İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 KASIM 2019

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: AB Müzakere Sürecine Taze Kan: Avrupa Birliği Eşgüdüm Kurulu

AB Müzakere Sürecine Taze Kan: Avrupa Birliği Eşgüdüm Kurulu

Türkiye’nin AB’ye uyum çalışmalarının eşgüdüm içerinde yürütülmesini amaçlayan 2019/22 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, 17 Ekim 2019 tarihli ve 30921 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Genelge ile AB müktesebatına uyum, üyelik müzakerelerinin yürütülmesi ve eşgüdüm amacıyla Avrupa Birliği Eşgüdüm Kurulu (ABEK) kuruldu. ABEK, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı başkanlığında, ilgili bakanlıkların bakan yardımcıları ve kurumların üst düzey yöneticilerinden oluşacak.

AB’ye tam üyelik hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen siyasi, ekonomik ve sosyal reformların Türkiye’nin köklü değişimine büyük katkı sağladığının, bölgesinde ve uluslararası alanda güçlü bir aktör olmasına yol açtığının belirtildiği Genelge’de toplumsal hayatın hemen her alanını kapsayan AB müktesebatına uyum sağlama çalışmalarının, yaşam standartlarının yükseltilmesinde önemli rol oynadığı söylenerek Türkiye’nin AB’ye uyum çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam ettirdiği vurgulandı.

Buna göre kamu kurum ve kuruluşları görev ve sorumluluk alanlarına giren konulardaki çalışmaları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen temel hedef, ilke ve amaçlar çerçevesinde, kalkınma planı ve diğer programlarla uyumlu olacak şekilde Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı eşgüdümünde yapılacak bir program dâhilinde yürütecek. Bu doğrultuda AB müktesebatına uyum amacıyla hazırlanacak mevzuat taslaklarında uyulacak esaslar ile AB mevzuatına yapılacak atıflara ilişkin usul, AB Başkanlığı tarafından yayımlanacak rehber dikkate alınarak hazırlanacak ve mevzuat taslakları usulüne uygun görüş alınmak üzere AB Başkanlığına gönderilecek. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşları AB kurumları ve yetkilileri ile yapacakları yazışma, görüşme, istişare ve üst düzey toplantılar hakkında AB Başkanlığına vakitlice bilgi verecek.

Genelge ile kurulan ABEK, AB müktesebatına uyumda öncelikli alanları ve yapılacak çalışmaları belirleme, kamu kurum ve kuruluşlarının AB müktesebatına uyum ve uygulamaya ilişkin çalışmalarını yönlendirme, izleme ve değerlendirme, kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin AB müktesebatına uyum çalışmaları ve uygulamaları ile ilgili önerilerini inceleme ve değerlendirme görevlerini ifa edecek.

ABEK yılda en az bir kere olmak üzere ihtiyaç duyulan zamanlarda toplanacak ve sekretarya hizmetleri Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı tarafından yürütülecek. Bunun yanında ABEK çalışmalarında gerekli görülmesi halinde, başta müzakere fasılları olmak üzere Türkiye-AB ilişkilerinin farklı veçhelerine ilişkin çalışma grupları da oluşturabilecek.

Genelge'de AB uyum çalışmalarının koordinasyonu ve eşgüdümünün sağlanmasının yanı sıra kamu kurum ve kuruluşları görev ve sorumluluk alanlarına giren konulardaki çalışmaların Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı eşgüdümünde yapılacak bir program dâhilinde yürütülecek olması özellikle dikkat çekiyor. Bilindiği üzere AB uyum çalışmaları kapsamında kısa, orta ve uzun vadede hangi düzenlemelerin yapılacağı daha önce Ulusal Programlar çerçevesinde planlanıyordu. En son 2008 yılında Ulusal Program hazırlayan Türkiye’nin AB uyum çalışmaları kapsamında hedef, öncelik ve programını ortaya koyduğu son belge ise 2016-2019 dönemini kapsayan AB’ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı idi. AB’ye Katılım İçin Ulusal Eylem Planı’nda, 87 kanun, 278 ikincil düzenleme ve 155 idari yapılanmanın hayata geçirilmesi öngörülmekteydi. Dolayısıyla Türkiye’nin önümüzdeki yıldan itibaren yeni bir belge ile kısa ve orta vadedeki planlarını ortaya koyması gerekiyor.

Genelgede Türkiye’nin AB uyum çalışmalarının Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen temel hedef, ilke ve amaçlar çerçevesinde, kalkınma planı ve diğer programlarla uyumlu olacak şekilde hazırlanacağı belirtiliyor. Bu noktada Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan Ülke Raporu'nun da son derece önemli olduğunun altını çizmeliyiz. 29 Mayıs 2019 tarihinde açıklanan Türkiye Raporu siyasi ve ekonomik kriterlerin yanında her müktesebat faslında önümüzdeki yıl içerisinde yapılması gerekenleri de sıralıyor. Rapora bakıldığında son bir yıl içerisinde 14 alanda AB müktesebatına uyumda geriye gidiş olduğunun belirtildiğini görüyoruz. Yine aynı raporda 2005 yılında başlayan müzakere sürecinde sadece 10 fasılda ileri veya iyi derece hazırlıklı olunduğu ifade ediliyor. Kısaca rakamlar ve yapılan değerlendirmeler Türkiye’nin önünde uzun bir yapılacaklar listesi durduğunu ve bu listenin her geçen gün büyüdüğünü gösteriyor.

ABEK’in oluşturulmasına ilişkin Genelge'nin öncesinde Türkiye tarafından AB sürecine ilişkin bir diğer önemli koordinasyon adımı atıldı. 14 Ekim 2019 tarihinde Türkiye’nin Avrupa Birliği İletişim Stratejisi’nin (ABİS) uygulanmaya başlamasının ardından oluşturulan ABİS Danışma, Yönlendirme ve Eşgüdüm Kurulu (DAYEK); Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Faruk Kaymakcı'nın başkanlığında, kurul üyesi bakanlıklar, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin katılımıyla AB Başkanlığında toplandı. Hatırlanacağı üzere 2010 yılında uygulanmaya başlayan ABİS’in temel hedef kitlesini Türk ve AB vatandaşları oluştururken; uluslararası, ulusal ve yerel kuruluşlar, sivil toplum, üniversiteler, iş dünyası, medya ve siyasi aktörler bu süreçteki birincil paydaşlar olarak kabul ediliyor. İletişim Stratejisi'nin yurt içi iletişim boyutu, Türkiye’de AB'ye katılım sürecinin ülkemiz için bir çağdaşlaşma ve demokratikleşme projesi olduğuna ve her alanda yaşam standartlarını yükselteceğine ilişkin inancı güçlendirmeyi ve reformlara olan desteği artırmayı hedefliyor. İletişim Stratejisi'nin yurt dışı boyutu ise, AB kamuoyunda ülkemize ilişkin olgu ile algıların örtüşmesini sağlamayı, karşılıklı güveni yeniden oluşturmayı ve AB sürecindeki kararlılık, özgüven ve samimiyetimizi ön plana çıkarmayı amaçlıyor.

Son dönemde AB konusunda çalışmaların koordinasyonu yönünde atılan bu adımlar, yeniden AB üyelik hedefi doğrultusunda ilgili tarafların bir araya getirilmesi önemli. Hâlihazırda AB ile ilişkilere bakıldığında müzakere sürecinde son yıllarda yaprak oynamadığı, ilişkilerde karşılıklı gerilimin sürdüğü, Türkiye’ye ayrılan fonların kesildiği, yüksek düzeyli diyalog toplantılarının bile askıya alındığı, Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinden dolayı ülkemize yaptırım uygulanacağının açıklandığı görülüyor. Kısaca garp cephesinden rüzgârlar Türkiye lehine esmiyor.

Türkiye’nin koordinasyon çalışmaları kadar hatta belki daha da fazla odaklanması gereken ise reform sürecine geri dönülmesi olmalı. Yeniden kendi pozitif gündemini yaratan bir Türkiye’nin gerek yurtiçinde gerek AB çevrelerinde anlatacak daha güçlü bir hikâyesi olacaktır. 

Çisel İleri, İKV Araştırma Müdürü