İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 MART 2019

AB GÜNDEMİ: AB Liderlerinin Bahar Zirvesi: Brexit’e Erteleme, Çin’e Karşı Denge Arayışı

AB Liderlerinin Bahar Zirvesi: Brexit’e Erteleme, Çin’e Karşı Denge Arayışı

AB liderleri, 21-22 Mart 2019 tarihlerinde Brexit, AB-Çin ilişkileri, seçimlerin dezenformasyona karşı korunması, iklim değişikliği ve Tek Pazar gibi yoğun bir gündemle bir araya geldi. Birleşik Krallık’ın AB’den Ayrılma Anlaşması’nın 12 Mart 2019 tarihinde ikinci kez Avam Kamarası’nda reddedilmesinin ardından Brexit sürecinin yeniden belirsizliğe sürüklenmesi, aslında temel olarak ekonomik konulara odaklanması planlanan Liderler Zirvesi’nin gündemini belirleyen en önemli gelişme oldu.

Yılan Hikâyesine Dönen Brexit’e İki Senaryolu Erteleme

Zirvenin ilk gününde AB-27 formatında bir araya gelen AB liderleri, Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May’in Brexit’in 29 Mart 2019 sonrasına ertelenmesi talebini ele aldı. Hatırlanacağı üzere, 11 Mart 2019 tarihinde May ile Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Brexit Anlaşması’na ilişkin en önemli anlaşmazlık noktasını oluşturan İrlanda sınırı konusundaki endişeleri ele almak üzere yasal tedbirler içeren ek bir açıklama metni ve ilişkilerin geleceğine yönelik siyasi deklarasyonu destekleyici ortak bir açıklama üzerinde anlaşmıştı. Buna rağmen, Avam Kamarası bu adımı yeterli bulmayarak Brexit Anlaşması’nı ek açıklamayla birlikte reddetmekle kalmayıp AB’den anlaşmasız ayrılmaya da “hayır” diyerek Lizbon Antlaşması’nın 50’nci Maddesi uyarınca belirlenen ve 29 Mart 2019 tarihinde resmen dolacak olan iki yıllık sürenin uzatılmasını talep etmişti. 18 Mart 2019 tarihinde, Avam Kamarası Başkanı John Bercow’un May’in anlaşmanın özünde bir değişiklik yapılmaksızın yeniden parlamentonu onayına sunamayacağını açıklaması, belirsizliği artırırken sürecin anayasal krize doğru evirilmesi riskini de beraberinde getirdi. 27 üye ülkenin oybirliğini gerektiren erteleme kararı için Birleşik Krallık Başbakanı May, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’a hitaben kaleme aldığı mektupta Brexit’in 30 Haziran 2019 tarihine ertelenmesi talebinde bulundu.

May’in 30 Haziran’a kadar erteleme talebi, AB-27 cephesinde kabul görmezken AB liderleri, belirsizliğin her geçen gün arttığı Brexit sürecinde Westminster’ın daha sorumluluk sahibi davranabilmesi hedefiyle iki farklı senaryoya odaklanarak Brexit için yeni bir takvim belirledi. Buna göre, Ayrılma Anlaşması’nın 29 Mart’a kadar Avam Kamarası’nda onaylanması halinde Brexit’in teknik çalışmaların tamamlanmasına imkân verecek şekilde AP seçimlerinden bir gün öncesine; yani 22 Mayıs 2019 tarihine kadar ertelenmesi, anlaşmanın Avam Kamarası’nda üçüncü kez reddedilmesi halinde ise 12 Nisan 2019 tarihine kadar ertelenmesi mümkün olacak. 12 Nisan tarihinin seçilmesinde, bunun Birleşik Krallık’ın AP seçimlerine katılıp katılmayacağını bildirmesi gereken son tarih olması etkili oldu. İkinci senaryonun gerçekleşmesi halinde, AB liderlerinin Londra’dan beklentisi Brexit konusunda nasıl bir yol haritası izlenmesi gerektiği yönünde öneri sunması.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in, Zirve’nin ardından yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’tan Brexit konusunda izlemek istediği rotayı 12 Nisan’a kadar belirlemesini beklediklerini ifade ederken, bunun pratikte; anlaşmalı ayrılık, anlaşmasız ayrılık, daha uzun bir öteleme veya 50’nci Madde’nin iptali de dahil tüm seçeneklerin masada olduğu anlamına geldiğini söylemesi dikkat çekiciydi.

Bunu takip eden süreçte, Westminster’ın 25 Mart gecesi yapılan oylamada, alternatif Brexit seçeneklerini değerlendirmek üzere parlamento gündemini belirleme yetkisini hükümetten bir günlüğüne alan önergeyi kabul etmesi, Başbakan May’in siyasi yenilgilerine bir yenisini eklerken, Avam Kamarası’nın Brexit sürecinde nihayet kontrolü ele aldığı şeklinde yorumlandı. Bu kararla birlikte alternatif Brexit seçeneklerine ilişkin kritik oylamaların da kapısı aralanırken 27 Mart’ta gerçekleşen bir dizi oylamada aralarında 50’nci Madde’nin iptali ve gümrük birliğinin de bulunduğu seçeneklerden hiçbirinin oy çoğunluğuna ulaşamaması, belirsizliği daha da artırdı.

Aynı gün Kıta Avrupası’nda, Strazburg’daki AP Genel Kurulu’na hitap eden AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ise AB’nin Brexit için daha uzun bir ertelemeye açık olması için zemin hazırladı. “Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma stratejisini yeniden değerlendirmek istemesi halinde AB buna açık olmalı” diyen Tusk, bu senaryonun gerçekleşmesinin Birleşik Krallık’ın AP seçimlerine katılması anlamına geleceğinin altını çizdi. Gelinen noktada, giderek daha da karmaşık hale gelen Brexit daha uzun bir süre AB’nin gündemini belirlemeye devam edecek gibi görünüyor.

Çin ile İlişkilerde Denge Arayışı

Zirvenin ikinci gününde, AB liderlerinin gündemindeki en önemli konu AB-Çin ilişkileriydi. AB liderleri 9 Nisan 2019 tarihinde gerçekleşecek AB-Çin Zirvesi öncesinde, küresel siyaset ve ekonomi sahnesinde giderek yükselen Çin ile ilişkilerde nasıl bir tutum benimsenmesi gerektiğini ele aldılar. Zamanlama açısından Çin Devlet Başkanı Xi Jingping’in İtalya ve Fransa’yı kapsayan Avrupa turuna başladığı güne denk gelen AB Liderler Zirvesi’nde, bir yandan müşterek çıkar alanlarında Pekin’le angajmanı artırırken diğer yandan da Çin’in yükselişinden kaynaklanabilecek olası risklere karşı nasıl tek sesli konuşabileceği tartışmaların odağındaydı. Liderler bu kapsamda,  Avrupa Komisyonu ve Yüksek Temsilci Mogherini tarafından hazırlanan ve on somut eylem ortaya koyan “AB-Çin: Stratejik Görünüm”  başlıklı belgeyi değerlendirdiler.  Çin’in gerek “stratejik bir ortak” gerekse “sistemik bir rakip” olarak tanımlandığı söz konusu belge, AB’nin Çin’e yönelik tutumunda yaşanan değişimin göstergesi.

Zirvede, İtalya Hükümeti, Çin Devlet Başkanı Xi’nin ziyareti sırasında, Pekin’in imza projesi “Kuşak ve Yol Girişimi”ne katılma planları nedeniyle AB liderleri tarafından topa tutuldu. Çin’in, altyapı projelerine yatırım yoluyla geniş coğrafyada varlığını ve siyasi nüfuzunu artırma çabası olarak görülen Kuşak ve Yol Girişimi, Çinli şirketlere yarar sağladığı ve fakir ülkeleri borç tuzağına çektiği gerekçesiyle eleştiriliyor. AB kurucu üyesi, AB’nin en büyük üçüncü ekonomisi ve G7 ülkesi konumundaki İtalya’nın Kuşak ve Yol Girişimi’ne katılımı ise Çin’e yönelik ortak ve tek sesli bir duruş sergileme yönündeki çabalarına zarar vereceği için endişeyle karşılanıyor.

Liderlerin tartışmalarında öne çıkan konulardan en önemlisi AB-Çin ilişkilerinin ticaret ve yatırım boyutuydu. Çinli şirketlerin AB pazarına erişim sağlarken, Avrupalı şirketlerin Çin’den aynı şekilde karşılık alamaması, baskıyla teknoloji transferi, fikri mülkiyet haklarının yeterince korunmaması ve Çinli şirketlere sunulan muazzam devlet yardımları, AB açısından temel sorun alanlarını oluşturuyor. Bu bağlamda, Konsey Başkanı Donald Tusk’un da belirttiği gibi, ilişkinin adil rekabet koşulları ve eşit piyasa erişimine dayalı dengeli bir zemine oturtulması AB Liderler Zirvesi’nde öne çıkan mesaj oldu.

AB liderleri Çin ile ilişkiler bağlamında, yeni nesil kablosuz ağ bağlantısı teknolojisi 5G’nin AB ülkelerine Çinli telekomünikasyon devi Huawei tarafından kurulması konusunu da gündeme taşıdılar. ABD’nin son derece katı bir politika izleyerek yasaklar uyguladığı bu alanda, AB üzerindeki baskı artmış durumda. Bu konuda, AB ülkelerinin siber saldırılara ve casusluk faaliyetlerine karşı savunmasız hale gelebileceğine ilişkin endişeler ön plana çıkarken Komisyonun stratejik altyapı güvenliğine ilişkin bir teklif sunmaya hazırlandığı konuşuldu.

AP Seçimleri Öncesi Dezenformasyona Karşı Saflar Sıkılaşıyor

AB liderleri, AP seçimlerine iki ay kala, son bir yıldır zirve toplantılarının gündeminde sıkça yer bulan dezenformasyonla mücadele konusunu ele aldılar. Bu kapsamda, gerek Birlik düzeyinde gerekse yerel ve ulusal seçimlerin Rusya başta olmak üzere dış güçlerin müdahalesine ve dezenformasyon kampanyalarına karşı korunması yönünde çabalara hız verilmesi kararı alındı.

Hatırlanacağı üzere, Avrupa Komisyonu, Aralık 2018’de bu doğrultuda bir eylem planı açıklamış ve AB düzeyinde, üye ülkeler ve AB kurumları arasında dezenformasyona karşı eşgüdümün artırılması ve müşterek yanıtlar geliştirilmesi amacıyla, temas noktaları ve dijital bir platform aracılığıyla faaliyet gösteren Hızlı Alarm Sistemi (Rapid Alert System - RAS) 18 Mart tarihinde devreye girmişti. AB liderleri, bu kapsamda bilgi paylaşımının önemine değinerek RAS’ın faaliyete geçmesinin dezenformasyonla mücadelede önemli bir adım olduğunun altını çizdi. AB son dönemde bu konudaki çabalarına hız verse de uzmanlara göre, AB’nin seçimlerin sistematik dış müdahalelere karşı korunması için diplomatik ve yasal araçları kapsayan çok yönlü çabalara ihtiyacı var.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı