İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 OCAK 2020

AB GÜNDEMİ: En Genç Üye, AB’nin Sürücü Koltuğunda: Hırvatistan AB Konseyi Dönem Başkanlığı

En Genç Üye, AB’nin Sürücü Koltuğunda: Hırvatistan AB Konseyi Dönem Başkanlığı

AB’nin en genç üyesi Hırvatistan, AB üyeliğinden altı buçuk yıl sonra, 1 Ocak 2020 tarihinde AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı ilk kez üstleniyor. Hırvatistan’ın 1 Ocak-30 Haziran 2020 tarihleri arasında yürüteceği AB Konseyi Dönem Başkanlığı, Romanya-Finlandiya-Hırvatistan Üçlü Dönem Başkanlığı’nın da son halkasını oluşturuyor

Çok uzak olmayan geçmişte kanlı bir savaşa sahne olan Hırvatistan, geçmişiyle yüzleşmesini gerektiren bir dönüşümün ve maliyetli reformların ardından, Türkiye ile aynı tarihte başladığı zorlu katılım müzakereleri maratonunu tamamlayarak 1 Temmuz 2013 tarihinde AB’nin 28’inci üyesi oldu. Hırvatistan, 2004 yılında AB üyesi olan Slovenya’dan sonra eski Yugoslavya’nın küllerinden yükselerek AB üyesi olan ikinci ülke, İstikrar ve Ortaklık Süreci (Stabilisation and Association Process –SAP) kapsamındaki Batı Balkan ülkelerinden ise AB üyesi ilk ülke olma özelliğine sahip.

Üyelikten sonra AB ile derin şekilde bütünleşmeyi hedef olarak belirleyen Hırvatistan’ın şimdiki önceliği, Schengen Alanı’na ve Avro Alanı’na katılım. Merkez sağ görüşlü Andrej Plenkovic liderliğindeki Zagreb hükümetinin, 2024’e kadar önce Schengen Alanı’na daha sonra da Avro Alanı’na dâhil olma yönünde aktif politikalar izlediği görülüyor. Ortak para birimi Avro’ya geçişin ön aşaması olarak nitelendirilen Avrupa Döviz Kuru Mekanizması II (ERM II) kapsamına dâhil olmak için Temmuz 2019’da resmen başvuruda bulunan Hırvatistan’ın, ERM II’de iki yıl kaldıktan sonra en erken 2023’te Avro Alanı’na dahil olabileceği tahmin ediliyor. Gerekli koşulları karşılayarak Avrupa Komisyonundan Schengen Alanı’na dahil olabilmek üzere Ekim 2019’da yeşil ışık almayı başaran Hırvatistan’ın Schengen Alanı’na katılabilmesi için şimdi AB Konseyi’nin onayını alması gerekiyor.

AB Dönem Başkanı Hırvatistan, bu yıl hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimlerine tanıklık edecek. Hırvatistan’ın yoğun seçim takvimi, AB Dönem Başkanlığı’nın ilk haftasında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu ile start aldı. İktidardaki Hırvat Demokratik Birliği’nin (HDZ) adayı ve ülkenin ilk kadın Cumhurbaşkanı Kolinda-Grabar Kitarovic ile muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) adayı eski Başbakan Zoran Milanovic arasında sıkı bir mücadeleye sahne olan 5 Ocak 2020 seçimleri, oyların % 52,7’sini alan Milanovic’in galibiyetiyle sonuçlandı. Milanovic’in zaferi, merkez sağın güç kaybettiği yorumlarına yol açarken Hırvatistan’da yılsonuna doğru gerçekleşecek parlamento seçimlerine ilişkin bekleyişi de daha ilginç hale getirdi.

AB Gündemindeki Temel Konular

Lizbon Antlaşması’yla daimi AB Konseyi Başkanlığı ile Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği makamlarının oluşturulması ve Üçlü Dönem Başkanlıkları uygulamasının getirilmesiyle, Dönem Başkanlığı’nın etkisi ve AB gündemini şekillendirmedeki rolü görece azalmış olsa da, AB Dönem Başkanlığı, Hırvatistan’a önceliklerini AB platformuna taşıma ve görünürlüğünü artırma fırsatı sunuyor.

AB’nin en genç üyesi Hırvatistan, AB kurumlarının yönetiminin değiştiği son derece kritik bir dönemde AB Konseyi Başkanlığı’nı üstleniyor. Hırvatistan’ın; Ursula von der Leyen başkanlığındaki yeni Avrupa Komisyonunun ve AB Konseyi Başkanı Charles Michel’in görevi devralmasından yalnızca bir ay sonra başlayan Dönem Başkanlığı, AB kurumlarında geçiş ve adaptasyon sürecine rastlıyor. 2019-2024 dönemi Avrupa Komisyonunun çalışma programının şekilleneceği bu süreçte, AB Dönem Başkanı Hırvatistan’a şimdiden önemli bir görev verildi. Hırvatistan, yeni Komisyon Başkanı von der Leyen’in AP içerisindeki liberal kanattan gelen talep üzerine öncelikleri arasına eklediği ancak AB başkentleri arasında görüş ayrılıklarının sürdüğü AB’nin Geleceğine ilişkin Konferans sürecinde Üye Devletlerin ortak pozisyonunu belirlemekle görevlendirildi.

Hırvatistan Dönem Başkanlığı sırasında, AB’nin siyasi gündemine damgasını vuracak en önemli gelişme şüphesiz Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması olacak. Birliğe son genişlemeyle katılan Hırvatistan’ın Avrupa bütünleşmesi tarihinde ilk kez bir ülke üyelikten ayrılırken AB’nin sürücü koltuğunda bulunması, ilginç bir ayrıntı. Birleşik Krallık’ta 12 Aralık 2019 tarihinde gerçekleşen ve bazı çevrelerce “ikinci bir Brexit referandumu” olarak görülen erken genel seçimde Boris Johnson başkanlığındaki Muhafazakâr Parti’nin ezici bir zafer kazanması, Brexit’in kaçınılmaz olduğunu ortaya koydu. Mevcut Brexit takvimi uyarınca Hırvatistan, Dönem Başkanlığı’nın birinci ayı sona ererken Birleşik Krallık’ın AB’den resmen ayrılmasına tanıklık edecek. Bunu takip eden geçiş sürecinde ise Birleşik Krallık ile AB arasında yeni ilişki modeline yönelik müzakereler, AB gündemini şekillendiren başlıca konu olacak. AB Dönem Başkanı Hırvatistan’ın, şubat ayı itibarıyla Konsey ve Komisyon ile birlikte yeni ilişki modeline yönelik taslak müzakere çerçevesini koordine etmekle meşgul olacağını öngörmek mümkün.

Hırvatistan Dönem Başkanlığı’nın gündemindeki bir diğer önemli dosya ise AB’nin uzun dönem bütçesi; yani 2021-2027 Çok Yıllı Mali Çerçevesi. Hırvatistan, doğu ve güney Avrupa ülkeleriyle birlikte, bölgesel kalkınmaya ayrılan fon seviyesinin korunması gerektiğini savunan ve bütçe müzakerelerindeki en güçlü kamplardan biri olarak görülen “Uyumun Dostları” grubunda yer alıyor. 2020 yılının ikinci yarısına Almanya’nın Dönem Başkanlığı’na uzayacağı düşünülen çetin bütçe müzakerelerinde AB Dönem Başkanı Hırvatistan’a; AP’nin ve Konsey’de bütçeye net katkı sağlayan ülkeler ile bütçeden net yararlanıcı ülkelerin tutumlarını dengeleme konusunda büyük sorumluluk düşüyor. Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenkovic’e göre, uzun dönem AB bütçesi üzerinde bir an önce anlaşmaya varılması, AB programlarının ve politikalarının aksamaması için hayati öneme sahip.

Zagreb’in Öncelikleri

“Zorlu Bir Dünyada Güçlü Bir Avrupa” yaratma mottosuyla yola çıkan Zagreb, 2020 yılının ilk yarısında yürüteceği AB Dönem Başkanlığı boyunca “Geliştiren, birleştiren, koruyan ve (küresel arenada) etkili bir Avrupa” öncelikleri doğrultusunda çalışmayı hedef olarak belirlemiş durumda. “Geliştiren bir Avrupa” önceliği kapsamında, Hırvatistan Dönem Başkanlığı AB’de ekonomik kalkınmanın yanında iklim değişikliği ve demografik zorluklara odaklanmayı planlıyor. “Birleştiren bir Avrupa” önceliği kapsamında, Hırvatistan Dönem Başkanlığı’nın odağında ulaştırma, enerji ve dijital altyapı ile bağlantıların iyileştirilmesi kadar eğitim, kültür ve spor aracılığıyla toplumlar arası ilişkilerin de güçlendirilmesi yer alıyor. AB’nin hukukun üstünlüğü ve demokrasi gibi ortak değerlere dayalı bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı haline gelmesini “Koruyan bir Avrupa” önceliğinin merkezine yerleştiren Hırvatistan Dönem Başkanlığı, iç güvenliğin ve dış sınırların etkin şekilde korunmasını; siber güvenlik tehditlerine karşı dayanıklılığın artırılmasını; göç ve sığınma politikalarının sürdürülebilir hale getirilmesini hedefliyor. Son olarak “Daha etkili bir Avrupa” önceliğiyle AB’nin güçlü bir küresel aktör olabilmesi için gerekli kabiliyete ulaşabilmesini amaçlayan Zagreb, bu kapsamda; çok taraflılığı güçlendirmek ve AB değerleri ile çıkarlarını Birliğin dış eyleminde temel referans noktası haline getirmek için çalışacak.

Hırvatistan’ın odağındaki konulardan biri Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un vetosu nedeniyle yeni bir krize sürüklenen genişleme politikasının yeniden etkili hale getirilmesi olacak. Hırvatistan AB Dönem Başkanlığı’nın gündeminde özel bir yere sahip olan Batı Balkanlarda reformların sürdürülmesi ve bölgesel işbirliği girişimlerine hız verilmesi; AB perspektifine ve önceden belirlenen kriterlerin karşılanmasına dayalı etkili ve inandırıcı bir genişleme politikasının sürdürülmesi Hırvatistan Dönem Başkanlığı’nın hedefleri arasında ön planda. Macron’un 17-18 Ekim 2019 tarihli AB Zirvesi’nde Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile katılım müzakerelerine başlanmasını veto etmesinin yankıları sürerken Hırvatistan, mayıs ayında ev sahipliği yapacağı AB-Batı Balkanlar Zirvesi öncesinde iki Batı Balkan ülkesiyle müzakerelere başlanması konusunda umutlu.

Mayıs ayında Zagreb’de gerçekleşecek AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nin, Hırvatistan Dönem Başkanlığı’nın takvimindeki en önemli etkinlik olacağını şimdiden söylemek mümkün. Zagreb Zirvesi, Batı Balkan ülkelerinin AB perspektifinin ilk kez telaffuz edildiği tarihi Selanik Zirvesi’nden 15 yıl sonra, Bulgaristan’ın AB Dönem Başkanlığı sırasında 2018 yılında Sofya’da toplanan AB-Batı Balkanlar Zirvesi’nin devamı niteliğinde olacak. AB perspektifi Selanik Zirvesi'nde ortaya koyulan ülkelerden biri olan Hırvatistan'ın, gelinden noktada AB Dönem Başkanı sıfatıyla AB-Batı Balkanlar Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak olması, sembolik önem taşıyor.

Hırvatistan’ın 2020 yılının ilk yarısı boyunca sürdüreceği Dönem Başkanlığı sırasında Batı Balkanların AB ile bütünleşme sürecinin hızlandırılması konusunda öncülük etmesi ve somut adımlar atılmasını sağlaması yönünde beklenti büyük. Buna karşın, Macron’un genişlemenin metodolojisinde değişikliğe gidilmesi konusundaki önerisiyle genişleme konusundaki tartışmalar yeni bir boyut kazanırken, Hırvatistan Dönem Başkanlığı’nın yaratabileceği farkın AB’deki siyasi gerçekliğin kısıtlarında kalacağını unutmamak gerekiyor.

Hırvatistan AB Dönem Başkanlığı ve Türkiye

Hırvatistan, AB Dönem Başkanlığı’nı devralırken Türkiye-AB ilişkilerinin bakıldığında, genel durumunun pek de iç açıcı olmadığı görülüyor. Hırvatistan ile Türkiye’nin eş zamanlı olarak AB katılım müzakerelerine başlamasından 15 yıl sonra gelinen noktada, Türkiye’nin müzakere süreci siyasi engellemelerin ve AB’nin Kıbrıs konusunda yaptığı stratejik hatanın esiri haline geldi. İlişkilerin temel çerçevesini oluşturması gereken katılım müzakereleri süreci bir süredir işlerliğini kaybetmiş durumda. Haziran 2016’dan beri yeni bir faslın açılmadığı katılım müzakereleri süreci, blokajlar nedeniyle ilerlemiyor. 2018 yılından bu yana AB Konseyi kararlarında “mevcut durumda müzakerelerde yeni bir faslın açılması veya kapanması öngörülmemektedir” ifadeleriyle yer bulan bu tahlil, kısa vadede müzakere sürecine yönelik umutları azaltıyor.

İlişkilere kısa vadede rahatlama ve ivme kazandırma potansiyeli bulunan alanlardan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci de Almanya’nın başını çektiği bazı ülkelerin getirdiği siyasi koşulluluk nedeniyle daha başlamadan tıkanmış durumda. Türkiye-AB mülteci uzlaşısı kapsamında Haziran 2016’da gerçekleşmesi öngörülen vize serbestliği süreci ise halen sonuçlanabilmiş değil. Bunların ötesinde, AB’nin, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki terörist unsurlara karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik kınama kararı ve Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama çalışmaları karşısında “üye ülke dayanışması” adı altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tezlerini destekleyerek Türkiye’ye yönelik bir dizi kısıtlayıcı önlem kabul etmesiyle tırmanan gerginlik, 2020’de de sürecek gibi duruyor. İlk etapta Türkiye-AB Kapsamlı Havacılık Anlaşması müzakerelerinin askıya alınması, en üst düzey karar alma mekanizması olan Ortaklık Konseyi Toplantılarına ve üst düzey diyalog toplantılarına ara verilmesi gibi önemlerle başlayan yaptırımların, Doğu Akdeniz’de hidrokarbon sondajıyla ilgili kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırım çerçevesi belirlenmesiyle sürmesi, yaptırımların devamının gelebileceğini gösteriyor. Bu olumsuz tabloya rağmen iki taraf arasındaki müşterek çıkar alanları, Türkiye-AB ilişkilerinde “yeni bir pozitif gündemin” yaratılmasını zorunlu kılıyor.

Türkiye ile dostane ilişkilere sahip Hırvatistan’ın AB Dönem Başkanlığı’nı üstlenmesi olumlu bir gelişme olarak nitelendirilebilir. Türkiye’nin, Hırvatistan’ı ilk tanıyan ülkeler arasında yer aldığı ve NATO’ya katılımına da destek verdiği biliniyor. AB Dönem Başkanlığı’na haftalar kala Hırvatistan Dış ve Avrupa İşleri Bakanı Dr. Gordan Grlic Radman’ın Ankara’ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti, Hırvatistan’ın Dönem Başkanlığı sırasında Türkiye-AB ilişkilerinde üsteleneceği role ilişkin de önemli ipuçları verdi. Türkiye’nin AB aday ülkesi ve stratejik bir ortak olarak öneminin bilincinde olan Hırvatistan, Dönem Başkanlığı’nda Türkiye’ye desteğini sürdürme; çok iyi bir dost ve arabulucu rolü üstlenme taahhüdünde bulunuyor. AB Dönem Başkanlığı boyunca Türkiye ile AB arasındaki diyaloğun iyileştirilmesi için çalışma sözü veren Zagreb, Türkiye’nin müzakerelerinde fasılların açılması konusunda gelişme bekliyor. Ankara’nın Zagreb’den temel beklentisi ise üyelik sürecindeki engellerin giderilmesi yönünde çaba sarf etmesi ve Türkiye-AB ilişkilerinin canlandırılmasına katkı sağlaması.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı