İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-31 ARALIK 2018

AB GÜNDEMİ: Fransa’da Sarı Yelek Hareketi

Fransa’da Sarı Yelek Hareketi

Fransa, son yılların en şiddetli protesto eylemlerine sahne olurken cadde ve sokaklar adeta savaş alanına döndü.

Olayların Çıkış Noktası: Yeşil Vergi - Sarı Yelek

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iktidara geldikten sonra ekonomi reformu kapsamında vergi artışlarıyla ülkenin fosil yakıt kullanımını azaltmayı amaçladıklarını ifade etmişti. Bu kapsamda hükümet, çevreye verdiği zarar nedeniyle karbon emisyonunu ve dizel yakıt kullanımını azaltmak amacıyla ocak ayından itibaren petrolün litre fiyatının 2,9 sent, dizelin litre fiyatının ise 6,5 sent artırılmasını kararlaştırdı. Ancak dizele uygulanan ilave zamlar ile fiyatın tavan seviyesine ulaşması ve 2019'da yeni zamların öngörülmesi Fransızları harekete geçirdi. Halk, dizel yakıta yapılması planlanan %23 zam ile benzine yapılması planlanan yüzde %15 zamma sosyal medya ve TV kanalları aracılığıyla tepki gösterdi. Durumdan memnuniyetsizliğin halk arasında dile getirilmesine rağmen Macron ve Fransız Hükümeti bu karardan vazgeçmeyince tepkiler, sokak eylemlerine dönüştü.

Protestoların ortaya çıkmasında bir kamyon sürücüsünün “Fransa’yı bloke edelim” sloganıyla ilk eylem çağrısı rol oynarken, Fransızlar hızla sosyal medyada örgütlenmeye başladı. 17 Kasım’da ülkede on binlerce kişi hükümetin akaryakıt zammını protesto etmek amacıyla çeşitli noktalarda otoyolları ve benzin istasyonlarını kapattı.

Ülkede protesto eylemleri araç sahipleri tarafından yoğun bir şekilde kullanılan ve diğer yakıt türlerine göre daha az vergi alınan dizel yakıttaki vergi artışına karşı başlamıştı. Olayların çıkış noktası hükümetin akaryakıt zamları olurken, sembolü de sarı yelek haline geldi. Akaryakıt zammı ilk önce araç sahiplerini ve dolayısıyla şoförleri etkilerken, şoför denilince akla ilk olarak sarı yelek geliyordu. Yasal bir zorunluluk olarak kaza ya da arıza durumlarında kullanılmak üzere araçlarında bulundurulan reflektörlü sarı yelekler hem dikkat çekici, hem de herkes tarafından kullanılabilir, ucuz ve pratik olmaları sebebiyle protestoların ortak sembolü ve kimliği oldu.

Akaryakıt Vergisi: Buzdağının Görünen Yüzü

Fransa’da hükümetin uyguladığı akaryakıt zammından daha çok düşük gelirli olup geçim sıkıntısı çeken ve kırsal kesimde yaşaması nedeniyle araç kullanmak zorunda olan halk etkilenmişti. Bu kesimlerin sosyal medya üzerinden haberleşerek ve bir araya gelerek, ülkenin birçok şehrinde cadde ve sokaklarda akaryakıt zammını protestosu ile başlayan olaylar, kısa sürede yaşam koşullarına ve buna sebep olduğu düşünülen hükümete karşı memnuniyetsizliğe dönüştü. Daha ciddi boyutta protestolar, hükümet aleyhinde gösteriler ve bunun merkezine yerleştirilen Cumhurbaşkanı Macron’a ve ekonomi politikalarına karşı bir tavra büründü. Macron’un vergi ve ekonomi politikalarında zenginleri kayırdığı algısı da eylemlerdeki öfke ve şiddetin belki de bir diğer nedeniydi.

Dizel yakıtlara uygulanan ve artan karbon vergisi, düşük gelirli kesimin hayatına pahalılık ve alım gücünün azalması yani yoksullaşma olarak yansıyordu. Yıllarca dizel yakıt kullanmaya yönlendirilmiş bu kesim, bu yakıtın maliyetinin neredeyse benzinle eşitlenmesine karşı öfke duyuyordu.

Öte yandan hükümetin, ekonomi politikalarında toplumda tepki yaratan diğer uygulamaları da oldu. Ücretlilere uygulanan vergi kesintisi %37,3'ü bulurken, kurumlar vergisinde indirim yapıldı. Ayrıca servet vergisi de kaldırıldı. Çalışma yasasında gerçekleştirilen reformlar işten çıkartmaların kolaylaşmasına ve çalışanların tazminat haklarının azalmasına yol açtı. Dar gelirlilere ve öğrencilere yapılan kira yardımlarında kesintiye gidildi. Üstelik bu uygulamalar parlamentoda oylanmak yerine kararnameler ile gerçekleştirildi.

Bütün bunlar karşısında sarı yelekli göstericiler, yaşam koşullarının iyileşmesi, vergi reformlarının adil bir şekilde gerçekleştirilerek yükün orta sınıf ve dar gelirlilerin üzerinden alınması, vergilerin azaltılması ve asgari ücretin artırılması talepleriyle seslerini yükselterek, zaman zaman suçlu buldukları Cumhurbaşkanı Macron’u ve hükümeti istifaya çağırıyordu.

Sonuç itibarıyla akaryakıt zammı bardağı taşıran son damla olmuştu. Eylemler başladıktan sonra çeşitli toplumsal kesimler, farklı sebeplerle Sarı Yelek hareketi etrafında birleşiyordu. Farklı yaş, şehir ve mesleklerden eylemcilerin ekonomik sebeplerle başlayan eylemleri giderek daha fazla katılımcı ile daha fazla alanda ve daha farklı boyutlarda gerçekleşmeye başladı. 

Macron, vergi artışında çevrenin korunması amacını savunurken; halk, Macron'u toplumdan kopuk olmak ve ekonomik sıkıntılar ile hayat pahalılığını yaşayan kesimlerin sesine kulak vermemekle suçladı. Bir işsiz gence “şu sokaktan karşıya geçsem iş bulurum” demesi, iş kanununa karşı çıkanları “tembel” ve “sinik” olarak nitelendirmesi ve Fransız halkını değişime karşı çıkmakla suçlaması halkın tepkisinin çok da haksız olmadığını gösteriyordu.

Cumhurbaşkanı Macron’un ve Hükümetin Olaylara Tepkisi

Vergi zamlarını protesto ile başlayan Sarı Yelek eylemleri gün geçtikçe Fransa sokaklarında şiddet eylemlerine dönüştü. Binlerce protestocu, gösteri yaparken arabaları ateşe verdi, dükkânları yağmaladı. 1 Aralık’ta başkent Paris’te gerçekleşen sokak gösterileri, kentin meydanlarında 1789 Fransız İhtilali’ni anımsatır görüntüler yaşanmasına sebep olurken, tarihi meydan ve bulvarlar da acımasızca tahrip edilerek bu eylemlerden nasibini aldı.  Paris’in merkezindeki binaları ateşe veren ve kendisine saldıran göstericilere polis, tazyikli su ve biber gazıyla karşılık verdi.

Zaman zaman Fransız güvenlik güçleri gösterileri bastırmak için güç kullanırken, başta Paris olmak üzere ülkenin sokaklarında hem göstericilerden hem de eylemleri bastırmaya çalışan güvenlik güçlerinden yüzlerce kişi yaralandı. Gösteriler sırasında ölen insanların da olması olayların çığırından çıktığını gösteriyordu. Protesto eylemlerinde, şu ana kadar 10 kişi hayatını kaybederken 4 bin 500'den fazla kişi gözaltına alındı, binden fazla kişi yaralandı. Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner, hükümet karşıtı protestoların bir “canavar” oluşturduğunu söyledi.

Yaklaşan AP seçimleri öncesinde çevreci oyların desteğini kaybetmek istemeyen Macron, çevreye yönelik vergiler üzerinde duruyordu. Ancak haftalarca dinmeyen ve önü alınamayan eylemler karşısında halkın sesini dinlememekle suçlanması üzerine Başbakan Edouard Phillippe’e Sarı Yelekler’in liderleriyle görüşme düzenlenmesi talimatı verdi. 

Protesto eylemlerinin tırmanması karşısında Başbakan Edouard Phillippe, 4 Aralık’ta yaptığı açıklamada akaryakıta ilişkin 1 Ocak’ta uygulamaya girmesi planlanan vergi artışlarının altı ay boyunca geçici olarak ertelendiğini duyurdu. Ancak söz konusu ertelemenin olumsuz tepki almasıyla Cumhurbaşkanı Macron, vergi zammının tamamen iptal edildiğini duyurdu ve hiçbir vergi artışının ülkenin bütünlüğünü tehlikeye atmaması gerektiğini belirtti. Ancak eylemler bu açıklamayla son bulmadı. Zira bu eylemlerin ortaya çıkış noktası vergiler olsa da altında yatan sebepler çok farklı idi.  

Ne yazık ki Sarı Yelekler’in farklı bir dinamizm içinde olması ve homojen bir yapıda bulunmaması bu kitle karşısında Macron’un müzakere gücünü zayıflatıyor. Kimi kimin, hangi talepleri temsil ettiği belli olmayan bu kitlenin öncülerinin olmasına karşın, başlarında bir liderin bulunmaması da büyük bir sorun. Bu kitlenin eylemlerinde zaman zaman İslam karşıtı tepkiler ya da göçmen ve yabancı düşmanlığı gözlemlenirken bazılarında özgürlükçü, eşitlikçi ve kadın haklarından yana tutumların öne çıkması yapının ne kadar karışık ve sürekli değişken olduğuna işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Macron, iki yıl önce mevcut düzene karşı reform vaadiyle seçim kazanmıştı. Ancak kamuoyu desteği son aylarda Sarı Yelek olaylarının da etkisiyle büyük oranda düştü. Macron, uygulamak istediği reformlarını sabote etmek isteyen siyasi rakiplerinin ve popülist akımların Sarı Yelek hareketini provoke ettiğini savunuyor ve gösterileri aşırı sağla ilişkilendiriyor. Hedefinde de cumhurbaşkanlığı seçimindeki rakibi aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi'nin lideri Marine Le Pen bulunuyor. Öte yandan son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Macron, ilk turda halk desteğinin sadece %24’ünü alırken, ikinci turda aşırı sağcı lider Le Pen'in iktidara gelmesi endişelerinin etkisiyle oyların %66’sına ulaşmıştı. Ancak bu oran halkın %66’sının tamamen onu desteklediği anlamına gelmiyor. 

Ekonomik kaygılarla başlayan ve gün geçtikte sosyal ve siyasi boyutlar kazanan Sarı Yelek eylemlerinin ateşlediği başkaldırı ve düzen karşıtı hareket kolay kolay dinecek gibi görünmüyor. Üstelik Sarı Yelekliler başta Belçika ve Hollanda olmak üzere başka Avrupa ülkelerine ve hatta dünyaya da emsal oluşturuyor. Birçok ülkede toplumsal sorunlara halkın tepkisi sosyal medyanın da gücüyle anlık ve kitlesel bir şekil almaya başladı. Cumhurbaşkanı Macron’un önümüzdeki dönemde işi oldukça zor görünüyor. Toplumun öfkesini yatıştırması, bunun için de halka daha yakın olması gerekiyor. Öncelikle hükümete tepki gösteren kesimlerin ortak paydası olan ekonomik sorunların çözümüne yönelik bir paket ortaya koyması ve bunu sosyal adaleti gözeterek gerçekleştirmesi önem taşıyor. Önümüzdeki dönem Fransa ve tüm dünya için daha zor olacak gibi görünüyor.

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı