İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 TEMMUZ 2019

AB GÜNDEMİ: Üst Düzey Görevlendirmeler Sürecinde von der Leyen’e Onay

Üst Düzey Görevlendirmeler Sürecinde von der Leyen’e Onay

AB kurumlarındaki kilit görevlere gelecek isimler, 30 Haziran tarihinde başlayan ve Yunanistan borç krizinin en akut safhasında toplanan zirvelerin de rekorunu kıran "Mega Zirve’nin" ardından nihayet 2 Temmuz 2019 tarihinde netlik kazandı. AB kurumlarındaki kilit görevleri oluşturan Avrupa Komisyonu Başkanlığı, AB Konseyi Başkanlığı, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği ile Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanlığı'nı paket anlayışıyla ele alan AB liderleri, Jean-Claude Juncker'den boşalacak Komisyon Başkanlığı'na Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen'i, Federica Mogherini'den boşalacak Yüksek Temsilcilik koltuğuna İspanya Dışişleri Bakanı Josep Borell Fontelles'i, AMB Başkanlığı'na İtalyan Mario Draghi'nin yerine Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Fransız Christine Lagarde'ı aday gösterirken; Donald Tusk'un halefi olarak AB Konseyi Başkanlığı'na Belçika Başbakanı Charles Michel'i seçti. 23-26 Mayıs'ta gerçekleşen seçimlerle yenilenen AP ise, 3 Temmuz 2019 tarihinde yeni bileşiminde gerçekleştirdiği ilk Genel Kurul toplantısında, ikinci turda İtalyan sosyal demokrat parlamenter David-Maria Sassoli'yi AP Başkanı olarak seçti. 

Berlaymont'un zirvesine 60 yaşındaki Almanya Savunma Bakanı von der Leyen’in önerilmesi listedeki en büyük sürpriz oldu. Almanya Şansölyesi Merkel iktidarının neredeyse tamamında - Aile Bakanı, Sosyal Politikalar Bakanı ve son olarak da Savunma Bakanı olarak- görev yapan tek isim olma özelliğine sahip von der Leyen, kısa süre öncesine kadar Merkel'in Hıristiyan Demokratik Birlik Partisi içerisindeki doğal halefi olarak gösterilmekteydi. Almanya ordusu Bundeswher'in personel ve ekipman açığı, bakanlık dışı danışmanları uzun süreyle istihdam ettiği için hakkında Bundestag'da süren soruşturma, von der Leyen'in Savunma Bakanlığı'na getirilen temel eleştirileri oluşturmasına ve Merkel ile koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti'yi karşı karşıya getirmesine rağmen, "Avrupa Birleşik Devletleri" vizyonu ve transatlantik ilişkilere verdiği destekle tanınan yedi çocuk annesi Brüksel doğumlu von der Leyen, AB'deki en kıdemli görevlerden biri için AB liderlerinin üzerinde uzlaştığı aday oldu.  

Arka Plan ve Eleştiriler

Hatırlanacağı üzere, 20 Haziran 2019 tarihinde gerçekleşen AB Zirvesi'nde üst düzey görevlendirmeler konusunda anlaşmaya varılamamış ve zirveye  Macron'un Spitzenkandidaten (öncü adaylar) sisteminin çöküşünü ilan eden sözleri damgasını vurmuştu. Spitzenkandidaten sistemi, Komisyon Başkanlığı için AP seçimlerinde en çok oyu alan Hıristiyan demokrat Avrupa Halklar Partisi (EPP) adayı Bavyeralı siyasetçi Manfred Weber'e işaret etse de Weber'in Komisyon Başkanlığı Merkel'in desteğine rağmen, engin devlet tecrübesine sahip olmadığı gerekçesiyle Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un ve partisi Fidesz'in EPP üyeliğinin askıya alınmasından Weber'i sorumlu tutan Macaristan Başbakanı Orbán'ın güçlü muhalefetiyle karşılaşmıştı. Weber’in Komisyon Başkanlığı, AP’deki sosyal demokratlar ve liberallerden de yeterince destek bulamamıştı.

Brüksel kulislerinde, Osaka'daki G20 Zirvesi marjında Almanya, Fransa, İspanya ve Hollanda liderleri tarafından geliştirildiği belirtilen ve Komisyon Başkanlığı'na sosyal demokratların adayı Komisyon Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans'ın getirildiği bir senaryo telaffuz edilse de Timmermans'ın Konsey Başkanlığı özellikle hukukun üstünlüğü alanındaki sicilleri nedeniyle Komisyonun radarında olan ve bu dosyadan sorumlu Timmermans'a karşı açıkça kampanya başlatan Visegrád Dörtlüsü (Polonya, Macaristan, Çekya ve Slovakya) ile İtalya'nın popülist hükümetinin güçlü direnci nedeniyle kabul görmedi. Sonuç olarak, yeni bir alternatif bulmak zorunda hisseden liderlerin Yunanistan krizi zirvelerinin rekorunu kıran görüşme maratonundan merkezinde Almanya Savunma Bakanı von der Leyen'in yer aldığı üst düzey görevlendirmeler paketi çıktı. AB Zirvesi'nde yapılan oylamada en dikkat çekici olan ise von der Leyen'in Merkel dışındaki tüm liderlerden onay alması, Merkel'in Almanya'daki koalisyon ortağı SPD'nin muhalefeti nedeniyle aslında destek vermesine rağmen, von der Leyen'in Komisyon Başkanlığı adaylığına çekimser kalması idi.

AB liderlerinin şeffaf olmaktan uzak bir süreçle, öncü adaylardan biri yerine hiç hesapta olmayan Almanya Savunma Bakanı von der Leyen ismi üzerinde uzlaşarak Spitzenkandidaten sürecini terk etmeleri, tartışmaların fitilini ateşledi. Komisyon Başkanlığı için belirlenen ismin, AB düzeyinde bir görev üstlenmemiş olması ve Spitzenkandidaten süreci kapsamında aylardır göz önünde olan, AB genelinde manifestolarını sunan ve tartışılmakta olan isimler arasından değil de, kapalı kapılar ardında sürdürülen pazarlıklar sonucunda şeffaflıktan uzak bir süreçle belirlenmesi üst düzey görevlendirmelere yönelik temel eleştiriyi oluşturdu. Özellikle Spitzenkandidaten sistemine daha baştan karşı çıkan Macron'un yanı sıra hem Weber'in hem de Timmermans'ın Komisyon Başkanlığı umutlarını sonlandırmada kilit rol oynayan Orbán, eleştirilerden nasibini aldı. 

AB'nin geleceğine sahip çıkmak üzere %51'e varan; 25 yıldır benzeri görülmemiş katılım düzeyiyle AP seçimlerinde oy veren AB vatandaşlarının iradesinin Üye Devletlerin çıkarlarını temsil eden Konsey tarafından gizli pazarlıklarla belirlenen görev dağılımıyla hiçe sayıldığı eleştirileri getirilse de, hiçbir partinin büyük bir farkla galip gelmemiş olması ve öncü adaylardan hiçbirinin yeterli desteği bulamaması bu tezi çürütüyor.

Frankofon ve Batı Avrupalı Yeni AB Liderliği: Coğrafi Denge(sizlik)?

AB Antlaşması’nın ilgili maddeleri, AB kurumlarındaki kilit görevlerin yeni sahiplerini belirlerken AB liderlerini yalnızca AP seçim sonuçlarını dikkate almakla değil, siyasi gruplar, coğrafi ve demografik (Doğu Avrupa-Batı Avrupa, kuzey-güney, büyük-küçük üye ülkeler gibi) dengeleri de gözetmekle yükümlü kılıyor. Coğrafi dengeler açısından değerlendirildiğinde, AB liderlerinin belirlediği isimlerin neredeyse tamamının Batı Avrupalı olması dikkat çekiyor. Komisyon Başkanlığının Alman von der Leyen, Konsey Başkanlığının Belçikalı Michel, AMB Başkanlığının Fransız Lagarde ve AP Başkanlığının İtalyan Sassoli tarafından üstlenildiği mevcut durumda, yalnızca Yüksek Temsilciliğin altı kurucu ülke dışından bir isme; İspanyol Borrell’e verilmesi, coğrafi dengeler açısından soru işareti yaratıyor. Batı Avrupalı ve kurucu ülkelerin egemen olduğu bu görev dağılımı, özellikle Doğu Avrupalı üye ülkelerin yeni AB liderliğinin dışında bırakıldığı izlenimini güçlendiriyor. İronik olan ise bu görev dağılımının ortaya çıkmasında, Macaristan ve Polonya başta olmak üzere Visegrád Dörtlüsünün önemli rol oynaması. Çarpıcı olan bir diğer nokta ise yeni AB liderliğinin tamamının Fransızca bilmesi. Yeni AB liderliğinin mimarlarından Fransa Cumhurbaşkanı Macron ise bu konudaki memnuniyetini gizlemiyor.

Siyasi dengeler açısından değerlendirildiğinde; von der Leyen ve Lagarde ile Hıristiyan demokratlar iki, Borrell ve Sassoli ile sosyal demokratlar iki, Michel ile liberaller bir kilit görevi elde etmiş oluyor. Böylece, Hıristiyan demokratların 20 yıldır olduğu gibi Komisyon Başkanlığı’nı ellerinde tutmayı başardıkları görülüyor. Lizbon Antlaşması ile oluşturulduğu günden bu yana Hıristiyan demokratların (2009-2014 döneminde Herman Van Rompuy ve 2014-2019 döneminde Donald Tusk) görev yaptığı Konsey Başkanlığı makamına ilk kez liberal görüşlü bir ismin getirilmesi dikkat çekiyor. AP seçiminde güç kazanarak “Avrupa’yı Yenile” adıyla imaj tazeleyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile birlikte Konseyde de profili yükselen liberallerin, üst düzey görevlerden birini alması önemli bir yenilik arz ediyor.

Bir diğer denge unsuruyla adaylar gözden geçirildiğinde AB liderlerinin üst düzey görevlendirmelerde cinsiyet dengesinin sağlanmasına verdikleri önem dikkat çekiyor. Oluşan görev dağılımında, ilk etapta cinsiyet dengesinin diğer dengelere kıyasla daha ön plana alındığı görüşü, eleştiri olarak dile getirilse de ilk kez Komisyon Başkanlığı ve AMB Başkanlığı gibi kilit görevlerin kadınlara verilmesi, kilit kadrolarda cinsiyet eşitliğinin sağlanması açısından son derece önemli bir adım teşkil ediyor.

AP’den von der Leyen’e Onay

Konseyin Komisyon Başkanı adayı Von der Leyen, üst düzey görevlendirmeler sürecine getirilen tüm bu eleştirilere rağmen 16 Temmuz 2019 tarihinde AP’de yapılan, 22 parlamenterin çekimser kaldığı ve bir oyun geçersiz sayıldığı, oylamada 327’ye karşı 383 oyla, 1 Kasım 2019’da Avrupa Komisyonu Başkanı olarak göreve gelmeye hak kazandı.

AB Konseyi tarafından Komisyon Başkanlığı adayı olarak belirlendiğini kendisi iki hafta önce öğrenen von der Leyen'in AP'deki gruplara yönelik sunumlarında oldukça muğlak ifadeler kullandığı eleştirileri, kritik oylamaya saatler kala AP Genel Kurulu'nda gerçekleştireceği sunumda gösterdiği üstün performansla son buldu.

Von der Leyen’in AB’nin yürütme organı Avrupa Komisyonuna başkanlık edecek ilk kadın olması, AB’de cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve AB’nin üst yönetimindeki cam tavanın kırılması açısından tarihi öneme sahip. Fransız Simone Veil’ın AP’nin ilk Başkanı seçilmesinden 40 yıl sonra bu kez AB’deki en kıdemli görevlerden biri olan Avrupa Komisyonuna ilk kez bir kadın başkanlık edecek.

AP’nin onayını alarak Komisyon Başkanı olarak göreve gelmeye hak kazanan von der Leyen, aynı zamanda 1958-1967 yıllarında Avrupa Komisyonunun ilk Başkanı olarak görev yapan Walter Hallstein'dan sonra bu görevi üstlenen ilk Alman olacak. 

Von der Leyen’in salt çoğunluğu kıl payı geçmesine rağmen, psikolojik eşik olarak görülen 400 oyun altında kalması, önümüzdeki dönemde farklı görüşlerin yer bulduğu son derece bölünmüş bir bileşime sahip AP ile birlikte çalışacak yeni Komisyon Başkanı için zorlu bir başlangıca işaret ediyor.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı