İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 HAZİRAN 2019

AB GÜNDEMİ: Muhafazakâr Parti’de Lider Arayışı ve Brexit’te Son Durum

Muhafazakâr Parti’de Lider Arayışı ve Brexit’te Son Durum

Birleşik Krallık’ta Başbakan Theresa May'in istifasının ardından yerine geçecek ismin belirlenmesi adına Muhafazakâr Parti'deki ilk oylamalar yapıldı. Yeni lider seçilene kadar May başbakanlık görevini sürdürecek ancak yeni liderin Brexit kıskacındaki ülkeyi krizden çıkarması da zor görünüyor. Şüphesiz ki, adayların kampanyalarında öne çıkan konu Brexit süreciyle ilgili ne tür politika izleyecekleri. Halen favori olarak görülen eski Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, ülkesinin anlaşma olsun ya da olmasın 31 Ekim'de AB'den ayrılmasından yana olduğunu söylüyor.

Birleşik Krallık Yeni Başbakanını Arıyor

Hatırlanacağı üzere May’in azınlık hükümeti başbakanı olarak yürüttüğü Brexit süreci, AB ile varılan anlaşmanın Birleşik Krallık Parlamentosunda 3 kez reddedilmesiyle krize dönüşmüştü. 29 Mart olan Brexit tarihi önce 12 Nisan’a ardından da 31 Ekim’e ertelenmişti. Bilindiği üzere hiçbir partinin çoğunlukta olmadığı Parlamentoda, Birleşik Krallık’ın 45 yıllık AB üyeliğini sonlandıracak anlaşmaya dair farklı görüşler var. Birleşik Krallık Başbakanı'nın “en iyi şartlar bu” dediği Anlaşma'ya Brexit yanlıları, ülkeyi AB'ye mahkûm edecek gerekçesiyle karşı çıkıyor. Brexit karşıtları ise “AB'nin kurallarına tabi olacaksak zaten çıkmamızın bir anlamı yok” diyerek Brexit'ten vazgeçilmesini istiyor.

Şüphesiz ki bu anlaşmanın reddine neden olan unsurların başında da Brexit Anlaşması'nda yer alan İrlanda sınırıyla ilgili tedbir (backstop) maddesi yer alıyor. Bilindiği üzere İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda'nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest yaşamı, dolaşımı ve çalışmayı sağladı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi. Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem Birleşik Krallık Hükümetini hem AB'yi hem İrlanda Cumhuriyeti'ni hem de Kuzey İrlanda'daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyordu.

Anlaşmada yer alan backstop maddesi esasında bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile Birleşik Krallık arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık'ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor. Ancak Birleşik Krallık ile AB arasında varılan Anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. Anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık'ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor. En büyük korku ise, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti'nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti'nin parçası haline gelmesi yani, Birleşik Krallık'ın parçalanması.

Bu minvalde ülkedeki AB krizini fırsata çeviren aşırı sağ siyasetçi Nigel Farage, Brexit Partisi’ni kurmuş ve peşinden yapılan AP seçimlerinde Muhafazakâr Parti tabanından önemli ölçüde oy almayı başarmıştı. Muhafazakâr Parti’nin AP seçiminde 5'inci sıraya kadar düşmesi ve anlaşma metnini Parlamentodan geçirememiş olmasından ötürü üzerindeki baskı artan May, 24 Mayıs 2019 tarihinde parti liderliğinden istifa etmişti.

Boşalan Muhafazakâr Parti’nin liderlik koltuğu seçiminin en geç 23 Temmuz’da sonuçlanması bekleniyor. 13 Haziran’da yapılan ilk tur oylamada, eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson 114 oyla ve açık farkla ilk sırada yer aldı. 313 milletvekilinin katıldığı oylamada eski Dışişleri Bakanı Boris Johnson 114 oyla ilk sırayı aldı. Johnson’ı 43 oyla mevcut Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt takip etti. Çevre Bakanı Michael Gove 37, eski Brexit Bakanı Dominic Raab 27, İçişleri Bakanı Sajid Javid 23, Sağlık Bakanı Matt Hancock 20 ve Uluslararası Kalkınma Bakanı Rory Stewart ise 19 oy aldı. Bu sonuçla 10 adaydan ilk turda 17 oyluk barajın altında kalan Andrea Leadsom (11), Mark Harper (10) ve Esther McVey (9) elenmiş oldu. Avam Kamarasındaki ikinci tur oylama 17 Haziran'da başlayan hafta yapılacak. Oylama turları en çok milletvekilinin oyunu alan iki aday kalana dek devam edecek. Son iki aday partinin yaklaşık 128 bin üyesinin posta yoluyla katılacağı oylamada yarışacak. Partinin yeni lideri ve ülkenin yeni başbakanı olacak isim 23 Temmuz'da ilan edilecek.

Yeni lider seçilene kadar May Başbakanlık görevini sürdürecek ancak yeni liderin Brexit kıskacındaki ülkeyi krizden çıkarması da zor görünüyor. Şüphesiz ki, adayların kampanyalarında öne çıkan konu, Brexit süreciyle ilgili ne tür politika izleyecekleri. Halen favori olarak görülen eski Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Boris Johnson, ülkesinin anlaşma olsun ya da olmasın 31 Ekim'de AB'den ayrılmasından yana olduğunu söylüyor. Johnson ayrıca, koşullar Birleşik Krallık adına daha da iyileştirilene kadar, anlaşma gereği AB’ye ödemeleri gereken yaklaşık 40 milyar avroluk tazminatı ödemeyeceklerini açıkladı. ABD Başkanı Trump da bu ay içerisindeki Birleşik Krallık ziyaretinde olası başbakanlık adayları hakkında Boris Johnson'ın oldukça uygun bir isim olduğunu ifade etmişti. Bazı adaylar ise İngiltere'nin AB'den anlaşma olmadan ayrılmasına karşı çıkıyor ve Brexit'in gerekirse yine ertelenebileceğini söylüyor.

Peki, Birleşik Krallık’ı Bundan Sonra Neler Bekliyor?

Bu konuda şimdiden bir şey söylemek zor; May'in yerini kimin alacağına bağlı. Yeni lider Boris Johnson veya Dominic Raab gibi sert Brexit yanlısı ise AB'den ayrılma tarihi olarak uzatılan 31 Ekim'den önce Birleşik Krallık’ın ayrılması yönünde çaba gösterebilir. Hatta AB ile herhangi bir anlaşma olmadan ayrılmak da söz konusu olabilir. Lider adaylarından Michael Gove, Jeremy Hunt, Sajid Javid ve Rory Stewart ise anlaşma olmaksızın AB'den ayrılmaya karşı çıkıyor ve ayrıldıktan sonra da AB ile yakın ilişkilerin sürdürülmesinden yana.

Liderlik yarışını kim kazanırsa kazansın yeni başbakan da May'in karşı karşıya olduğu sorunlarla yüzleşmek zorunda kalacak. Zira Brexit konusunda Parlamentoda herhangi bir seçenek için net bir çoğunluk bulunmuyor. Yukarıda da ifade edildiği üzere daha önce Parlamentoya sunulan önergelerin hiçbiri için çoğunluk desteği sağlanamamıştı. Bunun yanında, Ekim’e kadar Parlamentoda çoğunluk oyu alacak bir ayrılma anlaşması oluşturulmasının kolay olmayacağının altı çizilmelidir.  Diğer taraftan, Parlamentonun ülkenin AB’den anlaşmasız ayrılmasına izin vermeyeceği de açıkça görünüyor.

Bu minvalde, Parlamentonun AB’den ayrılmak için bir çözüm bulamaması durumunda referandum veya genel seçim yoluyla yeniden halka dönülebilir. Bir de anlaşmasız Brexit'i zorlamak için Parlamentonun askıya alınması olasılığı gündemde. Basında yer alan haberlere göre, Boris Johnson AB'den anlaşmasız ayrılığı zorlamak için parlamentonun askıya alınması olasılığına kapıyı açık bırakıyor. The Times gazetesinde yer alan habere göre European Research Group olarak adlandırılan parlamenterler ile özel bir toplantı yapan Johnson, parlamentonun çalışmalarının geçici olarak durdurulması gibi bir adım atılması seçeneğini dışlamadığını belirtti.

Özetle, bütün bu nedenlerden ötürü önümüzdeki dönemde Brexit sürecine dair belirsizliğin devam etmesi bekleniyor. Bu durum ise AB tarafını endişelendiriyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Junker daha önce yaptığı açıklamada Birleşik Krallık milletvekillerini "kendi aralarında anlaşmaya varmaktansa başbakanı değiştirmeyi daha önemli görmekle" suçlamıştı. AB, Birleşik Krallık’ta yeni seçilecek başbakanla birlikte Brexit anlaşmasında değişikliğe gidilmeyeceğini ayrıca belirtiyor. Bu minvalde Avrupa Komisyonu Başsözcüsü Margaritis Schinas da gerçekleştirdiği son basın toplantısında, Muhafazakâr Parti liderliği ve başbakanlık için yarışan Boris Johnson'un AB’ye daha önceki taahhütlerinden kaynaklanan ayrılık ödemesini yapmayacağı vaadine ilişkin soruyu yanıtladı. Schinas, "Herkes masada olan anlaşmayı biliyor. Tüm üye ülkeler tarafından onaylanan Brexit anlaşmasının Birleşik Krallık’ta yeni başbakan seçilmesiyle değişmesi söz konusu değil." açıklamasında bulundu. Schinas, AB'nin Birleşik Krallık’ta süren liderlik yarışına müdahale etmeyeceğinin altını ayrıca çizdi.

Emre Ataç, İKV Uzmanı