İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 KASIM 2019

AB GÜNDEMİ: AB Ekonomisi Zorlu Sınamalar Karşısında Yılmıyor

AB Ekonomisi Zorlu Sınamalar Karşısında Yılmıyor

Avrupa Komisyonu, üye ve aday ülkelerin temel ekonomik göstergelerine ilişkin gelecek projeksiyonlarının yer aldığı ve mevcut durumun değerlendirildiği Sonbahar Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu’nu 7 Kasım 2019 tarihinde yayımladı.

Raporda AB ekonomisinin 7 yıl üst üste büyüme gösterdiği ve ters yönde etki eden bütün olumsuz faktörlere rağmen büyümenin önümüzdeki dönemde de devam etmesinin beklendiği belirtiliyor. Raporda da ifade edildiği gibi, AB’de işgücü piyasaları güçlü olmaya ve işsizlik azalmaya devam etmekle birlikte AB dışı ortam daha az destekleyici nitelikte ve belirsizlik ciddiyetini koruyor. Bu durum özelikle yapısal değişiklikler geçiren AB imalat sanayini etkiliyor. Bunun sonucunda AB ekonomisinin en azından önümüzdeki 3 yıllık dönemde düşük büyüme ve düşük enflasyon oranları ile devam etmesi öngörülüyor.

Bu öngörüler ışığında Avro Alanı GSYH’sinin büyüme oranının 2019’da %1,1, 2020 ve 2021’de %1,2 olacağı tahmin ediliyor. AB geneli GSYH’sinin ise 2019, 2020 ve 2021 olmak üzere 3 yılda yıllık %1,4 oranında büyüme kaydetmesi bekleniyor.  

AB’nin Ekonomik Büyümesi İç Piyasaya Dayalı

ABD ve Çin arasında ticaret savaşlarının yarattığı gerilim ve politika belirsizliği, üretim, uluslararası ticaret ve yatırımları da olumsuz etkiliyor. Küresel büyüme düşük düzeyde kalırken Avrupa’da büyümenin gücü daha ziyade iç piyasalar tarafından yönlendirilen sektörlere bağlı. Bu sektörlerin de işgücü, piyasayı destekleyen ücret artışları, uygun finansman koşulları ve bazı üye ülkelerde destekleyici mali politikalara dayanması bekleniyor. Bütün üye ülke ekonomileri büyümeye devam ederken bunu destekleyen AB içindeki ekonomik faktörlerin güçlü büyüme yaratmaya yeterli olmayacağı öngörülüyor.

Temel Ekonomik Verilere İlişkin Tahminler

Kaynak: Avrupa Komisyonu Sonbahar Dönemi Ekonomik Tahmin Raporu

İşgücü Piyasalarındaki Gelişme Yavaş Fakat Sağlam

AB genelinde istihdam yaratma imkânları gücünü koruyor. Bu durum, ekonomide olumsuz gelişmelerin gecikmeli olarak piyasalara yansımasının yanı sıra istihdamın hizmetler sektörüne doğru kaymasından kaynaklanıyor. AB’de istihdam oranı rekor düzeyde yüksek seyrederken işsizlik oranı da bu yüzyılın başından bu yana en düşük seviyesinde.  İşsizlik oranının AB’de bu yıl %6,3 oranında gerçekleşmesi beklenirken 2020 ve 2021’de  %6,2 seviyesine ineceği tahmin ediliyor. Avro Alanı’nda ise işsizlik oranının bu yılı %7,6 ile tamamlaması; gelecek yıl %7,4’e düşmesi ve 2020 ve 2021’de %7,3 oranında seyretmesi öngörülüyor.

Enflasyon Düşük Seyirde

Enflasyon, Avro Alanı’nda enerji fiyatlarındaki düşüşten dolayı ve şirketlerin artan işgücü maliyetlerini müşterilerine yansıtmak yerine kendilerinin karşılaması nedeniyle bu yıl yavaşlama gösterdi. Avro Alanı enflasyon oranının bu yıl ve gelecek yıl %1,2 ve 2021’de %1,7 oranında gerçekleşmesi beklenirken; AB’de ise bu yıl ve gelecek yıl %1,5, 2020’de ise  % 1,7 oranında gerçekleşeceği tahmin ediliyor.

Kamu Borcu Düzeyleri Düşerken Kamu Açığı Yükseliyor

Düşük seyreden faiz oranları AB’de kamu borçların azaltılması için elverişli ortam sağlıyor. Düşük büyüme oranlarına rağmen Avro Alanı kamu borcunun GSYH’ye oranı beş yıldır art arta azalmaya devam ediyor. Bu yıl Avro Alanı’nda % 86,4 olması beklenen söz konusu oranın 2020’de % 85,1 ve 2021’de %84,1 oranında gerçekleşeceği tahmin ediliyor. AB’de de aynı faktörlerin etkisiyle kamu borcunun GSYH’ye oranının bu yıl %80,6’dan 2020’de  %79,4’e ve 2021’de ise % 78,4’e inmesi bekleniyor.

Öte yandan kamu maliyesi dengesi, bazı üye ülkelerde düşük büyüme ve önleyici mali politikaların gevşek şekilde uygulanması nedeniyle bozulma eğiliminde bulunuyor. Avro Alanı kamu açığı %0,7 ile 2018 yılında tarihi düşük seviyesinde iken 2019’da %0,9 ve 2020’de %1,1 ve 2021’de %1,2 düzeyinde olması bekleniyor.

Genel Görünüme İlişkin Riskler Varlığını Sürdürüyor

Önümüzdeki dönemde AB ekonomisinin büyüme oranının tahmin edilenden daha düşük gerçekleşmesine neden olabilecek çeşitli riskler bulunuyor. AB dışındaki risklerin başında küresel ekonomideki belirsizliklerde artış, ticari ve jeopolitik gerilimler, alınan politika önlemlerin etkisinin yetersiz olması sonucu Çin ekonomisinin tahmin edilenden daha keskin bir şekilde yavaşlaması riski geliyor. AB içi riskler arasında ise Birleşik Krallık’ın AB ile anlaşmaya varmadan ayrılması olasılığı (Disorderly Brexit) ile AB imalat sanayindeki sorunların iç piyasa tarafından yönlendirilen sektörlere yayılması yer alıyor.

AB’de ekonomik büyümeye pozitif yönde etki edebilecek dış faktörler arasında küresel ticaret ve jeopolitik gerilimlerde hafifleme, Çin’in büyümesinin güçlenmesi ihtimalleri geliyor. AB büyümesini olumlu yönde etkileyecek faktörlerin başında ise Avro Alanı’nda mali olanakları olan üye ülkelerin daha genişlemeci mali politikalar izlemesi olasılığı yer alıyor.

Sonuç itibarıyla, AB ekonomisi AB dışından kaynaklanan olumsuz faktörlere rağmen dayanıklılık göstererek yavaş da olsa büyümeye devam etmenin yanı sıra istihdam ve iç talep gücünü koruyor. Bununla birlikte, AB içi ve AB dışı faktörlerin etki ettiği yüksek belirsizlik ortamında yüksek kamu borcu olan üye ülkelerin ihtiyatlı mali politikalar izlemesi ve kamu borç düzeylerini düşürmeleri önem taşıyor. Öte yandan, mali yapısı iyi durumda olan üye ülkelerin de ellerindeki araçları üretimin ve yatırımları artırılmasına yönelik kullanmaları ekonominin canlandırılması açısından son derece önemli.  İçinde bulunduğumuz dönemde finansman maliyetlerinin oldukça düşük seyretmesinin bir fırsat penceresi olarak değerlendirilerek yüksek sosyal, çevresel ve ekonomik getiri sağlayacak projelerin hayata geçirilmesi, AB ekonomisine ivme kazandıracaktır.

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı