İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-31 ARALIK 2019

AB GÜNDEMİ: Birleşik Krallık Erken Seçimi: Sonuçlar ve Beklentiler

Birleşik Krallık Erken Seçimi: Sonuçlar ve Beklentiler

Birleşik Krallık’ta 12 Aralık 2019 tarihindeki erken genel seçimleri Başbakan Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin ilk sırada tamamlaması ile beraber Brexit'in 31 Ocak'ta gerçekleşmesinin önünde engel kalmadı. Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakârlar çoğunluğu elde ettiği için Birleşik Krallık AB'den 31 Ocak 2020 tarihinde, üstelik Johnson'ın tartışmalı anlaşmasının koşulları ile ayrılacak. Ardından ayrılık için Aralık 2020'ye kadar sürecek bir geçiş süreci başlayacak. Bu süreçte Birleşik Krallık-AB ilişkileri var olan şekliyle devam edecek ve ticaret anlaşması gibi konular tartışılacak. Bir sonuca varılmazsa Aralık 2020'de Birleşik Krallık-AB ilişkileri Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla sürecek.

Birleşik Krallık’ta Erken Seçimin Galibi Johnson

Hatırlanacağı üzere, 2016'daki referandum sonrası göreve gelen ve 2017'deki seçimde Avam Kamarası'ndaki çoğunluğunu kaybeden dönemin başbakanı ve Muhafazakâr Parti lideri Theresa May, Brexit anlaşmasını Parlamentodan geçirememişti. May'in istifası sonrası Temmuz ayında parti lideri seçilen ve başbakan olan Boris Johnson da, AB'yle yeni bir anlaşmaya varmasına karşın, tıpkı May gibi anlaşmayı Parlamentodan geçirmekte başarısız oldu. Hükümet, Parlamentonun Brexit'te anlaşamaması üzerine erken seçime gidilmesini istemişti. Ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin de desteğiyle 12 Aralık'ta erken seçim kararı alınmıştı.

Bu şartlar altında başlayan seçim yarışı Başbakan Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti ile Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi arasında geçti. Ülkeyi erken seçime sürükleyen krizin nedeni olan Brexit konusunu kampanyasının merkezine oturtan Muhafazakâr Parti, eylülde AB ile vardığı Brexit anlaşması uyarınca ülkeyi 31 Ocak'ta Birlikten ayırmayı vadetti. Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise AB ile yeni bir anlaşmaya varma ve bu anlaşmayı, içinde AB üyesi kalmanın da bir seçenek olacağı yeni bir referanduma götürme sözü verdi. Liberal Demokrat Parti ile İskoç Ulusal Partisi, Brexit'in iptalinden yana tutum alırken; Brexit Partisi ülkenin AB'den anlaşmasız ayrılmasını savundu.

Bu minvalde Brexit krizinin ana tema olduğu 12 Aralık seçimlerinde Boris Johnson`un Muhafazakâr Partisi, 650 kişilik Parlamentoda 317 olan sandalye sayısını 365’e çıkararak salt çoğunluğu sağladı. 2017 seçimlerinde % 42,4 olan oy oranı ise % 43,6’ya yükseldi. 1987’de Margaret Thatcher’ın rekorundan beri muhafazakârlar hiç bu kadar yüksek oy almamışlardı. Ana muhalefet partisi konumundaki Corbyn’in İşçi Partisi ise seçimde büyük bir yenilgi aldı. İşçi Partisi, 59 koltuk kaybetti ve 203 sandalyede kaldı. Seçimlerde ayrıca İskoç Ulusal Partisi 48, Liberal Demokrat Parti 11, diğer partiler de Avam Kamarası’nda 22 sandalye kazandılar.

Johnson’ın bu galibiyetini bir sürpriz olarak değerlendirmemek lazım. Seçim öncesi yapılan tüm kamuoyu yoklamaları zaten AB’den ayrılık süreciyle ilgili belirsizliği çözmesi umulan iktidardaki Muhafazakâr Parti'yi önde gösteriyordu. Brexit Partisi lideri Nigel Farage da, Muhafazakâr Parti'nin 2017'de milletvekili çıkardığı 317 seçim bölgesinde aday göstermedi. Farage'ın bu adımı iktidar partisinin ülke genelinde oy oranını artırmasına yardımcı oldu.

Şüphesiz ki, seçim yarışını Muhafazakâr Parti’nin tek başına birinci olarak tamamlaması ülkenin gelecek yıl AB'den ayrılması olasılığını kesinleştiriyor. Nitekim kazandığı seçimlerin ardından, Başbakan Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti'nin Brexit yasa tasarısı Avam Kamarası'nda ilk onayını aldı. Yapılan oylamada 234'e karşı 358 oyla kabul edilen yasa tasarısı, Avam Kamarası'nda bir süre daha değişikliğe açık olarak bekletildikten sonra Lordlar Kamarası'na gönderilecek. Hatırlanacağı üzere seçimlerden önce yaptığı açıklamada Başbakan Boris Johnson milletvekili adaylarının tümünün kendisine, Parlamentoya girmeleri halinde Brexit anlaşmasına destek verecekleri taahhüdünde bulunduklarını zaten söylemişti. Oylamanın ardından İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn Brexit anlaşmasını eleştirerek, bunun "korkunç bir sözleşme” olduğu görüşünü tekrarladı. AB ise Brexit anlaşmasının kabul edilmesi yönünde atılan adımı memnuniyetle karşıladı. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, Avam Kamarası'ndaki oylamayı "önemli bir etap” olarak nitelendirdi.

Bundan sonra Brexit Takvimi Nasıl İşleyecek?

Bundan sonraki süreçte tasarıya ilişkin değişiklik maddelerinin 7-9 Ocak 2020 tarihlerinde görüşülmesi ve 9 Ocak'ta nihai oylamanın yapılması öngörülüyor. Bunun ardından tasarı Lordlar Kamarası'nın onayına sunulacak. Tasarının Parlamentonun üst kanadında da kabul edileceği tahmin ediliyor. Böylelikle, daha önce ertelenen Brexit'in 31 Ocak'ta gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tarihten sonra, ekonomik ve ticari ilişkiler açısından sert bir geçişin önlenmesi için geçiş süreci başlayacak. Bu dönemde Birleşik Krallık, AB iç piyasasına dâhil olmayı ve Gümrük Birliği'nde kalmayı sürdürecek. Bu dönemde taraflar arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması için müzakereler yürütülecek.

Ancak uzmanlar, kapsamlı bir ticaret anlaşmasının yılsonuna kadar bitirilmesinin çok zor olacağı görüşünde. Geçiş sürecinin sona ereceği 2020 sonuna kadar bu pazarlıklarda anlaşmaya varılamaması, esasında fiilen Birleşik Krallık’ın AB'den anlaşma olmadan ayrılmasına eş bir sonuç doğuracak ve ilişkiler DTÖ kuralları çerçevesinde devam edecek. Şüphesiz ki bu durum Birleşik Krallık’ta yeni bir siyasi krize yol açabilir. Uzmanlar böyle bir durumda, ulaşımdan ticarete "büyük bir kaosa hazırlıklı olun" diyor.

Peki, bu geçiş süreci uzatılabilir mi? Bilindiği üzere Johnson yaptığı açıklamalarda, 2020 Aralık ayına kadar ticaret anlaşmasını sonuçlandırmayı hedeflediğini, bu zamana kadar anlaşma üzerinde uzlaşma sağlanamaması durumunda mühleti uzatmak yerine anlaşmasız ayrılığı tercih edeceğini söylüyor. Parlamentoya sunulan son yasa tasarısı da bu sürenin uzatılmasını engelleyen bir madde içeriyor. Ancak yine de Birleşik Krallık Parlamentosu daha büyük bir siyasi krizin önüne geçmek için ileride bu süreyi uzatmayı kabul edebilir. Hatırlanacağı üzere Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, temmuzda göreve geldikten sonra AB ile varılmış Brexit anlaşmasının bazı maddelerini güncellemişti. Anlaşmada öngörülen 31 Aralık 2020’ye kadar sürecek geçiş döneminin uzatılması seçeneği de bulunuyordu. 31 Aralık 2020 tarihine kadar sürmesi planlanan bu geçiş dönemi, bir kereye mahsus olmak üzere iki yıla kadar uzatılabiliyor. Johnson'ın geçiş sürecini uzatmak istemesi halinde ise bu talebini Haziran ayı sonuna dek AB'ye iletmesi gerekiyor.

Diğer taraftan Muhafazakâr Parti'nin seçimi kazanması ile birlikte Birleşik Krallık'ın geleceğinin tehlikeye girmesi de kaçınılmaz görünüyor. Zira bu durumda İskoçya Ulusal Partisi 2020 ya da 2021'de bölgede yeni bir bağımsızlık referandumu yapılmasında daha ısrarcı olacak. Hatırlanacağı üzere 2014'teki referandumda İskoçya %55 oyla Birleşik Krallık'ta kalmış, 2016'daki Brexit referandumunda bölgede halkın %62'si Kuzey İrlanda gibi AB'de kalmak istemişti. Üstelik Birleşik Krallık’ın AB'den mevcut anlaşmayla ayrılması halinde, Kuzey İrlanda'da Cumhuriyetçiler, bölgenin İrlanda Cumhuriyeti'yle birleşmesi için yeni referandum talebinde bulunabilir. Bu da barış sürecini bitirebilir.

Özetle seçimler Muhafazakâr Parti’nin mutlak galibiyetiyle sonuçlansa da, toplumda Brexit referandumuyla başlayan kutuplaşma daha da artabilir ve özellikle de İskoçya ve İrlanda sorunlarının tekrar canlanması ile beraber Birleşik Krallık'ın geleceği tehlike altına girebilir. Neticede, Birleşik Krallık’taki son seçimlerin ülkede özellikle başta gelecek nesiller olmak üzere toplumun tüm kesimleri üzerinde önemli etkileri olacak.

Emre Ataç, İKV Uzmanı