İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 EYLÜL 2019

AB GÜNDEMİ: Birleşik Krallık Parlamentosunda Anlaşmasız Brexit’e Geçit Yok

Birleşik Krallık Parlamentosunda Anlaşmasız Brexit’e Geçit Yok

Birleşik Krallık’ta Brexit’in gerçekleşme tarihi olan 31 Ekim giderek yaklaşırken siyasi belirsizlik devam ediyor. Brexit kaosunda Birleşik Krallık muhalefeti AB’den ayrılığın anlaşmasız olmaması, ayrılma tarihi olarak belirlenen 31 Ekim'e kadar bir anlaşma sağlanamayacaksa, başbakanın AB'den üç ay uzatma istemesini öngören yasa teklifini Avam Kamarası'ndan geçirmeyi başardı. Peki, Birleşik Krallık’ı 31 Ekim'de bir anlaşma olsun ya da olmasın Birlik’ten çıkarmak isteyen Başbakan Boris Johnson ve AB’nin önündeki seçenekleri neler?

Birleşik Krallık'ta Brexit Kaosu Devam Ediyor

Birleşik Krallık’ta 23 Haziran 2016'da yapılan AB referandumunda % 48'e karşı % 52 ile Brexit kararı alınmıştı. Eski Birleşik Krallık Başbakanı May'in, AB ile vardığı Brexit anlaşmasının, Avam Kamarası'nda 3 kez reddedilmesinin ardından 29 Mart'ta gerçekleşmesi gereken Brexit, 31 Ekim'e ertelenmişti. Johnson, May'in istifa kararı almasının ardından Muhafazakâr Partinin yaklaşık 150 bin üyesinin oylarıyla başbakanlık görevine seçilmişti.

Bilindiği üzere Başbakan Boris Johnson, 31 Ekim'de anlaşma olsun veya olmasın Birleşik Krallık’ın AB'den ayırılmasını istiyor. Bu minvalde Johnson, anlaşmasız da olsa Brexit’in gerçekleşmesini sağlamak ve parlamenterlerin olası bir müdahalesinin önüne geçmek için parlamentonun tatil edilmesini istemişti. Kraliçe Elizabeth’te, Başbakanı Boris Johnson'ın Brexit öncesi parlamentoyu tatile götürme talebine onay verdi. Böylece 3 Eylül'de tatili biten parlamento Eylül'ün ikinci haftasından 14 Ekim'e kadar da tatile girdi.

Johnson'ın hamlesinin karşısında muhalefet ve Muhafazakâr Partiden istifa eden parlamenterler, anlaşmasız Brexit'i önlemeye dönük bir tasarıyı eylül ayının ilk haftasında parlamentoya getirmeyi başardılar. Avam Kamarası'nda 4 Eylül tarihinde yapılan oylamada anlaşmasız Brexit'i engellemek için muhalefetin gündeme taşıdığı yasa tasarısı 299'a karşı 327 oyla kabul edildi. Muhalif milletvekilleri, aynı hafta içerisinde Johnson'ın erken seçim önerisini de reddettiler. Tasarı son olarak 9 Eylül tarihinde Kraliçe tarafından da imzalandı ve böylece parlamento 14 Ekim'e kadar askıya alınmadan önce yasalaşmış oldu.

Tasarıya göre Birleşik Krallık hükümeti 19 Ekim'e kadar AB ile Brexit anlaşması sağlayamazsa veya anlaşmasız ayrılık için parlamentonun onayını alamazsa, AB'den Brexit için 3 aylık erteleme talep etmek zorunda olacak. Tasarı, AB'nin farklı tarih teklif etmesi durumunda da bunu kabul veya ret yetkisinin Birleşik Krallık Hükümetinde değil parlamentoda olmasını öngörüyor. Tasarıda son anda yapılan değişikliğe göre, Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşmasının güncellenmiş şeklinin de parlamento tarafından oylanması gerekecek.

AB ve Birleşik Krallık’ın Önündeki Seçenekler

Şüphesiz ki, Birleşik Krallık’ta muhalefetin anlaşmasız Brexit karşıtı yasayı meclisten geçirmesi ve erken seçim önerisinin de 3’te 2’lik çoğunluğa erişemeyerek reddedilmesi sonrası Başbakan Boris Johnson’ın hareket alanı iyice daraldı. Bundan sonraki süreçte yukarıda da ifade edildiği üzere Johnson hükümeti 19 Ekim'e kadar AB ile Brexit anlaşması sağlayamazsa veya anlaşmasız ayrılık için parlamentonun onayını alamazsa, AB'den Brexit için 3 aylık erteleme talep etmek zorunda olacak.

Peki, Johnson Hükümeti bundan sonraki süreçte AB ile 19 Ekim'e kadar bir anlaşma sağlayabilir mi? Bu imkânsız değil ancak bu seçeneğin gerçekleşmesinin önünde önemli engeller var. AB yeniden müzakereye yanaşmıyor ve 19 Ekim’e da çok kısa bir süre kaldı. O yüzden anlaşmanın yeniden müzakereye açılması düşük bir olasılık olarak gözüküyor. Eğer daha önce Theresa May tarafından müzakere edilen Brexit anlaşması müzakereye tekrar açılacaksa Londra ile Brüksel’in anlaşmada yer alan İrlanda sorunu ile ilgili backstop (tedbir maddesi) maddesi konusunda uzlaşmaları gerekiyor.

Bilindiği üzere İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda'nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest yaşamı, dolaşımı ve çalışmayı sağladı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi. Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem Birleşik Krallık Hükümeti’ni hem AB'yi hem İrlanda Cumhuriyeti'ni hem de Kuzey İrlanda'daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyordu.

Anlaşmada yer alan backstop maddesi esasında bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile Birleşik Krallık arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık'ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor. Ancak Birleşik Krallık ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. Anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık'ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor. En büyük korku ise, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti'nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti'nin parçası haline gelmesi yani, Birleşik Krallık'ın parçalanması. Bu husus Brexit anlaşmasının Birleşik Krallık Parlamentosu tarafından da reddedilmesinde rol oynayan en önemli nedendi.

Özetle konu hala çözümlenmiş değil. Bu durumda Londra ile Brüksel İrlanda sorunu ile ilgili backstop maddesini çözüme kavuşturabilir mi onu zaman gösterecek ancak Londra yeni alternatifler sunmak durumunda. Boris Johnson şu ana kadar bu yönde atım atmadı.

Avam Kamarası'nda kabul edilen yasaya göre Birleşik Krallık hükümetinin 19 Ekim’e kadar AB ile anlaşmaya varılmaması durumunda AB’den erteleme talep etmesi gerekiyor. Johnson, her ne kadar AB’den uzatma talebinde bulunmaktansa bir çukurda ölmeyi tercih edeceğini söylese de Kraliçe’nin de onay vermesinin ardından yasal açıdan bu adımı atma yükümlülüğü altında. Burada önemli olan Johnson’ın resmen erteleme istemesi halinde diğer AB üyelerinin oybirliğiyle hareket etmesi gerekiyor. AB bu isteği kabul ederse, Johnson da derhal ertelemeyi kabul etmek durumunda. Peki, AB ertelemeyi kabul eder mi? Birleşik Krallık şu ana kadar Brexit tarihini iki kez erteletti. AB, üçüncü erteleme için fazla istekli olmayabilir.

Şüphesiz ki AB ve Birleşik Krallık’ın önündeki seçenekler arasında geriye kalan ve en kötü senaryo olarak nitelendirilen anlaşmasız Brexit, yani Birleşik Krallık’ın herhangi bir anlaşma olmadan AB’den 31 Ekim itibarıyla ayrılması. Bu seçeneğin gerçekleşmesi halinde gümrük kontrolleri ve tarifelerin yeniden uygulanmaya başlanması ticareti aksatacak, büyük zarar ve kayıplara yol açacak. Ayrıca Birleşik Krallık’ta mukim AB vatandaşlarının ve AB ülkelerindeki Birleşik Krallık vatandaşlarının durumu tamamen kuralsız bir niteliğe bürünecek. Ekonomik maliyetin ötesinde İskoçya’nın bağımsızlık talebini yeniden gündeme getirecek ve İrlanda’da Kuzey İrlanda ve İrlanda cumhuriyeti arasındaki sınırı yeniden oluşturarak İrlanda barışını da  tartışmalı hale getirecek.

Birleşik Krallık’ın AB’den anlaşmasız ayrılması durumunda ülkeyi hangi risklerin beklediğini ele alan hükümet raporu hâlihazırda açıklanmış durumda. Milletvekillerinin oylaması sonucu bakanların kamuoyu ile paylaşmak zorunda kaldığı "Sarı Çinte Operasyonu" (Operation Yellowhammer) adı verilen belgeye göre anlaşmasız Brexit'in gerçekleşmesi takdirinde beklenen en olumsuz senaryolar arasında sokaklarda isyanların çıkması, gıda fiyatlarının yükselmesi ve tıbbi malzemeler ile ilaç tedarikinin kesintiye uğraması yer alıyor.

Brexit sürecinin nasıl sonuçlanacağı Türkiye açısından da önem arz ediyor. Öncelikle, anlaşmasız bir Brexit ihtimali AB içinde Türkiye’nin ikinci ticari partneri olan ve dış ticaretinde fazla verdiği Birleşik Krallık’a yönelik ihracatının aksamasına sebep olacak. Özellikle otomotiv ve tekstil gibi sektörler in olumsuz etkilenmesi bekleniyor. Birleşik Krallık’ın 31 Ekim 2019 tarihini ileriye atarak yeni bir anlaşmayı müzakere etmek istemesi de yine Türkiye’nin çok yakından takip etmesi gereken bir süreç. Her durumda, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasını takiben Birleşik Krallık ile Türkiye ilişkilerinin zarar görmemesi için ikili ticaret anlaşması görüşmelerinin hemen sonuçlandırılabilecek şekilde devam etmesi gerekiyor. Buna ek olarak Brexit’in çıkmaza girmesi ve AB’yi de zayıflatması gibi bir seçenek ise en önemli ticari ortağımız olan ve tam üye olmayı hedeflediğimiz AB’nin geleceği ve parçası olduğumuz Avrupa’nın güvenliği açısından son derece olumsuz gelişmeleri tetikleyebilir.

Emre Ataç, İKV Uzmanı