İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 EKİM 2018

KÜRESEL GÜNDEM: ABD ile Rusya Arasındaki Nükleer Silahsızlanmada Sona mı Geliniyor?

ABD ile Rusya Arasındaki Nükleer Silahsızlanmada Sona mı Geliniyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın, Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan Orta Menzilli Nükleer Silahları Sınırlandırma Antlaşması’ndan (Intermediate Range Nuclear Forces Treaty – INF) çekileceğini açıklaması, iplerin gerildiği uluslararası sistemde alevi daha da harladı. Soğuk Savaş sonrası kurulan düzenin her geçen gün daha da sınandığı bu günlerde, tarafları teyakkuza geçiren bu gelişme aslında bir anlaşmanın iptalinden çok daha derin.

ABD Başkanı Trump bu kararını, Nevada eyaletinde düzenlediği seçim mitinginde açıkladı. ABD ara seçimlerine çok az bir zaman kala gerçekleştirilen açıklama, zamanlama açısından cumhuriyetçi seçmen üzerinde etki kuracak bir iç siyaset hamlesi olma özelliği taşısa da meselenin uluslararası ilişkiler boyutu çok daha ağır basıyor.

INF Nedir, Ne Değildir?

Dönemin ABD Başkanı Ronald Reagen ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov arasında düzenlenen ikili silahsızlanma anlaşması, 500 ile 5.500 km menzil aralığındaki karadan havaya füzelerin iki ülke tarafından da yasaklanmasını öngörüyor. Yani aslında bu, çok taraflı bir uluslararası sözleşmedense iki tarafın karşılıklı olarak silahsızlanmalarını garanti altına alan bir belge. Uzmanların da dile getirdiği gibi INF’nin imzalanması, Soğuk Savaş döneminin iki kutbunun, nükleer savaş tehdidini bertaraf etmek için attığı adımlar arasında yer alıyor.

INF’nin imzalanmasının ardından taraflar 1991 yılına kadar 2.700 civarında füzenin imhasını gerçekleştirmişti ve üslerini karşılıklı olarak gözetime açmıştı. Fakat son yıllarda ABD Başkanları pek çok kere Rusya’nın uzlaşıyı ihlal ettiği ve orta menzilli füzeler geliştirdiği yönünde iddialar ortaya atmıştı. Bunlar arasında en dikkat çekeni, 2014 yılında ABD eski Başkanı Barack Obama’nın iddialarıydı. Nitekim Başkan Obama ve ABD üstdüzey savunma bürokrasisi, INFden çekilmenin bir felaketi doğurabileceğini çeşitli kereler dillendirmişti. Son olarak ABD Başkanı Trump da bu ihlallere dikkat çekerek Rusya Devlet Başkanı Putin’i suçlamıştı.

Önceki bütün benzer gelişmelerden farklı olarak ABD Başkanı ilk defa INF’den çekileceklerini, açık şekilde, 20 Ekim 2018 tarihinde deklare etmiş oldu. ABD’nin son iddiasına göre Rusya, SSC-8 adlı yeni bir orta menzilli roketi geliştirerek INF’yi ihlal etti. Rusya’nın da ihlal iddialarını açık bir dille reddetmesinin ardından ABD yönetimi, Moskova’ya bir heyet göndererek yetkililerle yerinde görüşmelerde bulundu. Görüşmelerin sonuçsuz kalmış olması ihtimalinin, ABD Başkanı’nın açıklamalarında etkili olduğu da dillendiriliyor. Öte yandan ABD merkezli kaynaklar, bu sert yaklaşımın, ABD’de ulusal güvenlik danışmanlığı makamına John Bolton’un getirilmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu görüşünde. Bolton, silahsızlanma anlaşmalarına karşı şahin görüşleriyle bilinen ve bu antlaşmanın ABD’nin stratejik çıkarlarına ters düştüğünü göreve gelmeden önce de öne süren bir isim.

ABD’nin ilgili antlaşmayı gözden geçirmesine sebep olan bir diğer durum ise artan Çin nüfuzu. INF’nin tarafları ABD ve Rusya, karşılıklı olarak füze geliştirme kapasitelerini sınırlarken Pasifik’te her geçen gün askeri gücünü geliştirmekteki Çin, bu silahsızlanma mekanizmasının dışında kalarak, güncel envanterini geliştirmekten, yeni teknolojilerle donatmaktan geri durmuyor. Bölgede artan Çin-Japonya gerginliği ve ABD donanmasının varlığını korumaktan çekinmemesi bölgenin bir mayın tarlasına dönüşmesine sebep oluyor. Böyle bir atmosferde ABD, askeri gücünü sınırlandıracak her türlü idari ve hukuki prosedürü gözden geçirme eğiliminde.

Bütün bunlar yaşanırken, Rusya’nın tutumu da tahmin edileceği gibi bir hayli sert oldu. Rusya Devlet Başkanı Putin, INF’nin ABD tarafından geri çekilmesi halinde yeni bir silahlanma yarışının başlayabileceğini, ABD’ye bu konuda olası bir desteğin AB çevrelerinde güç kazanması halinde ise Avrupa’nın tehdit altında olacağını vurguladı. Çünkü tarihsel olarak da kısa ve orta menzilli füzelerin öncelikli tehdit yarattığı alan olarak Avrupa coğrafyası gösteriliyordu. Ayrı Putin, ABD tarafından ortaya atılan iddiaları açıkça reddetti. Rusya, bu konuya ilişkin sert bir tutum takınıp, Avrupa’ya karşı aba altında soba göstermekten de geri durmuyor. Dolayısıyla NATO da süreci olabildiğince yakından ve tedirginlikle takip ediyor.

ABD yönetiminin bu iddiaları, yakın dönemde NATO tarafından da kabul gördü ve Temmuz 2017 tarihli Brüksel Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde de yer buldu. NATO müttefikleri, ABD’ye destek vererek, Rusya’nın 9M729 füze sistemlerinin INF’ye aykırılık teşkil ettiğinin altını çizdi, NATO Genel Sekreteri Jen Stoltenberg de konuya ilişkin ABD desteğini o dönemde yineledi. Son gelişmeler ışığında da NATO Genel Sekreteri, bir NATO müttefikine karşı tehdidin tüm üyelere karşı tehdit sayılacağı mottosunu yineledi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, konunun tedirginlik yaratan tüm boyutlarını dikkate alarak, Rus mevkidaşı ile telefon görüşmesinde bulundu. Bu durum aslında, tüm kritik paydaşların konuyu ne kadar yakıdan takip ettiğini de gösteriyor.

Bu noktada sorulması gereken soru, ABD’nin böylesi bir ikili mekanizmadan çekilme hakkı bulunuyor mu? Böylesi bir soruya yanıt en basit haliyle “evet” olacaktır. Çünkü bu mekanizma bir çok taraflı uluslararası sözleşme değil, iki taraflı bir mekanizmadır ve ilgili metinde yazılı meşru hallerin karşılanması halinde, taraflar Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi gereğince çekilme hakkını saklı tutar.

De jure şekilde uluslararası doğan haklar mevcut olsa da, uluslararası sistemin güncel sınamaları ve gerilimi dikkate alındığında, bir silahsızlanma anlaşmasının tartışmaya açılıyor olması büyük ölçüde kaygı verici. Netice nükleer silahsızlanmayla mücadelenin geçtiğimiz yıllarda Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldüğü, Kara Mayınlarının Kullanımıyla İlgili Ottowa Sözleşmesi gibi mekanizmaların insansız hava araçları veya siber alan için de kullanılıp kullanılamayacağının tartışıldığı bir konjönktürde, silahsızlanma çabalarına açık bir darbe vurulmuş oldu.

Ahmet Ceran, İKV Uzmanı