İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 EKİM 2019

AB GÜNDEMİ: AB Liderler Zirvesi Öncesi Boris Johnson`dan Yeni Öneriler

AB Liderler Zirvesi Öncesi Boris Johnson'dan Yeni Öneriler

Birleşik Krallık’ın AB'den ayrılması öngörülen 31 Ekim tarihinden önce, Başbakan Boris Johnson'ın Avrupa Komisyonuna müzakerelerin tıkanmasına neden olan İrlanda sınırını da içeren yeni bir çözüm planı sundu. Johnson’ın planı 17-18 Ekim'de Brüksel'de yapılacak AB Liderler Zirvesi'nde ele alacak. Zirve öncesi bir anlaşmaya varma ihtimali düşük görülürken, yeni bir erteleme talep etmemesi durumunda Birleşik Krallık 31 Ekim'de "No deal" yani anlaşmasız olarak AB'den ayrılacak.

Brexit için Geri Sayım Sürerken Birleşik Krallık’ın Önündeki Seçenekler

Hatırlanacağı üzere Birleşik Krallık Parlamentosu, anlaşma olsun veya olmasın ülkesinin 31 Ekim'de AB'den ayırılmasını isteyen Başbakan Johnson’ın önüne geçmek için Birleşik Krallık Hükümeti’ni AB'den yeni bir erteleme istemeye mecbur bırakan bir yasayı eylül ayının ilk haftasında kabul etmişti. Avam Kamarası'nda 4 Eylül tarihinde yapılan oylamada anlaşmasız Brexit'i engellemek için muhalefetin gündeme taşıdığı yasa tasarısı 299'a karşı 327 oyla kabul edilmişti. Muhalif milletvekilleri, aynı hafta içerisinde Johnson'ın erken seçim önerisini de reddetmiş, tasarı son olarak 9 Eylül tarihinde Kraliçe tarafından imzalanıp yasalaşmıştı.

Tasarıya göre Birleşik Krallık Hükümeti 19 Ekim'e kadar AB ile Brexit anlaşması sağlayamazsa veya anlaşmasız ayrılık için parlamentonun onayını alamazsa, AB'den Brexit için 3 aylık erteleme talep etmek zorunda kalacak. Tasarı, AB'nin farklı tarih teklif etmesi durumunda da bunu kabul veya ret yetkisinin Birleşik Krallık Hükümeti’nde değil parlamentoda olmasını öngörüyor. Tasarıda son anda yapılan değişikliğe göre, Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşmasının güncellenmiş şeklinin de parlamento tarafından oylanması gerekecek.

Şüphesiz ki, Birleşik Krallık’ta muhalefetin anlaşmasız Brexit karşıtı yasayı meclisten geçirmesi ve erken seçim önerisinin de 3’te 2’lik çoğunluğa erişemeyerek reddedilmesi sonrası Başbakan Boris Johnson’ın hareket alanı iyice daraldı. Bundan sonraki süreçte yukarıda da ifade edildiği üzere Johnson Hükümeti 19 Ekim'e kadar AB ile Brexit anlaşması sağlayamazsa veya anlaşmasız ayrılık için parlamentonun onayını alamazsa, AB'den Brexit için 3 aylık erteleme talep etmek zorunda olacak.

Peki, Johnson Hükümeti bundan sonraki süreçte AB ile 19 Ekim'e kadar bir anlaşma sağlayabilir mi? Bu imkânsız değil ancak bu seçeneğin gerçekleşmesinin önünde önemli engeller var. AB yeniden müzakereye yanaşmıyor ve 19 Ekim’e da çok kısa bir süre kaldı. O yüzden anlaşmanın yeniden müzakereye açılması düşük bir olasılık. Eğer daha önce Theresa May tarafından müzakere edilen Brexit anlaşması müzakereye tekrar açılacaksa Londra ile Brüksel’in anlaşmada yer alan İrlanda sorunu ile ilgili backstop (tedbir maddesi) maddesi konusunda uzlaşmaları gerekiyor.

Bilindiği üzere İrlanda adasındaki çatışmalara son veren 1998 tarihli Hayırlı Cuma Anlaşması, İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda'nın ortak bir ekonomik pazarda yer almasını; sınırın iki tarafında serbest dolaşımı sağladı. Zira Birleşik Krallık ve İrlanda Cumhuriyeti AB üyesiydi. Ancak Brexit ile beraber bu durum noktalanacağından; hem Birleşik Krallık Hükümeti’ni hem AB'yi hem İrlanda Cumhuriyeti'ni hem de Kuzey İrlanda'daki tüm tarafları tatmin edecek bir formülün bulunması gerekiyordu.

Anlaşmada yer alan backstop maddesi esasında bir acil durum mekanizması. Brexit sonrası AB ile Birleşik Krallık arasındaki serbest ticaret anlaşması müzakereleri nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Birleşik Krallık'ın parçası Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasında fiziki sınır olmamasının garanti altına alınmasını amaçlıyor. Ancak Birleşik Krallık ile AB arasında varılan anlaşma, taraflardan herhangi birinin bu sürece tek taraflı olarak son verememesini öngörüyor. Anlaşmaya karşı çıkanlar da bunun, Birleşik Krallık'ın tamamında gümrüklerin kontrol edilememesi anlamına geleceğini vurguluyor. En büyük korku ise, Kuzey İrlanda Cumhuriyeti'nin fiili olarak İrlanda Cumhuriyeti'nin parçası haline gelmesi yani, Birleşik Krallık'ın parçalanması. Bu husus Brexit anlaşmasının Birleşik Krallık Parlamentosu tarafından da reddedilmesinde rol oynayan en önemli nedendi.

Boris Johnson'dan AB'ye Yeni Öneriler

Özetle 19 Ekim’e kadar bir anlaşma sağlanmasının önündeki en önemli engel İrlanda sorunu. Ancak Boris Johnson 2 Ekim tarihinde son bir adım atarak AB'ye Brexit ile ilgili yeni bir teklif sundu. Johnson'ın yeni teklifi, daha önce May'in AB ile üzerinde anlaştığı planda yer alan ve İrlanda ile Kuzey İrlanda arasında fiziki sınırları önlemeyi amaçlayan ve 'backstop' olarak adlandırılan düzenlemenin kaldırılmasını esas alıyor.

Peki, yeni teklifte önce çıkan maddeler neler? Öncellikle, Birleşik Krallık Parlamentosunun Brexit Anlaşması'nı reddetmesinin en önemli nedeni olarak görülen "backstop" uygulaması kaldırılacak. Kuzey İrlanda, geçiş sürecinin sona ereceği 2021'in başında Birleşik Krallık'ın diğer bölgeleriyle (İngiltere, İskoçya, Galler) birlikte AB'nin Gümrük Birliği'nden ayrılacak. Ancak Kuzey İrlanda, meclisinin onayıyla, tarımsal ve diğer bazı ürünler söz konusu olduğunda AB'nin yasal düzenlemelerine uymaya devam edecek. Johnson bu uygulama için "İrlanda Adası'nın tümü için geçerli düzenleyici bölge" ifadesini kullandı. Kuzey İrlanda Meclisi 4 yılda bir onay verdiği müddetçe bu düzenleme yürürlükte kalacak. İkinci olarak Birleşik Krallık ve AB arasındaki mal ticaretinde gümrük kontrolleri elektronik şekilde yapılacak. Sınırlarda "çok az sayıda" fiziki kontrole ihtiyaç duyulacak. Gümrük kontrollerinin çoğu sınırlardan uzakta yapılacak. Kuzey İrlanda yönetimine yeni düzenlemelere uyum sağlayabilmesi için ayrıca mali destek verilecek.

Birleşik Krallık Hükümeti, son teklifiyle 17-18 Ekim tarihlerinde yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesi anlaşmaya varılmasını umuyor. AB tarafının ise bu planı kabul edip etmeyeceği henüz belli değil. Avrupa Komisyonu teklifi inceleyeceklerini duyurdu ancak AB müzakerecileri, şimdiden planda sorunlar bulduklarını söylüyor. Bunlara, İrlanda Adası'nda bir sınır olmasının engellenememesi ve ortak pazara tehdit de dâhil. AB'nin bu planı kabul etmesi için ortak pazara yönelik büyük taviz vermesi gerekeceği öne sürülüyor.

Teklif AB tarafından kabul edilse dahi Birleşik Krallık Parlamentosunun anlaşmaya onay verip vermeyeceği de belirsiz. Bu da Brexit'in yeniden ertelenme riskinin devam ettiği anlamına geliyor. Yukarıda da ifade edildiği üzere Avam Kamarası'nda kabul edilen yasaya göre Birleşik Krallık Hükümeti’nin 19 Ekim’e kadar AB ile anlaşmaya varılmaması durumunda AB’den erteleme talep etmesi gerekiyor. Johnson, her ne kadar AB’den uzatma talebinde bulunmaktansa bir çukurda ölmeyi tercih edeceğini söylese de Kraliçe’nin de onay vermesinin ardından yasal açıdan bu adımı atma yükümlülüğü altında. Burada önemli olan Johnson’ın resmen erteleme istemesi halinde diğer AB üyelerinin oybirliğiyle hareket etmesi gerekiyor. AB bu isteği kabul ederse, Johnson da derhal ertelemeyi kabul etmek durumunda. Peki, AB ertelemeyi kabul eder mi? Birleşik Krallık şu ana kadar Brexit tarihini iki kez erteletti. AB, üçüncü erteleme için fazla istekli olmayabilir.

Şüphesiz ki AB ve Birleşik Krallık’ın önündeki seçenekler arasında geriye kalan ve en kötü senaryo olarak nitelendirilen anlaşmasız Brexit, yani Birleşik Krallık’ın herhangi bir anlaşma olmadan AB’den 31 Ekim itibarıyla ayrılması. Bu seçeneğin gerçekleşmesi halinde gümrük kontrolleri ve tarifelerin yeniden uygulanmaya başlanması ticareti aksatacak, büyük zarar ve kayıplara yol açacak. Ayrıca Birleşik Krallık’ta mukim AB vatandaşlarının ve AB ülkelerindeki Birleşik Krallık vatandaşlarının durumu tamamen kuralsız bir niteliğe bürünecek. Ekonomik maliyetin ötesinde İskoçya’nın bağımsızlık talebini yeniden gündeme getirecek ve İrlanda’da Kuzey İrlanda ve İrlanda cumhuriyeti arasındaki sınırı yeniden oluşturarak İrlanda barışını da  tartışmalı hale getirecek.

Birleşik Krallık’ın AB’den anlaşmasız ayrılması durumunda ülkeyi hangi risklerin beklediğini ele alan hükümet raporu hâlihazırda açıklanmış durumda. Milletvekillerinin oylaması sonucu bakanların kamuoyu ile paylaşmak zorunda kaldığı "Sarı Çinte Operasyonu" (Operation Yellowhammer) adı verilen belgeye göre anlaşmasız Brexit'in gerçekleşmesi takdirinde beklenen en olumsuz senaryolar arasında sokaklarda isyanların çıkması, gıda fiyatlarının yükselmesi ve tıbbi malzemeler ile ilaç tedarikinin kesintiye uğraması yer alıyor.

Sonuç olarak, Brexit’in gerçekleşme tarihi olan 31 Ekim’e çok kısa bir zaman kalmışken Birleşik Krallık hâlâ AB'nden ayrılma şeklini belirleyememiştir. Bu gelişmelerden anlaşılacağı üzere herhangi bir sonuç alınamadığı takdirde Brexit'in, AB'den ekonomik ve siyasi maliyetleri yüksek olan anlaşmasız ayrılma formülü gündeme gelebilir.

Emre Ataç, İKV Uzmanı