İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 KASIM 2018

KÜRESEL GÜNDEM: ABD’nin İran’a Yönelik Ekonomik Yaptırımlarının İkinci Aşaması Devrede

ABD’nin İran’a Yönelik Ekonomik Yaptırımlarının İkinci Aşaması Devrede

ABD'nin İran’a uyguladığı yaptırımların ikinci aşaması 5 Kasım 2018 tarihinde yürürlüğe girdi. İran'ın petrol ve doğal gaz ticaretini hedef alacak yaptırımlar sadece bu ülkeyi değil, Türkiye gibi komşu ülkeleri de yakından etkiliyor. 9 ülke geçici olarak yaptırımlardan muaf tutuldu. Türkiye de yaptırımdan muaf olan ülkeler arasında. Ancak başta AB, Rusya ve Çin olmak üzere birçok ülke İran’a siyasi olarak destek vererek ABD’nin yaptığı bu uygulamayı haksız buluyorlar.

ABD’nin İran’a Yönelik İki Aşamalı Ekonomik Yaptırım Planı

Hatırlanacağı üzere, ABD Başkanı Donald Trump 8 Mayıs 2018 tarihinde sürpriz bir çıkış yaparak, 2015 yılında İran ile BM Güvenlik Konseyinin (BMGK) beş daimi üyesi olan ABD, Birleşik Krallık, Rusya, Çin ve Fransa’nın yanı sıra Almanya (P5+1) arasında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak adlandırılan nükleer anlaşmasından çekilme kararı aldığını açıklamıştı. Yapılan anlaşmanın bölgeye barış getirmediğini ve getirmeyeceğini öne süren Trump, ABD’nin anlaşmanın düzeltilmesi konusunda çağrıda bulunduğunu ama bunun işe yaramadığını belirtti. Çekilme kararının ardından yeni yaptırımlar gündeme geldi. Karardan sonra Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, İran'a yaptırımların yeniden yürürlüğe girdiğini ve bu süreçte İran ile yeni iş sözleşmeleri imzalanmaması gerektiğini belirtti. ABD Hazine Bakanlığı İran'a yönelik ilk yaptırım paketinin 6 Ağustos'ta, ikinci yaptırım paketinin ise 5 Kasım'da devreye gireceğini duyurdu. ABD’nin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da, 21 Mayıs 2018’de İran stratejisini açıkladı. Pompeo İran ile tekrar bir nükleer anlaşma yapılabilmesi için İran’ın 12 şartı yerine getirmesi gerektiğini belirtti. İran’ın söz konusu şartları yerine getirmesi durumunda ABD’nin yeni bir anlaşma için tekrar görüşmelere hazır olduğunu ve böyle bir anlaşma yapılacaksa bu anlaşmanın “ikili anlaşma” formatında olması gerektiğini belirterek ABD’nin asıl hedefinin anlaşma yapmak değil, Amerikan halkını korumak olduğunu açıkladı. Pompeo’nun sıraladığı 12 şart arasında İran’ın bölgedeki Amerikan karşıtı gruplara olan desteğini kesmesi; Suriye, Yemen ve Irak’tan askerlerini geri çekmesi gibi talepler yer alıyordu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesinin ardından İran’a yaptırımların ilk aşaması 6 Ağustos itibarıyla devreye girdi. Yukarıda da ifade edildiği üzere ABD Hazine Bakanlığı, İran’a yönelik yaptırımların 90 ve 180 günlük iki aşamayla uygulanacağını açıklamıştı.  İlk yaptırımlarla İran hükümetinin, ABD doları satın alması, altın ve değerli madenlerle ticaret yapması yasaklandı. Benzer şekilde İran hükümetinin ABD doları ve değerli madenleri satın almasına ve temin etmesine yardım eden, sponsorluk yapan, finansal, maddi veya teknolojik destek sağlayanlar ABD'nin yaptırımlarına tabi tutuldu. Yaptırımlar uyarınca ayrıca İran’ın çelik, kömür, alüminyum ticareti ile otomotiv sektörüne ambargo uygulandı. İran otomotiv sektörünü ilgilendiren ürün ve hizmetleri satan, tedarik veya transfer edenler yine 7 Ağustos 2018 tarihinden itibaren yaptırımlarla cezalandırılacaktı. 7 Ağustos’tan itibaren Tahran’a sivil havacılık yaptırımları da geri getirildi, İran’ın yolcu uçakları ve uçak parçası ithalatı engellendi.

Yaptırımların ilk etabında ABD’ye İran tarafından yapılan el yapımı halı ve gıda ürünlerinin ihracatı ile sanayiye ilişkin yazılım alımına engeller de getirildi. Son olarak İran’ın para birimi tümen üzerinden ülke dışında gerçekleşecek önemli işlemlere kısıtlamalar uygulanarak İran’ın dış borcuna bağış yapılması ve satın alınmasına yaptırımlar kapsamında yasak getirildi. İlk yaptırımların ardından Total, Air France, Peugeot, Renault, Siemens, Nestle, Roche, ve Daimler gibi büyük ölçekli şirketler İran piyasasından çekilmeye başladılar.

Yaptırımların İkinci Aşaması Devrede

ABD’nin İran’a yönelik ikinci yaptırım paketi 180 gün sonra, yani 5 Kasım’da devreye girdi. Bu tarihten itibaren İran'ın gemicilik sektörü, petrol ihracatı, İran Merkez Bankası ve genel anlamda İran'ın enerji sektörü üzerindeki yaptırımlar yeniden uygulanmaya koyuldu. Söz konusu yaptırımın içerdiği 6 madde ise şu şekilde: Maddelerin başında, İran'ın liman operatörleri, gemicilik ve gemi inşaatı sektörleri bulunuyor. İran İslam Cumhuriyeti Gemicilik Hatları, Güney Gemicilik Hattı gibi firmaları ve bunların ilgili olduğu kuruluşları kapsıyor. İkinci maddesini petrolle ilgili işlemler oluşturuyor. İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) ve Ulusal Tanker Şirketi (NITC) gibi kuruluşları da kapsayan yaptırımlar, İran'dan petrol, petrol ürünleri ya da petrokimya ürünlerinin satın alımına uluslararası kısıtlamalar getiriyor. Üçüncü madde yabancı finans kuruluşlarının İran Merkez Bankası ve belirli İranlı finans kuruluşları ile yaptığı işlemleri içeriyor. Dördüncü madde yine İran Merkez Bankası ve bazı İranlı finans kuruluşlarına özel finansal mesaj hizmetlerinin önlenmesini içeriyor. İran'a yönelik yaptırımların beşinci ve altıncı maddelerinde de aracılık ve sigorta şirketleri ile İran enerji sektörüne yönelik kısıtlamalar bulunuyor.

ABD Hazine Bakanlığı, İran yaptırımlarının ikinci paketi kapsamında ambargo uygulanacak 700'ü aşkın kişi, kurum, uçak ve geminin isimlerini de yayımladı. Hazine Bakanlığı sitesinde yayımlanan listede, 300'den fazla İran vatandaşı, enerji taşımacılık sektörlerinde faaliyet gösteren 100'den fazla kurum ve 200'ün üstünde gemi, 50'si İranlı bankalar olmak üzere 70 finans kuruluşu, İran Havayolları ile 67 uçağı da yer aldı. Yaptırım uygulanacak bankalar arasında İran İhracat Kalkınma Bankası, Bank Melli, Arian Bank, Future Bank, Ghavamin Bank, Bank Sepah, Endüstri ve Maden Bankası, Post Bank, Bank Tejarat, Ayendah Bank, Europaisch-Iranische Handelsbank AG ve Day Bank öne çıktı. ABD Hazinesi, bu bankaların yurtiçi ve yurtdışı iştiraklerini de yaptırım kapsamına aldı. İran Ulusal Petrol Şirketi'nin de eklendiği listede, kuruluşun İran dışında faaliyet gösteren onlarca iştirakinin de yaptırımlara tabi tutulacağı görüldü. İran İslam Cumhuriyeti Gemicilik Şirketi (IRISL), NITC ve kontrol ettikleri 211 gemi ve ilişkili oldukları 65 özel ve tüzel kişiye de ambargo uygulanacağı bildirildi. Valfair, Hafez Darya Arya, Safiran Payam Darya isimli taşımacılık şirketleri de IRISL ve NITC'nin iştirakleri oldukları gerekçesiyle yaptırım listesine alındı.

ABD'nin, İran yaptırımlarının ikinci aşamasını başlatmasının ardından dünya çapında bankalar arasında elektronik fon transferi sağlayan ve merkezi Belçika'da bulunan SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication), açıklama yaparak bazı İran bankalarının küresel finansal sistemin istikrarı ve bütünlüğü için elektronik fon transferi sistemine erişimlerinin yasaklandığını ayrıca duyurdu.

Şüphesiz ki İran’a en büyük darbeyi ikinci aşama vuracak çünkü ülkenin ekonomisi büyük ölçüde petrole dayalı. İran Ulusal Petrol Şirketi’ne göre, ülkenin yaklaşık 150 milyar varil ham petrol rezervi ve 33,5 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunuyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (Organization of the Petroleum Exporting Countries, OPEC) içinde Venezuela ve Suudi Arabistan’ın ardından en büyük üçüncü petrol rezervine sahip olan İran, dünyada da Kanada’nın ardından en büyük dördüncü petrol rezervine sahip ülke konumunda. İran’ın günlük 2 milyon 200 bin varil olan ham petrol ihracatının yarısı Çin ve Hindistan’a, yüzde 25’i Avrupa’ya bir kısmı da Güney Kore ve Japonya’ya gönderiliyor. Yaptırımların petrol ihracatını ilk etapta günlük ortalama 500 bin varil azaltması öngörülüyor. Güney Kore ve Japonya’nın, ABD’den muafiyet arayışları ise sonuç vermedi. Bu ülkelerin, ikinci aşama yaptırımların devreye gireceği kasım ayına kadar İran’dan petrol ihracatını durdurması bekleniyor. Bu da yaklaşık 60 milyar dolar olan İran’ın yıllık petrol gelirinin 27 milyar dolar azalması anlamına geliyor.

Yaptırımlar Karşısında Türkiye Muaf, Dünya ise Tepkili

Asıl merak edilen, yaptırımların Türkiye’ye olan etkileriydi. Türkiye en başından beri ambargo konusunda kendisine muafiyet talep ediyordu. Bilindiği üzere İran, Türkiye’nin birinci ham petrol ve ikinci doğal gaz tedarikçisi. Türkiye İran’dan yıllık yaklaşık olarak 9,5 milyar metreküp civarında doğalgaz alıyor. Burada İran'dan doğalgaz ithalatının uzun dönemli bir kontrata dayalı olarak yapıldığına dikkat çekilmelidir. Bu kontratın süresi 2026 yılına kadar ve devam ediyor. Benzer şekilde 2016 yılında yaptırımların kaldırılmasına yönelik anlaşmayı müteakiben İran da Türkiye'ye ham petrol ithalatını arttırmaya başladı ve geçtiğimiz yıl, Türkiye'nin ham petrol ithalatının neredeyse yarısını karşıladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun 2017 verilerine göre Türkiye yıllık ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 50'sini İran'dan yaptığı ithalat ile karşılıyor. Buna göre Ankara Tahran'dan günde yaklaşık 200 bin varil petrol ithal ediyordu. Yeni yaptırımlar, Türkiye'nin İran'dan alacağı ham petrolün azalması demek olacaktı. Geçmişte, Irak ve İran’a uygulanan benzer yaptırımlardan en büyük zararı Türkiye gördü. Türkiye benzer bir durum yaşamak istemiyordu.

Yaptırımların açıklanmasının ardından, ABD yönetimi, petrol arzındaki azalış nedeniyle küresel petrol fiyatlarının artmasını istemediğini belirterek Türkiye’nin de dâhil olduğu 9 ülkeye (Çin, Hindistan, İtalya, Yunanistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Afganistan) geçici muafiyet tanınacağını duyurdu. Türkiye böylece 6 aylığına yaptırımlardan muaf tutulmuş oldu. Ancak ABD yönetimi bu süre zarfında, Türkiye'nin de dâhil olduğu bu ülkelere İran'la petrol ticaretlerini en alt seviyeye indirmelerini istiyor. Şüphesiz ki, söz konusu yaptırımlardan Türkiye’nin muaf 8 ülkeden biri olması memnuniyet vericidir. Ancak, geçici bir süre diye belirtilmesi de dikkatle değerlendirilmelidir. Trump yönetimi 6 ay sonunda tekrar bir durum değerlendirmesi yapıp karar verecek. İran kapısının kapanması durumunda Ankara'nın ham petrol için listesinde Irak, Rusya ve Suudi Arabistan gibi ülkeler bulunuyor. Yeni yaptırımlar ve muafiyet sonrasının nasıl bir yönde seyredeceği henüz belli olmamakla birlikte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklaması bir anlamda izlenecek politikaya dair işaret verir nitelikte. Erdoğan, 5 Kasım'daki önlemlerin devreye girmesi sonrası yaptığı açıklamada "Yaptırımlar konusunda bizim duruşumuz hep net olmuştur. Hele hele petrole yönelik konularda biz hep bunu söylemişizdir; bunlar alternatifsiz bir şeydir, dolayısıyla bir yaptırıma kesinlikle uymayız" şeklinde konuşmuştu.

Türkiye’nin dışında da birçok ülkeden özellikle de anlaşmanın P5+1 grubunun ABD dışında kalan beş imzacısından yaptırımlara karşı çıktıklarına dair mesajlar geldi. Bu ülkeler 25 Eylül-1 Ekim 2018 tarihleri arasında gerçekleşen 73’üncü BM Genel Kurulu sırasında da ambargoya karşı tutumlarını zaten açıklamışlardı. Rusya, İran’a yaptırımlara uymayacağını ilan ederken, Çin de İran’dan petrol alımına devam edeceğini duyurdu. Bu ülkelerde bazı firmalar, İran’la ilişkilerinde düzenlemeye gitseler de iki ülke de devlet olarak İran’la ilişkilerin süreceğini açıkladılar. Son olarak, AB+3 (Almanya, Birleşik Krallık, Fransa) Dışişleri Bakanları 2 Kasım 2018 tarihinde KOEP anlaşmasına desteklerini yineleyen ve ABD ambargosuna karşı kararlılık ifade eden ortak bir açıklama yaptılar. Açıklamada, “Amacımız AB hukuku ve BMGK 2231 sayılı kararı uyarınca İran ile yasal ticaret yürüten Avrupalı aktörleri korumaktır” denildi. İran ile finansal kanalların açık tutulmasına, petrol ve gaz ihracatı yapabilmesine, Rusya, Çin ve anlaşmayı destekleyen diğer ülkeler ile iş yapılabilmesine vurgu yapıldı.

Ortak açıklamada, Avrupalı güçlerin yasal ticaret yapma hakları konusunda ortak bir irade ortaya koyulurken bu amaçla ABD etkisindeki dünya finansal sistemi dışında dolar harici diğer para birimlerinin ve avronun kullanabileceği, Avrupalı ya da Rusya ve Çin gibi diğer potansiyel katılımcı ülkeleri de içerebilecek “Özel Amaç Aracı'nın” (Special Purpose Vehicle, SPV) kurulmasının gündeme alındığı da belirtildi. Net detaylar bulunmasa da bir banka gibi çalışacak olan SPV, İran ve İran'la ticaret yapan şirketler arasındaki işlemleri gerçekleştirerek, İran'a ya da İran'dan direkt ödemelerin yapılmasının önüne geçebilir. Böylece eğer AB üyesi bir ülke İran'dan petrol alacak olursa ödemeyi SPV'ye yapabilir. İran da yapılan ödemeleri SPV üzerinden bir başka ülkeden mal almak için kullanabilir. Böylelikle mekanizma, ABD yaptırımlarına uymak zorunda olan ticari bankalar ve merkez bankalarını sistemin dışında bırakarak ödeme işlemini yaptırımlardan muaf tutmayı amaçlıyor. AB, aynı zamanda Birlik üyesi ülkelerin şirketlerinin Amerikan yaptırımlarından doğacak zararlarının önüne geçmek için daha önce "engelleme mevzuatı" adı verilen bir yasayı güncellemişti.

Özetle, İran’ın tüm enerji ihracatını ambargo altına alan ABD'nin yaptırımları; Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve diğer AB ülkelerinin çıkarlarıyla çelişiyor. Trump yönetimi anlaşmadan çekilerek aslında sadece İran'ı değil, AB ülkelerini, Rusya ve Çin'i de karşısına alıyor. Bu noktada hem Avrupa'dan hem Rusya ve Çin'den gelen açıklamalara bakıldığında Amerikan yönetiminin yaptırımlar siyaseti ve İran üzerindeki baskıyı artırması kabul edilmiyor. Sonuçta, nükleer anlaşmanın ardından uluslararası güçlerin ve küresel şirketlerin İran ile kurmuş olduğu ilişkiler, geçici olmayıp çok yönlü çıkarlara dayanıyor. Bu bakımdan Trump’ın İran politikasının, başta AB olmak üzere, uluslararası alanda beklenen desteği görmesi oldukça zor. Bu yönelimde küresel sermayenin de sanıldığı gibi bir çıkarı olmaz. Amerika’nın bunu tek taraflı güç gösterisine çevirmesine müttefiklerinden önemli tepkiler gelmeye devam edecektir.

Emre Ataç, İKV Uzman Yardımcısı