İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 OCAK 2019

KÜRESEL GÜNDEM: ABD`den Kuzey Akım-2 Projesi için Yaptırım Uyarısı

ABD'den Kuzey Akım-2 Projesi için Yaptırım Uyarısı 

Donald Trump göreve geldiğinden bu yana AB ile ticaret ve savunma gibi konularda çatışma yaşıyor. AB ve ABD arasında 2018 yılında İran nükleer anlaşması, iklim anlaşması, İsrail-Filistin sorununa ilaveten son dönemde alevlenen ticaret savaşlarından kaynaklanan görüş ayrılığı 2019 yılında da devam edecek gibi görünüyor. İlk olarak 8 Ocak 2019 tarihinde Trump yönetiminin Brüksel’e haber vermeden Vaşington’daki AB diplomatlarının derecelerini uluslararası kurum düzeyine düşürdüğü basına yansıdı. Son olarak Rusya'dan Almanya'ya Baltık Denizi'nin altından gaz taşınmasını öngören Kuzey Akım-2 projesi konusunda ABD'nin Berlin büyükelçisinden uyarı geldi. Büyükelçi Richard Grenell, 13 Ocak 2019 tarihinde projeyle bağlantılı şirketlere mektup göndererek Amerika'nın Yaptırımlar Aracılığıyla Düşmanlarla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında cezalandırılabileceklerini belirtti. Yaşanan bu son gelişme, AB’nin son bir senedir ABD ile yaşamış olduğu fikir ayrılıklarını ile birlikte değerlendirildiğinde transatlantik ilişkilerin dengesini sarsma etkisine sahip.

ABD'den Kuzey Akım-2 Projesi için Yaptırım Uyarısı

Bilindiği üzere Ukrayna’da yaşanan kriz ve Kırım’ın ilhakı sonrasında, Avrupa’ya gönderdiği doğal gazda Ukrayna'nın payını daha da düşürmek isteyen Rusya, Kuzey Akım-2 projesini 2015’te duyurmuştu. Kuzey Akım-2 projesiyle yılda 55 milyar metreküplük Rus gazının Baltık Denizi üzerinden Almanya'ya sevk edilmesi planlanıyor. Bu doğal gaz hattı projesinin, yıllar önce Baltık Denizi'ne döşenen başka bir hatta paralel olarak Rusya'nın Narva Körfezi'nden Almanya'nın Greifswald kenti yakınındaki Lubmin kasabasına uzanması öngörülüyor. 1.200 kilometre uzunluğundaki boru hattının maliyetinin 10 milyar avro civarında olması bekleniyor. Baltık Denizi üzerinden taşınan gazın iki misline çıkarılmasını sağlayacak proje kapsamındaki inşa çalışmalarına başlandı. Rus enerji devi Gazprom, projeyi Alman şirketleri Wintershall ve Uniper'in yanı sıra Fransız Engie, Avusturyalı OMV ve Birleşik Krallık-Hollanda ortaklığındaki Shell ile birlikte gerçekleştiriyor. Boru hattı faaliyete geçtiğinde, doğal gaz Rusya ve Almanya arasında hiçbir transit ülkeye ihtiyaç olmadan taşınacak olması projeyi hem Rusya hem Almanya açısından önemli kılıyor. Almanya, bu yolla Ukrayna üzerinden geçmeyen, daha istikrarlı bir doğal gaz hattına sahip olmayı umuyor.

Şüphesiz ki boru hattı projesinin gerçekleşmesi ile Ukrayna, Baltık ülkeleri ve Polonya’nın devre dışı bırakılması Doğu Avrupa ülkelerinde endişeyle karşılanıyor. Kuzey Akım-2 sayesinde Ukrayna özellikle devre dışı bırakılıyor. Şu ana kadar Ukrayna, Rusya'nın Batı Avrupa'ya doğal gaz sevkiyatındaki en önemli transit ülke konumundaydı. Gazprom geçen yıl Avrupa'ya 194,4 milyar metreküp doğal gaz ihraç ederken, söz konusu gazın yaklaşık % 30'u Ukrayna üzerinden sevk edilmişti. Doğusundaki Donbas havzasına ve Kırım Yarımadası'na yönelik Rusya'nın saldırgan politikası nedeniyle zaten kriz içinde olan ülkenin, doğal gaz hattı üzerinden elde ettiği gelir de kesildiğinde bir derece daha istikrarsızlaşma tehdidi ile karşı karşıya kalacağı dile getiriliyor. Bu minvalde proje ABD yanlısı Ukrayna yönetiminin ve ABD'nin tepkisini çekiyor.

Trump yönetimi sık sık Kuzey Akım-2 projesinin iptal edilmesi gerektiğini dile getiriyordu. ABD Başkanı Donald Trump, 2018 NATO Zirvesi için bulunduğu Brüksel'de Almanya'nın Rusya ile petrol ve doğal gaz anlaşmaları yapmasını yakışıksız olarak niteleyerek, "Almanya enerji için Rusya'ya yüksek düzeyde ödemeler yapıyor. Bu nedenle Almanya, Rusya'nın esiri." değerlendirmesinde bulunmuştu. ABD Enerji Bakanı Rick Perry daha önce Washington'un, Kuzey Akım-2 boru hattında yer alan şirketlere yaptırım uygulama seçeneğini elinde tuttuğunu açıklamıştı.

Yukarıda da ifade edildiği üzere proje yönelik son hamle ABD'nin Berlin Büyükelçisi Richard Grenell’den geldi. Grenell 13 Ocak 2019 tarihinde projeyle bağlantılı şirketlere mektup göndererek, "Amerika Düşmanlarına Yaptırımla Mücadele Yasası" kapsamında şirketlerin cezalandırılabileceğini iletti. Kısaca CAATSA olarak anılan yaptırım yasaları Ağustos 2017'de yürürlüğe girdi. Bu yasa paketi ABD'nin, Rusya'nın da aralarında sayıldığı düşmanları ile iş yapan tüm şirketlere yaptırım uygulanmasını öngörüyor. Paket içinde, doğal gaz konusuna dair ayrı bir bölüm de mevcut. Basında yer alan haberlere göre Grenell, mektubunda “Bildiğiniz gibi ABD, Kuzey Akım-2’ye şiddetle karşı çıkıyor. Bu hat, ortaklarımız için ciddi jeopolitik sonuçlar doğuruyor. Ruslarla enerji ihracatı konusunda faaliyet gösteren firmaların önemli yaptırım riskleri ile karşı karşıya olduğunu vurguluyoruz” ifadelerini kullandı. Grenell, mektubunda ayrıca Kuzey Akım 2'nin, Rus gazının Karadeniz'in altından sevkiyatını öngören Türk Akım projesiyle birlikte, Avrupa'ya Ukrayna üzerinden doğal gaz taşınması ihtiyacını ortadan kaldıracağını belirtti. Tecrübeli diplomat, tehditlerinin yanında, “Rusya’nın giderek daha saldırgan davrandığı” hakkındaki geleneksel iddiaları tekrarlayarak, Kuzey Akım-2’ye katılan şirketleri “aktif olarak Ukrayna’yı ve Avrupa’nın güvenliğini zayıflatmakla” suçladı.

Peki, ABD yaptırım tehdidi ile neyi hedefliyor? Vaşington’un boru hattı ile gazın taşınması anlaşmalarının yapıldığı 1970’lerden beri, Avrupa ile Rusya arasındaki ortak enerji projelerine karşı çıkma konusunda tarihsel bir eğilime sahip olduğu bir gerçek. Washington’un projeye karşı çıkma nedeni, Avrupa ülkelerinin Rus doğal gazına olan bağımlılığın devam edeceği ve bu durumun Avrupa’nın ideolojik dayanışmasını etkileyeceğinden endişe etmesi olduğu düşünülebilir. ABD’nin Doğu ve Güneydoğu Avrupa’daki müttefikleri de Beyaz Saray’ı bu projenin engellenmesi için daha aktif politika izlemesi konusunda uyarıyorlar. Bu bağlamda ABD, Avrupa ile Rusya'nın yakınlaşmasını önlemek için Avrupa'nın enerji politikalarına siyasi müdahalede bulunmada sakınca görmüyor.

ABD'nin Kuzey Akımı-2'ye baskı yapmasını sadece Avrupa ile Rusya'nın yakınlaşmasını önlemek olduğunu düşünmek meselenin sadece bir boyutunu görmüş oluruz. Şüphesiz ki jeopolitik boyut yani ABD’nin, Rusya ile Avrupa arasındaki yakınlaşma sonucu dışlanabileceğinden korkması geçmişte olduğu gibi günümüzde de önemli bir unsur. Ancak bu politikanın Avrupa ayağı yalnızca jeopolitik üzerinden okunursa eksik kalır. Enerji politikası jeopolitiğin ve ekonominin yakın bir ilişkide olduğu kapsayıcı zemine sahip.  Birçok uzman, Vaşington'dan Alman-Rus doğal gaz hattına gelen tepkilerin arkasında, ABD'nin kendi ekonomik çıkarları olduğu görüşünde. Bilindiği üzere ABD, 2030’da küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasasındaki payını % 20’ye çıkarmak istiyor. Bu çerçevede de pek çok bölgeye gaz sağlıyor. Amerikan enerji endüstrisi, kendi sıvılaştırılmış doğal gazını Avrupa pazarına sokmak istiyor, ancak burada Rusya'yı bir rakip olarak görüyor.

Yaptırım Tehdidi Karşısında Berlin Tepkili

Alman Hükümeti ise Vasington'un Rus doğal gazını Baltık Denizi'nden Almanya'ya taşıması planlanan Kuzey Akım-2 doğal gaz projesine yönelik baltalama girişimlerine tepkili. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, yaptığı açıklamada, ABD'nin Kuzey Akım-2 projesi nedeniyle yaşanan sorunun çözümü için yaptırım yolunu seçmesi halinde bunun yanlış bir tercih olacağını söyledi. Maas ayrıca, Avrupa'nın enerji politikasıyla ilgili meseleler konusunda kararın ABD'de değil, Avrupa'da verilmesi gerektiğini belirtti.  Fransa ve Avusturya’nın desteğini arkasına alan Almanya Başbakanı Angela Merkel, projenin tamamen ekonomik ve amacının daha ucuz ve daha güvenilir gaz kaynaklarına erişimi sağlamak olduğu konusunda ısrarlı.

Bu tepkilerin sadece hükümet ile sınırlı kalmadığı ve muhalefet içerisinde de öfkeye yol açtığı görülüyor. Bu minvalde Büyükelçi Grenell’in mektubu, Almanya’nın muhalefet partilerinden Sol Parti (Die Linke) tarafından da eleştirildi. Sol Parti Genel Başkan Yardımcısı Fabio de Masi, Grenell’i Vaşington’daki bir imparatorun Almanya’daki valisi gibi davranmakla suçlayarak, hükümete büyükelçiye ültimatom verilmesi çağrısında bulundu.

Öyle görünüyor ki Trump Avrupalı müttefiklerini gerek diplomatik gerekse ekonomik alanda köşeye sıkıştırmanın ve bunun sonucunda transatlantik ilişkilerde patlak verecek yeni bir krizin olası tüm maliyetini de göze almış durumda.  ABD Başkanı’nın Almanya’ya “Rusya’nın tutsağı” olduğu suçlamasını yöneltmesine neden olan “Kuzey Akım - 2” adlı doğal gaz hattı projesi, Vaşington ile Berlin arasında gerilime yol açabilir.  Şüphesiz ki, ABD’nin yaptırım planının ülkelerden çok şirketleri vuracağı da bir gerçek. Birçok uzmana göre ABD’nin yaptırım planında potansiyel kurban olarak öne çıkan şirket projenin boru hatlarını denize döşeyen Allseas Group. Diğer taraftan, Rusya ise projeyi tamamlamakta kararlı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, daha önce yaptığı bir açıklamada ABD’nin yaptırım uygulaması halinde Avrupa'da finansmanda bir sıkıntı olursa Kuzey Akım-2 doğalgaz boru hattı projesini Rusya’nın tek başına inşa edebileceğini söylemişti.

Emre Ataç, İKV Uzman Yardımcısı