İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 KASIM 2018

KÜRESEL GÜNDEM: Enerjide Güçlenen Türkiye-Rusya Stratejik Ortaklığı: TürkAkım Projesi

Enerjide Güçlenen Türkiye-Rusya Stratejik Ortaklığı: TürkAkım Projesi

19 Kasım 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve  Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in katılımlarıyla TürkAkım Projesi deniz bölümünün tamamlanması töreni gerçekleştirildi. Proje, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın törende ifade ettiği gibi hem Türkiye-Rusya ilişkileri hem de bölgedeki enerji jeopolitiği bakımından tarihi bir önem taşıyor.

Teknik Detaylarıyla TürkAkım Projesi

Hatırlanacağı üzere TürkAkım Projesi ilk olarak Rusya Devlet Başkanı Putin’in Aralık 2014’te ülkemize gerçekleştirdiği resmi ziyarette gündeme gelmişti. Rusya tarafından geliştirilen Güney Akımı Projesi’nin rafa kalktığını belirten Putin onun yerini TürkAkım Projesi’nin aldığını açıklamıştı. Nitekim iki devlet arasındaki görüşmeler neticesinde Mayıs 2015’te inşaat çalışmaları başlayan proje aynı yılın kasım ayında Rus uçağının düşürülmesi sonrasında ikili ilişkilerde yaşanan krizden nasibini almıştı. Ancak Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin düzelmeye başlamasıyla TürkAkım Projesi’nin inşaat faaliyetleri de hızlandı.

Rusya kaynaklı doğal gazı Türkiye ve Avrupa’ya taşımak amacıyla geliştirilen TürkAkım Projesi’nin tamamlanan deniz bölümü Rusya’nın Anapa kentinden çıkarak Türkiye’de Kıyıköy’den giriş yapıyor. Toplam 2 boru hattından oluşacak projenin her hattının uzunluğu 930 km ve taşıyacakları gaz miktarı yaklaşık 15,7 milyar m³ doğalgaz sevkiyatına 2020 yılında başlanması öngörülen proje kapsamındaki boru hatlarından biri Türkiye iç pazarına diğeri ise Avrupa pazarına doğal gazı ulaştıracak.

Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında TürkAkım Projesi’nin sadece Türkiye açısından değil, komşuları ve çevresi açısından da pek çok avantajı bulunduğunu belirtmesi dikkat çekiciydi. Türkiye öncelikle kendi arz güvenliği açısından bu projeye büyük önem veriyor, nitekim TürkAkım ile İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir gibi kritik üretim ve ihracat merkezleri yeni bir tedarik hattına kavuşacaklar. Bunun yanında Türkiye açısından proje Rusya ile ikili ilişkilerin derinleştirilmesi için de büyük önem taşıyor. 19 Kasım’daki törende “Bizim için Rusya Federasyonu, uzun vadeli iş birliği yapabileceğimiz güvenilir bir dost ve bu projedeki gibi önemli bir doğal gaz tedarikçisidir. Türkiye, Rusya’dan 1987 yılından bu yana toplam 387 milyar m³ doğal gaz alımı gerçekleştirmiştir” sözleriyle bu durumun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  uzun yıllar ve sınamalar neticesinde perçinlenen Türk-Rus dostluğunun, her iki tarafın da menfaatine sonuçlara vesile olduğunu ifade etti. Bu noktada TürkAkım’ın yanı sıra Akkuyu Nükleer Santrali ve ülkemizi ziyarete gelen yüksek sayıdaki Rus turistler de dikkate alındığında Türkiye ile Rusya arasındaki yıllık ticaret hacminin 2017’de yüzde 30 oranına artığını hatırlamak gerekiyor.  2018 yılının ilk altı ayını geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile kıyasladığımızda ise Rusya’nın Türkiye’ye ihracatının %35,5, ithalatının ise %46,5 artığını ve Rusya’nın genel dış ticaret hacminde geçtiğimiz yılın ilk yarısında 7’nci sırada olan Türkiye’nin 5’inci sıraya yükseldiğini görüyoruz.

Bir diğer önemli husus Türkiye’nin giderek artan doğal gaz talebini karşılamak için alternatif bir rota oluşturan TürkAkım’ın Avrupa ayağı tamamlandığında ülkemizin transit ülke olarak konumunu güçlendirecek olması. Petrol ve doğal gaz açısından kendisi zengin kaynaklara sahip olmayan ve net ithalatçı konumundaki Türkiye enerji stratejisinde transit ülke olarak öne çıkıyor. Bu çerçevede AB’nin Güney Koridoru’nun en önemli kısmı olan TANAP’ı hayata geçirirken bir diğer büyük proje olan TürkAkım’ı da tamamlamak için çabalayan Türkiye kendi topraklarından doğal gaz geçişinden kazanç elde edecek. Elbette bunun yanında enerji merkezi olma iddiasını da güçlendirmiş olacak.

Rusya ve AB Açısından TürkAkım Projesi

19 Kasım 2018 tarihinde düzenlenen projenin deniz bölümünün tamamlanması töreninde konuşan Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin TürkAkım Projesi’nin Türkiye'yi önemli bir doğal gaz merkezi hâline getireceğini ve ülkemizin stratejik konumuna da olumlu etki yapacağını belirtmişti. Ancak elbette TürkAkım Projesi sadece Türkiye değil Rusya için de önemli stratejik kazanımlar içeriyor. Ekonomik açıdan bakıldığında Türkiye, Almanya’dan sonra Rusya’nın en fazla doğal gaz sattığı ikinci ülke ve doğal gaza olan talebi de her geçen yıl artıyor. Güçlü ve dinamik bir pazar olmasının yanı sıra Rusya’nın doğal gaz transit rotalarını çeşitlendirmesi ve Ukrayna’ya alternatif yaratması açısından da TürkAkım büyük önem taşıyor.

Hatırlanacağı üzere Rusya ile Ukrayna arasındaki ilk doğal gaz krizi 2005-2006 döneminde yaşanmış, 2006 yılının Ocak ayının başında Rusya’nın Ukrayna’ya gaz akışını kesmesiyle doruk noktasına ulaşmıştı. Rusya’dan AB’ye giden doğal gazın %80’inin Ukrayna üzerinden iletildiği düşünüldüğünde özellikle Rus gazına bağımlılığı yüksek olan Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerinin bu krizden oldukça olumsuz etkilenmişlerdi. Kriz tarafların doğal gaz fiyatı üzerinde uzlaşmaya varmasıyla kısa sürede çözülmüştü. Ancak 2009 yılına gelindiğinde yine doğal gaz fiyatları nedeniyle benzer bir kriz yaşandı. İthal Rus gazına olan bağımlılığının yumuşak karnı olmasından dolayı AB kaynak ve transit rotasını çeşitlendirme yoluna giderek Güney Gaz Koridoru Projesi’ni geliştirmişti. Bu proje kapsamında Şah Deniz bölgesindeki doğal gazın alternatif ve güvenli bir transit ülke olan Türkiye üzerinden AB’ye iletilmesine karar verildi. Kırım’ın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle daha da gerilen AB-Rusya ilişkileri de bu tabloya eklendiğinde Güney Gaz Koridoru’nun en büyük kısmını teşkil eden ve Türkiye topraklarını doğu-batı hattıyla geçen TANAP stratejik açıdan daha da önem kazandı.

Bu noktada TürkAkım Projesi ile Ukrayna rotasına alternatif getiren Rusya kaynaklarından son sızan bilgiler, Türkiye’den sonra boru hattının Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Slovakya’dan geçeceğini içeriyor. Bir yandan transit konumdaki AB üye ülkeleri bu proje için istekli iken öte yandan diğer ülkeler ithal Rus gazına bağımlılığı düşürmediği için uygulanmaması gerektiğini savunuyor. Ancak AB içerisinde TürkAkım konusundaki bu bölünmüşlük sadece bu projeye mahsus değil. Bilindiği gibi Baltık Denizi’nin altından geçen ve Rus doğal gazını doğrudan en önemli tüketicisi Almanya’ya ileten Kuzey Akım Projesi’nin ikincisinin inşası da tepkiyle karşılanmış, başta Polonya olmak üzere pek çok Merkez ve Doğu Avrupa ülkesi tarafından ortak AB çıkarına aykırı olduğu ve Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların etkisini azalttığı gerekçesiyle kıyasıya eleştirilmişti. Eskiden Sovyetler Birliği’nin bir parçası olan bu ülkeler, boru hatlarını kullanarak Rusya’nın bölgede halen siyasi nüfuzunu artırmaya çalıştığını iddia ediyorlar.

AB tarafında TürkAkım Projesi’nde tıpkı Kuzey Akım II Projesi’nde olduğu gibi ihtiyaçlar ve çıkarların çatışmasından galip çıkanın kim olacağını görmek için beklemek gerekiyor. Ancak beklerken Türkiye’nin jeostratejik konumunu güçlendirecek, bölgesinde ikili işbirliklerini artıracak önemli adımlar atmaya devam etmesi son derece önemli.

Çisel İleri, İKV Araştırma Müdürü