları ve 2015 yılında ortaya koyduğu orta vadeli Genişleme Stratejisi’nin uygulama aşamasını değerlendirdiği 2018 Genişleme Paketi’ni, 17 Nisan 2018 tarihinde açıkladı. Kamuoyunda “İlerleme Raporu” olarak bilinen bu raporlar, Komisyon genişleme politikası kapsamındaki ülkelerdeki karmaşık tablo nedeniyle midir bilinmez 2015 yılından beri “Ülke Raporu” adıyla yayımlanıyor.

2018 Genişleme Paketi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Strazburg’da AP Genel Kurulu’nda, AB’nin geleceğine dair görüşlerini aktardığı konuşma ve Komisyonun Güvenlik Birliği’ne ilişkin İlerleme Raporu ile aynı gün açıklanması sebebiyle olsa gerek beklenen ilgiyi göremedi. Bunun yanında, paketin kabul edileceği Komisyon Üyeleri Heyeti toplantısının uzaması nedeniyle Genişleme Paketi, adet olduğu üzere bu kez önce AP Dış İlişkiler Komitesi’nde tartışılmadan, Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile Komisyonun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn tarafından düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.

2018 Genişleme Paketi, Komisyonun genişleme paketleri takviminde yaptığı değişikliğin ardından açıklanan ilk genişleme paketi olma özelliğine sahip. Komisyonun geleneksel olarak sonbahar aylarında açıkladığı genişleme stratejisinin ve ilerleme raporlarının açıklanma tarihi, hiçbiri işleyen piyasa ekonomisi olarak nitelendirilemeyen Batı Balkan ülkelerinde ekonomi yönetişimine yapılan vurguyu artırmak üzere, ilkbaharda açıklanan Ekonomik Reform Programlarının takvimiyle uyumlu hale getirilmişti. Komisyonun 2015’ten bu yana yayımladığı Ekonomik Reform Programları, bu yıl ilk kez Genişleme Paketi kapsamında yayımlandı.

Komisyonun hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi reformu, demokrasi, temel haklar, ekonomi yönetişimi ve bölgesel işbirliğine öncelik veren  “önce temel konuların ele alınması” (fundamentals first) yaklaşımını sürdüren Genişleme Paketi, Şubat ayında ortaya koyulan ve Karadağ ile Sırbistan için 2025’in üyelik tarihi olarak telaffuz edildiği Batı Balkanlar Stratejisi’yle paralellik taşıyor.

Batı Balkan ülkelerinin son bir buçuk yıl içerisinde AB yolunda kat ettiği mesafe değerlendirildiğinde, 2018 Genişleme Paketi’nden en kârlı çıkan iki ülkenin Komisyonun kaydedilen ilerleme ışığında katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye ettiği Arnavutluk ile Makedonya olduğu görülüyor. Katılım müzakerelerine başlanması konusundaki nihai kararın, konuyu haziran ayındaki AB Zirvesi’nde değerlendirecek olan AB liderleri tarafından verileceğini belirtmek gerekiyor. Komisyonun bu süreçte, Hollanda ve Fransa gibi bazı üye ülkelerde AB’nin genişlemesine duyulan şüpheciliği ve söz konusu ülkelerin yeterli hazırlık düzeyine ulaşıp ulaşmadığına dair endişeleri de ele alması gerekecek.

Arnavutluk: Yargı Reformu Katılım Müzakerelerinin Kapısını Araladı

Komisyon, 2009 yılında AB üyelik başvurusunda bulunan ve beş yıl sonra aday ülke statüsü ele eden Arnavutluk’un katılım müzakerelerine başlayabilmesi için kamu yönetimi reformu, yolsuzlukla mücadele, örgütlü suçlarla mücadele, insan haklarının korunması ve yargı reformunu öncelik olarak belirlemişti. Bir önceki Genişleme Paketi’nde ise Komisyon, beş kilit öncelikten biri olan yargı reformunun uygulanmasında somut ilerleme kaydedilmesi koşuluyla katılım müzakerelerinin başlatılmasına yeşil ışık yakmıştı.

Komisyonun değerlendirmelerine göre Tiran, 2017 yılı başında parlamento faaliyetlerini sekteye uğratan siyasi kutuplaşmaya rağmen beş kilit önceliğin uygulanmasında ilerleme sağlamaya devam etti. Kamuda siyasileşmenin önlenmesi ve profesyonelliğin artırılması yönünde önemli adımlar attı. Yolsuzlukla ve başta uyuşturucu kaçakçılığı olmak üzere örgütlü suçlarla mücadele alanında kararlı çabalarını sürdürdü; insan haklarının ve özellikle azınlıklara mensup kişiler ile Roman kökenlilerin temel haklarının ve mülkiyet hakkının etkili şekilde korunması için ek önlemler kabul etti. Arnavutluk’ta 2016 yılında kabul edilen kapsamlı yargı reformu stratejisi, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla karakterize edilen siyasi gelenekten uzaklaşılmasında etkili oldu. Komisyonun bir önceki raporda üzerinde önemle durduğu konulardan hâkim ve savcıların güvenlik araştırmasına tabi tutulmasına ilişkin olarak ilk somut sonuçların elde edilmesi, rapora olumlu şekilde yansıdı. Arnavutluk, yargı kurumlarının bağımsızlığının, etkinliğinin ve hesap verebilirliğinin artırılması yönünde adımlar atmak suretiyle yargı reformunda somut ilerleme sağlayarak, müzakerelerin başlatılması yönünde bu kez koşulsuz tavsiye almayı başardı.

Makedonya: İvme Kazanan Reformlar Sayesinde En Olumlu Ülke Raporu

Yunanistan ile arasındaki “isim sorunu” ve bunun tetiklediği diğer sorunlar nedeniyle, bölge ülkeleri arasında önde başladığı AB yolculuğu çıkmaza girme riskiyle karşı karşıya gelen ve yakın geçmişte AB koşulluluğunu sınayan bir vakaya dönüşen Makedonya, geçtiğimiz yıllardan farklı olarak, uzun zaman sonra ilk kez Komisyondan bu kadar olumlu bir değerlendirme aldı. 2015’te dinleme skandalının patlak vermesiyle tarihinde iç savaşın eşiğine geldiği 2001 yılı krizinden sonraki en derin siyasi krize sahne olan Makedonya, bu olumlu değerlendirmeleri, krizin aşılmasıyla Mayıs 2017’de göreve gelen Başbakan Zoran Zaev liderliğindeki hükümetin attığı kararlı adımlara borçlu. Ülkenin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşmesi için gerekli reformların kabul edilmesini ve komşu ülkelerle ilişkilerin iyileştirilmesini öncelik haline getiren Zaev hükümeti, gecikmiş reformların da gerçekleştirilmesini sağladı. Bu süreçte, ülkede krizi sonlandırmak üzere siyasi parti liderleri tarafından AB arabuluculuğunda varılan Przino Anlaşması’nın ve belirlenen Acil Reform Önceliklerinin uygulanmasında önemli ilerlemeler kaydedildi.

Yeni hükümetin, komşu ülkelerle ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönünde attığı kararlı adımlar, ülkenin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme sürecindeki en büyük engel olarak görülen isim sorununun çözümü için de iyimser bir ortamın oluşmasını sağladı. Bir dönem Makedonya’nın AB katılım müzakerelerine başlaması konusunda çekincelerini dile getiren Bulgaristan ile bir dostluk anlaşmasının akdedilmesi ve Yunanistan’ın tepkisini çeken Üsküp Büyük İskender Havalimanı’nın isminin değiştirilmesi doğrultusunda atılan adımlar önemliydi. Bununla birlikte, Yunanistan’la devam eden isim sorunun çözümüne yönelik müzakerelerin ivme kazanması, AB ile bütünleşme sürecinde umutları artıran önemli bir gelişme olarak kayda geçti. Şubat ayında Makedonya’nın Yunanistan’a isim konusunda; “Kuzey Makedonya Cumhuriyeti”, “Yukarı Makedonya Cumhuriyeti”, “Vardar Makedonyası Cumhuriyeti” ve “Makedonya Cumhuriyeti (Üsküp)” olmak üzere dört seçenek sunduğu biliniyor. Yukarıda bahsi geçen tüm gelişmeleri hesaba katan Komisyon, 2009 yılından bu yana olduğu gibi bu yıl da Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını tavsiye etti ancak bu kez tavsiyesini sürdürmek için 2015 ve 2016 yıllarında olduğu gibi ek koşullar sunmayarak, varılan ilerlemeyi takdir etmiş oldu. Üsküp, AB liderlerinin genişleme konusunda karar almaları beklenen haziran ayındaki AB Zirvesi’ne kadar Atina ile isim sorununa ilişkin bir anlaşmaya varmayı hedefliyor. Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Hahn’ın da önümüzdeki iki hafta içerisinde isim sorununun çözümüne yönelik bir anlaşmaya varılacağı sinyalini vermesi, Makedonya’nın katılım müzakerelerine başlamak için Konsey’den yeşil ışık alabileceğine dair beklentileri artırıyor.

Karadağ: Seçim Çerçevesine Duyulan Güven Eksikliği

Bölge ülkeleri arasında AB ile bütünleşme sürecinde en ileride olan ve Komisyonun şubat ayında açıkladığı Batı Balkanlar stratejisinde 2025’e kadar AB’ye üye olabileceğini telaffuz ettiği Karadağ’da, son bir buçuk yıl içerisinde siyasi yaşama damgasını vuran gelişme, Ekim 2016’daki seçimlerin ardından muhalefetin parlamentoyu boykot etme kararı alması oldu. Her ne kadar Aralık 2017’de muhalefetin bir bölümünün parlamentoya dönmesiyle boykot kısmi şekilde sona erse de, Komisyona göre siyasi kutuplaşmanın boyutu ve siyasi diyalog eksikliği endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Komisyonun seçim çerçevesine duyulan güven eksikliğini vurguladığı Karadağ ülke raporunun açıklamasından yalnızca iki gün önce, 25 yıldır ya başbakan veya cumhurbaşkanı rolünde ya da perde arkasından ülkedeki siyasete yön veren Milo Cukanoviç’in yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi ise dikkat çekiciydi.

2012’de başladığı müzakerelerde 35 fasıldan 30’unu açarak bunlardan üçünü geçici olarak kapatan ve katılım müzakerelerinde yol almayı sürdüren Karadağ, hukukun üstünlüğü alanında yasal ve kurumsal çerçevenin oluşturulması konusunda ilerlemeyi sürdürmesine karşın uygulamada yeterli seviyede ilerleme kaydedemedi. Komisyona göre, özellikle ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, yolsuzluk ve örgütlü suçlarla mücadele, kara para aklama ve insan kaçakçılığının önlenmesi başta olmak üzere hukukun üstünlüğü alanındaki iki kilit fasılda (Yargı ve Temel Haklar ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) somut sonuçlarla desteklenecek şekilde ilerleme kaydedilmesi, Karadağ’ın katılım müzakerelerinin genel hızını belirlemede etkili olacak.

Sırbistan: Kosova ile Normalleşme ve Hukukun Üstünlüğü Belirleyici Önemde

Şubat ayında kamuoyuyla paylaşılan Batı Balkanlar Strateji Belgesi’nde Komisyonun 2025’e kadar üyelik perspektifi sunduğu bir diğer ülke olan Sırbistan, 2014 yılında başladığı katılım müzakerelerinde 12 faslı açarak bunlardan ikisini kapatmış durumda. Son bir buçuk yıl içerisinde, hukukun üstünlüğü alanında bazı ilerlemeler kaydetmesine rağmen Belgrad’ın; ifade özgürlüğü için elverişli ortamın yaratılması, yargının bağımsızlığı ve etkinliğinin artırılması, örgütlü suçlarla ve yolsuzlukla mücadele alanında sürdürülebilir bir sicil oluşturulması gibi konularda çabalarını artırarak somut sonuçlar elde etmesi gerekiyor.

Komisyona göre, Sırbistan’ın katılım müzakerelerinde kat edeceği yol, bir diğer deyişle 2025’e kadar AB üyeliği hedefinin gerçekleştirilmesi; hukukun üstünlüğü alanında reform ivmesinin hız kazanmasına ve 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden ve bugün 23’ü AB üyesi 110 devlet tarafından tanınan Kosova ile ilişkilerin normalleşmesine bağlı olacak. Sırbistan ile Kosova arasında AB arabuluculuğundaki üst düzey diyaloğun devam etmesine karşın Belgrad’ın Kosova ile ilişkilerini kapsamlı şekilde normalleştirmek üzere kayda değer çaba sarf etmesi ve elverişli koşulları yaratması da şart. Komisyona göre, bu konuda hukuki açıdan bağlayıcı bir anlaşmaya varılması, gerek Sırbistan’ın gerekse Kosova’nın AB ile bütünleşme yolunda ilerleyebilmeleri için hem acil hem de zaruri.

Bosna-Hersek: Seçim Yasası Değişmezse Siyasi Paraliz Kapıda

Yıllar süren tıkanıklığın ardından nihayet AB’nin koşulluluk politikasını gözden geçirerek sosyoekonomik reformlara öncelik veren bir yaklaşım benimsemesi sonucu Şubat 2016’da AB’ye üyelik başvurusunda bulunan Bosna-Hersek’te, Komisyonun değerlendirmesine göre, 2017 yılında reform ivmesi yavaşladı. Komisyonun bir önceki genişleme paketinde üzerinde durduğu AB konularında koordinasyon mekanizmasının nihayet Haziran 2017’de oluşturulması sayesinde Bosna-Hersek, Komisyonun üyelik başvurusuna yönelik görüşünü oluşturmada yararlanacağı soru listesine eşgüdümlü cevaplar sunmayı başarabildi.

Sosyoekonomik reformların uygulanması, hukukun üstünlüğü ve kamu yönetimin AB standartlarıyla uyumlu şekilde güçlendirilmesi ve tüm yönetim düzeylerinde işbirliğinin artırılması, Komisyonun Bosna-Hersek’ten temel beklentilerini oluşturuyor.

Bosna-Hersek’in acilen ele alması gereken konuların başında ise ekim ayında gerçekleşecek seçimlerin öncesinde seçim yasasının değiştirilmesi geliyor. Aralık 2016’da anayasa mahkemesi, ülkeyi oluşturan iki entiteden Bosna-Hersek Federasyonu Temsilciler Meclisi’ne Hırvat üyelerin seçiminde Boşnaklara orantısız yetki verdiği gerekçesiyle seçim yasasının anayasaya uygun olmadığına hükmetmiş ve değiştirilmesini talep etmişti.  Seçim yasasının ekim ayındaki seçimlerde uygulanabilmesi için mayıs ayına kadar değiştirilmesi önem taşıyor. Aksi takdirde, Bosna-Hersek’te gerek devlet gerekse entite düzeyinde hükümetin kurulamayarak, siyasi kurumların paralize uğrama ve ülkenin yeni bir siyasi krize sürüklenme riski bulunuyor.

Kosova: Vize Serbestliğine Bir Adım Daha Yakın

Komisyonun değerlendirmesine göre, Kosova’da uzun süren seçim süreci ve zorlayıcı siyasi ortam nedeniyle 2017 yılında AB ile ilgili reformlarda yavaşlama yaşandı.  Eylül 2017’de göreve gelen Ramush Haradinaj liderliğindeki koalisyon hükümeti, reformların kabul edilmesi konusunda sınırlı ilerleme kaydetti. Bazı oturumlarda göz yaşartıcı gaz kullanımına varan vakalar yaşanması ülkedeki siyasi kutuplaşmanın boyutunu gözler önüne serdi.

Geçen bir buçuk yıllık süre içerisinde Kosova’nın AB ile bütünleşme sürecinde kaydettiği en önemli başarı, mart ayında Karadağ ile arasındaki sınırın belirlenmesine ilişkin anlaşmayı onaylaması oldu. Kosova-Karadağ sınır anlaşmasının onaylanması, aynı zamanda Batı Balkan ülkeleri arasında vatandaşları AB ülkelerine vizesiz seyahatten istifade etmeyen tek ülke konumundaki Kosova’nın vize serbestliği için karşılaması gereken kriterlerden biriydi. Anlaşmanın yoğun protestolara rağmen Kosova Parlamentosunda onaylanması, Komisyon tarafından gerek iyi komşuluk ilişkilerinin tesis edilmesi gerekse vize serbestliği yolunda atılmış hayati bir adım olarak nitelendirildi. AB’nin üzerinde önemle durduğu konular arasında yer alan Kosova Savaşı sırasında ve sonrasında işlenmiş suçların yargılanması amacıyla Lahey’de kurulan Özel Savaş Suçları Mahkemesine ilişkin kanunun iptali için Aralık 2017’de çoğu iktidarda bulunan, koalisyona mensup bir grup milletvekilinin girişimde bulunması, Kosova ülke raporuna olumsuz şekilde yansıdı. Komisyon, söz konusu girişimin Kosova’nın uluslararası yükümlülüklerine bağlılığı konusunda soru işaretleri uyandırdığına yer verdi.

Komisyonun Belgrad ile ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin bölümde, Sırbistan için yaptığı gibi Kosova’yı da ilişkilerin normalleştirilmesi için gerekli koşulları oluşturmakla görevlendirmesi ve benzer ifadeler kullanması dikkat çekti.

Komisyona göre, AB ile bütünleşme sürecinde erken hazırlık düzeyinde olan Kosova’da hükümetin yapması gereken, reformlara ağırlık vererek Kosova için stratejik önem taşıyan konularda uzlaşı sağlamak. AB ile Kosova arasında imzalanarak, Nisan 2016’da yürürlüğe giren ve üyelik başvurusu için ön adım olarak değerlendirilen İstikrar ve İşbirliği Anlaşması ile buna eşlik eden Avrupa Reform Gündemi’nin uygulanmasının hızlandırılması da Kosova’nın yapması gerekenler arasında yer alıyor.

Batı Balkanlar için Bir Sonraki Durak Sofya

Komisyonun Genişleme Paketi’ni açıklamasının hemen ardından önce Yüksek Temsilci Mogherini’nin ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Hahn’ın, birkaç gün sonra da AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’un Batı Balkan ülkelerini ziyaret ederek üst düzey temaslar gerçekleştirmeleri, AB’nin bölgeye verdiği önemi teyit ediyor.

Genişleme Paketi’nin açıklanmasının ardından, Batı Balkan ülkelerinin takvimindeki bir sonraki önemli tarih, altı Batı Balkan ülkesinin liderini AB üyesi mevkidaşlarıyla bir araya getirecek 17-18 Mayıs 2018 tarihli Sofya Zirvesi olacak. Kosova’nın bağımsızlık bildirisini tanımayan beş AB üyesi devletten biri olan ve Katalonya’daki bağımsızlık referandumunun ardından zorlu bir süreçten geçen İspanya’nın itirazı üzerine zirvede kabul edilmesi beklenen sonuç bildirgesinde, Batı Balkan ülkelerinin “devlet” yerine “ortak” olarak nitelendirilmesi, Sofya Batı Balkanlar Zirvesi’nden beklentilerin düşürülmesine etkili oldu. Buna, genişleme paketinin açıklanmasıyla aynı gün Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un AP üyelerine hitaben gerçekleştirdiği konuşmada, AB’nin kurumsal derinleşmesini ve reformunu tamamlamadan yeni bir genişlemeye onay vermeyeceğini açıkça ortaya koyan sözleri de eklenince, genişleme sürecinin Komisyonun öngördüğü çizgide ilerlemeyebileceği gerçeğini hesaba katmak gerekiyor.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzman