İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 NİSAN 2019

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ:31 Mart Seçimleri Sonrasında AB Süreci Yeniden Ele Alınabilecek mi?

31 Mart Seçimleri Sonrasında AB Süreci Yeniden Ele Alınabilecek mi?

Türkiye uzunca bir süredir 31 Mart yerel seçimlerine kilitlenmişti. Yerel düzeydeki bu seçimler özelikle kilit şehirlerdeki rekabet açısından kritik önemdeydi. Seçimden bu yana 15 günün üzerinde zaman geçmesine rağmen, sonuçlar bazı illerde hala netlik kazanmadı. İstanbul’da sayım halen devam ediyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçimin yenilenmesi yönünde bir başvuru yapacağı belirtiliyor. İstanbul’daki ilk sayım Cumhuriyet Halk Partisi adayı Ekrem İmamoğlu’nun oyların %48,80’ini alarak ipi göğüslediğini gösteriyordu. Ancak yeniden sayım yönündeki itirazlar sonucu İmamoğlu bu satırlar yazıldığında hala belediye başkanlığı mazbatasını alamadı. Belirsizlik devam ediyor. Ülke genelinde sonuçlara bakıldığında ise, 39 ilde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, 21 ilde Cumhuriyet Halk Partisi’nin, 11 ilde Milliyetçi Hareket Partisi’nin, 8 ilde Halkların Demokratik Partisi’nin, 1 ilde Türkiye Komünist Partisi’nin, bir ilde de bağımsız adayın seçimi kazandığı görülüyor. Ankara, Adana, Antalya gibi büyük şehirlerde belediye başkanlığının Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Cumhuriyet Halk Partisi adayına geçmesi ise önemli bir değişim olarak kaydedildi.

Özellikle İstanbul seçimlerinin bu şekilde sorgulanması, kesin sonucun bir türlü onaylanmaması yurtdışından da bazı tepkilere yol açtı. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Timmermans, "Türkiye geçen yıllarda büyük bir hızla Avrupa değerlerinden uzaklaştı. Bu durumun AKP'nin yerel seçim sonuçlarına saygı göstermemesi nedeniyle daha da kötüleşmemesini umuyoruz” diyen Hollandalı siyasetçi, haklı bir şüphe durumunda her partinin seçim sonuçlarının kontrol edilmesini talep etme hakkına sahip olduğunu belirtirken, "Ancak Türk makamlarının seçim sonucunu bağımsız bir şekilde kontrol edebilmesi ve bunun sonucunda AKP'nin seçim sonuçlarını kabul etmesi önemli” yönünde bir demeç verdi. Dışişleri Bakanlığı ise bu açıklamaya tepki gösterdi. "Avrupa Birliği yetkililerinin henüz bazı yerlerde resmi sonuçlar açıklanmadığı halde buralardaki sonuçların tanınması yönünde yaptığı çağrılar talihsiz bir gaf olarak kayıtlara geçmiştir… Söz konusu ifadeler, demokratik ve hukuki değerlere bağlılık anlamında son dönemde daha da fazla sorgulanmakta olan AB’nin çifte standartlarının başka bir örneğini oluşturmuştur. Avrupa Birliği yetkililerinin hukuki sürece saygı göstermeksizin keyfi ve aceleci açıklamaları büyük bir talihsizlik olmuştur” diyen Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, AB yetkililerini siyasi heves ve tercihleri uğruna AB’nin temsil ettiği demokratik ve hukuki değerleri aşındırmama uyarısında bulundu. İstanbul gibi Türkiye’nin en büyük metropolündeki seçim sonuçları ile ilgili bu belirsizlik demokratik süreç açısından sorunlara yol açıyor.

Seçimlerin demokratik sürece saygı içinde tamamlanması, Türkiye’nin AB süreci açısından da kritik önem taşıyor. Seçimlerin dahi sorgulandığı ve demokrasinin en temel kriterlerinden biri olan özgür ve adil seçimlerin dahi gerçekleştirilemediği bir ülke olmak kuşkusuz ki itibarlı bir AB adayı olmanın şartları arasında yer almıyor. Türkiye’nin başta gelen ticari, ekonomik ve siyasi ortaklarından AB ile ilişkilerinin düzeltilmesi ve ülke açısından faydalı bir zemine oturtulması, ülkemizde ekonomik ve siyasi sorunları aşmaya yönelik bir iradenin oluşması ve reform sürecinin yeniden canlandırılmasından geçiyor. Bundan sonrası için AB başta olmak üzere uluslararası ilişkilerde karşılaştığımız sorunlar ile daha etkili mücadele edebilmek ve uluslararası müzakerelerde daha güçlü bir pozisyona sahip olmak için iç sorunların aşılması, yapısal reformlara hız verilmesi gerekli. Ancak her şeyden önce demokratik sürece kaybettiği itibarın yeniden kazandırılması için adım atılmalı ve ilk başta da İstanbul seçimlerinin şaibesiz ve kamu vicdanını yaralamayacak bir şekilde bir an önce sonuçlandırılması başarılmalı.

Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri