İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 ŞUBAT 2019

AB GÜNDEMİ: Onuncu Yılında Doğu Ortaklığı

Onuncu Yılında Doğu Ortaklığı

6’ncı Doğu Ortaklığı Tallin Konferansı, Estonya Doğu Ortaklığı Merkezi ve Dışişleri Bakanlığı ortaklığıyla 8 Şubat 2019’da gerçekleştirildi. AB’nin Doğu Ortaklığı politikasının başladığı Prag Zirvesi’nin onuncu yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirilen konferansta Üye Devletler, ortak ülkeler ve AB kurumlarının üst düzey temsilcileri; AB ve ortak ülkelerin 2020 yılından itibaren yapacağı atılımları da göz önünde bulundurarak, geçen on yıllık ortaklık sürecinin edinimlerini ve mevcut durumunu değerlendirdi.

Stratejik Ortaklığın Perde Arkası

AB’nin, eski Sovyet ülkeleri Belarus, Ukrayna, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’dan oluşan altı Doğu Avrupa ve Güney Kafkasya ülkesi ile sahip olduğu ekonomik, siyasal ve kültürel ilişkilerinin güçlendirilmesi, genişletilmesi ve bölgede istikrarın sağlanmasını amaçlayan Doğu Ortaklığı programı, AB’nin Avrupa Komşuluk Politikası kapsamında 2009 yılında başlatılmıştı. Bu program, birtakım politik ve ekonomik reformlar yürütmesi karşılığında ortak ülkelere yeni akdi ilişkiler, derin ve kapsamlı serbest ticaret anlaşmaları tesis etme ve vize serbestisi getirme imkânları sunmayı amaçlıyor. Sürecin şimdiye kadarki en büyük kazanımları Moldova, Gürcistan ve Ukrayna vatandaşlarına AB’ye vizesiz giriş hakkı verilmesi ve AB’nin Gürcistan, Ukrayna ve Moldova ile ortaklık anlaşmalarına imza atması oldu.

Her ne kadar ortaklığın kurulma amacı bölgesel istikrarın sağlanması olarak belirlense de, işin özünde bölgeye hâkim olan Rusya etkisini dengede tutmak da AB’nin en büyük önceliklerinden. Zira eski Sovyet ülkeleri, halen Rus dış politikasının merkezinde yer alıyor.  Rusya’nın bu bölgeye yakından ilgi göstermesi ekonomik faktörler, diaspora meseleleri ve en önemlisi kendi güvenlik gereksiniminin karşılanmasından kaynaklanıyor. “Düşmanlar” olarak adlandırabileceği ülkeler tarafından çevrelenen Rusya, eski Sovyet ülkelerinin üzerindeki hâkimiyetini, “düşman” ülkelere karşı kendi sınırlarının korunmasında vazgeçilemez bir unsur olarak görüyor. AB’nin bu bölgedeki ülkelerle yakınlaşması Rusya cephesinde kuşku yarattığından, Rusya bu ortaklık girişimine karşı çıktığını defalarca belirtti. Rusya’nın bu Doğu Ortaklığı ülkelerini yakınında tutmak için sergilediği iddialı ve saldırgan tutumun aslında ortaklığın kurulmasının en temel nedenlerinden biri olduğu söylenebilir.  Yani bu eski Sovyet ülkelerinin AB’ye yakınlaşması sadece AB’nin refah ve yumuşak güç cazibesine kapıldıklarından değil, ayrıca Rusya’nın sergilediği saldırgan tutumun kendi egemenliklerini sarsacağına dair korkularından da kaynaklanıyor.

Doğu Ortaklığı’nın kuruluşuna kronolojik olarak bakarsak, en başlarda Rusya’nın bu ortaklığa sıcak baktığını görebiliriz. Ancak özellikle Rusya’nın 2004 yılında Ukrayna’da gerçekleşen Turuncu Devrim’in arkasında AB’nin ülkede bir rejim değişikliği yapmaya çalıştığı yönündeki kuşkuları ve 2008 yılında Batılı ülkelerin Kosova’nın bağımsızlığını tanıması Kremlin’in AB ile arasındaki görüş ayrılıklarını iyice derinleştirdi. Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığına destek veren Rusya’ya karşı Gürcistan’ın savaş ilan etmesiyle beraber Rusya’nın, Gürcistan’ı destekleyen AB ile ilişkileri kötüleşmeye başladı.

2012 yılında üçüncü kez başkanlık koltuğuna oturan Vladimir Putin adeta Doğu Ortaklığı’nı baltalamak isteğiyle, Kazakistan ve Belarus ile sahip olduğu gümrük birliğini, Avrasya Birliği adı altında katılmak isteyen diğer ülkelere de açık bir ekonomik entegrasyona dönüştürdü. Rusya’nın bu hamlesiyle, AB’nin Doğu Avrupa ülkeleriyle müzakere ettiği ticaret anlaşmalarında da duraksamalar gerçekleşti. Rusya, 2013 yılında Vilnius’ta gerçekleştirilmesi beklenen Doğu Ortaklığı Zirvesi’nde Ukrayna, Ermenistan ve Gürcistan’ın AB ile Derin ve Kapsamlı Serbest Ticaret Alanı (The Deep and Comprehensive Free Trade Area-DCFTA) ve Ortaklık Anlaşması’nı imzalamasını engellemek için saldırgan tavırlar sergilemeye başladı. Rusya’nın yoğun çabaları sonucunda Ermenistan ve Belarus AB ile ticaret anlaşmaları yapmaktan vazgeçip Avrasya Birliği’ne katılma kararı alırken, Ukrayna ile Rusya’nın bağları iyiden iyiye kopmaya başladı. Ukrayna’yı Avrupa yolundan çekip Avrasya Birliği’ne dâhil etmek isteyen Rusya bu sonucu elde edebilmek için ambargo uygulamak da dâhil birçok strateji uyguladı. Zira Rusya’ya göre DCFTA aracılığıyla AB, ucuz mallarını Rusya’ya sokmak için Ukrayna’yı bir arka kapı olarak kullanacaktı. Kiev'de Ukrayna-AB Ortaklık Anlaşması'nı imzalamayı reddeden Rusya yanlısı Yanukoviç'in iktidardan inmesi talebiyle patlak veren kitlesel protesto eylemlerini takiben Batı destekli muhalefetin iktidara gelmesi ve Ukrayna’nın Ortaklık Anlaşması’nı imzalaması sonucunda Rusya Kırım’ı ilhak etti ve bu iki ülke halen savaş bayraklarını indirmedi. Bu noktada AB’nin doğu ortaklarını, özellikle de Ukrayna’yı, hayal kırıklığına uğrattığını söyleyebiliriz zira AB, Rusya’nın bu saldırgan tavırlarına karşı ancak yumuşak bir güç uygulayarak, bu ülkelere ihtiyaçları olduğu yardımı sağlayamadı. Yine de bu ortaklık, Doğu Avrupa ülkelerinin ihtiyaç duyduğu reformları gerçekleştirmelerinde çok büyük bir rol oynadı.

Onuncu Yıla Yaklaşırken

AB üye ülkeleri ve bu altı Doğu Ortaklığı ülkesinin her yıl bir araya geldiği zirvelerin en sonuncusu 24 Kasım 2017 tarihinde gerçekleşmiş, bu zirve kapsamında ortaklar 2020 yılı için beş öncelik alanında 20 taahhüt ortaya koymuştu. Bu alanlar kesişen taahhütler, daha güçlü ekonomi, daha güçlü yönetişim, daha güçlü bağlantısallık ve daha güçlü toplum olarak telaffuz edilmişti. Bu zirveden bir yıl sonra AB Üye Devletlerinin ve Doğu Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları ile Avrupa Komisyonunun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin katılımlarıyla Lüksemburg’da düzenlenen toplantıda, 2020 taahhütleri değerlendirilmişti. Toplantıda yapılan değerlendirmelere göre, zirvenin ardından geçen bir sene içerisinde altı ülkenin AB ile yapmış olduğu işbirliği sonucunda edinilen temel kazanımlar:

- Doğu Ortaklığı Avrupa Okulu’nun açılması,

- KOBİ’lere sağlanan desteklerin artırılması ve ortak ülkeler ile AB arasındaki ticaretin artması,

- 5.500 kilometre uzunluğunda olması öngörülen karayolu ve ray projesi için hazırlanan TEN-T yatırım eylem planının 2020 yılına kadar sonuçlandırılması olarak telaffuz edilmişti.

Bu toplantı aynı zamanda ortaklığın çeşitli etkinliklerle kutlanması planlanan onuncu yıldönümüne hazırlanmak ve fikir alışverişinde bulunmak için büyük bir fırsat sağlamıştı.

31 Ocak-1 Şubat tarihlerinde AB üyesi ve aday ülkelerin katılımıyla düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı’nda (Gymnich) Doğu Ortaklığı’nın onuncu yılının vesilesiyle bakanlar, AB’nin 2019 yılında Doğu Ortaklığı politikasının uygulanmasındaki ilerlemeleri gözler önüne sermek amacıyla gerçekleştirilecek etkinlikleri ve bu etkinliklerin hedef ve önceliklerini tartıştı.

Stratejik Partnerliğin Onuncu Yılı

Ortaklığın kurulmasının onuncu yılı vesilesiyle gerçekleştirilen 6’ncı Tallin Konferansı’nda AB üye ülkelerinin diplomatları ve Doğu Ortaklığı ülkeleri, küresel politikada son on yılda gerçekleşen değişimlere rağmen ortaklık çerçevesi altında birçok olumlu gelişme yaşandığını belirtti. İstihdam ve öğrenim imkânlarının yaratılmasının yanı sıra yolsuzlukla mücadele çabaları ve üç Doğu Ortaklığı ülkesi Gürcistan, Moldova ve Ukrayna ile tesis edilen vize serbestisi ve serbest ticaret anlaşmaları bu olumlu gelişmelere örnek verildi. Ancak bu gelişmelerin en önemlisinin, Doğu Ortaklığı’nın altı ülkenin de demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin desteklenmesine yönelik çeşitli reformlar aracılığıyla istikrarın güçlendirilmesi ve kalkınmanın teşvik edilmesindeki rolü olduğu belirtildi.

Doğu Ortaklığı çerçevesinde edinilen tüm bu kazanımların yanı sıra bir sonraki on yıl içerisinde nasıl bir politika yürütülmesi gerektiği üzerine tartışılırken AB tarafı, bu altı ülkenin aynı değerleri paylaşan istikrarlı, güvenli ve öngörülebilir ülkeler olması için gerekli reformları uygulamaya devam etmeleri dileklerini dile getirdiler. Bu ülkelerle yapılan ortaklığın dış politika faktörlerinin yanı sıra, AB’li girişimcilerin ithalat ve ihracat yapabilmeleri için yeni potansiyel pazarları temsil ettiklerini açıkladı. Estonya Başbakanı Jüri Ratas ise e-yönetişimin tesis edilmesi, idari reform yürütülmesi, sivil toplumun güçlendirilmesi ve medya okuryazarlığının artırılması konularında, kendi ülkesinin geçiş tecrübelerinin bu ülkelerle paylaşılmaya devam edileceğini belirtti. Toplantıya Doğu Avrupa ülkeleri adına katılanlar ise bu ortaklığın politik açıdan olduğu gibi, ekonomik açıdan da ülkelerine büyük katkılar sağladığını belirtti. Ortaklığın ayrıca siber güvenlik ve hibrit tehditler gibi yeni alanlarda da işbirliği içerdiğinin açıklaması, Doğu Ortaklığı’nın en güncel gelişmelere de ayak uydurduğunu gösterdi. Son yıllarda çeşitli ülkelerde gerçekleştirilen seçimler üzerindeki Rusya etkisinin bölgedeki ülkelerin demokratik yapısını bozabileceğinden, bu işbirliği çok büyük bir önem taşıyor. Ortaklığın onuncu yılı, 2019 yılı boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanmaya devam edecek.

Melis Bostanoğlu, İKV Uzman Yardımcısı