İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 OCAK 2020

KÜRESEL GÜNDEM: 50’nci Yılını Kutlayan Dünya Ekonomik Forumu’nda Öne Çıkanlar

50’nci Yılını Kutlayan Dünya Ekonomik Forumu’nda Öne Çıkanlar

Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) yıllık toplantısı 21-24 Ocak 2020 tarihlerinde gerçekleşti. İsviçre’nin kayak merkezlerinden birisi olan Davos kasabasında düzenlenmesi nedeniyle WEF’nin yıllık zirvesi “Davos Zirvesi” olarak anılıyor. 1970 yılında başlayan WEF Zirveleri bu yıl 50’inci yıl dönümünü kutluyor.

Dünyanın önde gelen akademisyenlerini, politikacılarını, iş dünyası ve sivil toplum liderlerini bir araya getiren Davos Zirveleri, iklim krizinden gelir adaletsizliğine kadar küresel gündemdeki önemli konuları ve sorunları ele alıyor ve çözümler arıyor. Zirve, uluslararası görüş alışverişi ve müzakere platformu imkânı sağlıyor.  Zirve’de bu yıl 117 ülkeden siyasetçi, iş insanı akademisyen ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileri başta olmak üzere 3 binden fazla katılımcı yer aldı.

Davos'ta 50’den fazla ülke devlet başkanı ve başbakan düzeyinde temsil edildi. Zirve’de, uluslararası kurumlar da üst düzeyde temsil edildi. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Genel Sekreteri Roberto Azevedo, OPEC Genel Sekreteri Muhammed Sanusi Barkindo, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Genel Sekreteri Angel Gurria ile NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Davos Zirvesi’ne katılan isimler arasında yerini aldı.

"Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Dünyanın Paydaşları" temasıyla Davos'un bu yılki toplantılarında küresel iklim değişikliği ve çevre konuları ağırlıktaydı. “Sağlıklı gelecek”, “Gezegen nasıl kurtulur”, “Toplum ve çalışmanın geleceği”, “Daha adil ekonomiler”, “Daha iyi iş”, “Jeopolitiğin ötesinde”, “İyilik için Teknoloji” başlıklı 7 temada 800 civarında konuşmacıyla 400'e yakın açık ve kapalı oturum ve gerçekleşti.

Zirve’nin adından en çok söz ettiren konukları, kuşkusuz ABD Başkanı Donald Trump ve çevre aktivisti Greta Thunberg idi. ABD’de azil istemiyle başlatılan yargı süreci devam eden Trump, yine kendinden emin bir şekilde ve kendi gündemiyle Davos Zirvesi’nde konuştu. Konuşmasında daha çok ABD’nin ekonomik büyümesi ve diğer ülkelerle yaptıkları ticari anlaşmalardan bahseden Trump, Zirve’nin ağırlıklı gündem konusu olan iklim değişikliği ve çevre felaketini adeta görmezden gelerek “felaket tellallarını ve onların kıyamet tahminlerini reddetmeliyiz” ifadelerini kullandı.  Çin ile olan ilişkilerden memnun olduğunu belirten Trump, faz 2 ticaret anlaşması için görüşmelerin çok yakında başlayacağını açıkladı ve gümrük vergilerinin çoğunun Çin ile 2’nci aşama ticaret anlaşmasına yönelik müzakereler süresince yürürlükte kalacağını belirtti.

Davos Zirvesi’nin Odağındaki Çevre Konuları

WEF tarafından Zirve öncesinde yayımlanan Küresel Riskler Raporu’nda, iklim ve çevre konuları uzun vadede en acil riskler olarak nitelendirildi. Raporda, gelecek 10 yılda karşılaşılacak risk görünümünde aşırı hava koşulları, iklim, doğal afetler, biyoçeşitlilik kaybı ve insan nedeniyle ortaya çıkabilecek çevresel felaketlerin ilk sıralarda yer alacağı öngörülüyor. İklim değişikliğinin beklenenden daha hızlı geliştiği belirtilen raporda bu değişiklik ile yüzyılın sonuna doğru sıcaklığın en az 3°C artacağı kaydedilirken; artan sıcaklıkların ağır ekonomik, sosyal ve çevresel sonuçlara neden olabileceğine dikkat çekiliyor. Bu raporu temel alan WEF’nin bu yılki gündeminde bu nedenle iklim değişikliği ve çevre özel önem arz edilen bir konu olarak irdelendi.

İsveçli genç aktivist Greta Thunberg, Davos Zirvesi’nde “Ortak Geleceğe Yönelik Sürdürülebilir Yolu Açarken” başlıklı oturumunda söz aldı ve iklim değişikliği ve çevre konusunun önem ve aciliyetini dile getirerek çözüme yönelik somut ve hızlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Şimdiye kadar bu konuda fazla bir şey yapılmadığından yakınan Thunberg, dünyaya verdiği açık ve kesin mesajları şu şekilde dile getirdi: “Bilim insanlarını dinleyin ve şimdi harekete geçin!” “Daha zengin ülkelerin sıfır emisyona çok daha hızlı inmesi ve daha fakir ülkelerin de aynı şeyi yapmalarına yardım etmesi gerekiyor”.” Bu ifadeler bilim ve çevre korumayla ilgilenen camiada herkesin dillendirdiği konuları içeriyor; ancak genç ve bilinçli aktivist Thunberg, ilgi uyandıran söylemleri ve eylemleri ile iklim krizine dikkat çekmeyi başaran nasir isimlerden. Nitekim gençliğin ve geleceğin sesi olan 17 yaşındaki aktivist, geçen yıl ilk defa katıldığı Davos Zirvesi’nin merak uyandıran konuğu iken; bu yıl herkesçe tanınan bir isim olmanın yanında küresel bir güç ve simge haline geldi. Bu sebeple de Trump ve yönetiminin eleştirilerinin odağında olmaktan kurtulamadı. 

Zirve’ye katılarak AB’yi temsil eden Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen,  Zirve’nin birbirleriyle diyaloğu olmayan liderlerin dahi karşılıklı tartışmalara girebildiği bir yer olduğuna dikkat çekerek; Davos’un, çatışmaların önlendiği, anlaşmazlıkların sona erdiği ve hükümetlerin, iş dünyasının ve sivil toplumun güçlerini birleştirdiği yer olarak tanımladı. Çevre konusuna da değinen von der Leyen, insanlık uzun zamandır kaynakları tükettiğini; buna karşılık ise tek ürettiğinin atık ve kirlilik olduğu yorumunda bulundu. AB’nin siyasi gündemini ortaya koyan von der Leyen, iklim politikası, dijital gündem ve jeopolitik konulara odaklandı ve Avrupa Yeşil Anlaşması’nı AB’nin yeni büyüme stratejisi olarak açıkladı.

Von der Leyen’in ardından konuşma yapan Avrupa Parlamentosu Başkanı David Sassoli, herkesin iklim değişikliği ile mücadelenin içinde yer alması gerektiği ve bunun için yapılması planlananların aciliyeti konusunda hemfikir olduklarını belirtti. İklim krizinin sosyal boyutuna da dikkat çeken Sassoli, çevre sorunlarının sosyal sorunlarla bağlantısının bulunduğunu ve sosyal krizi şiddetlendirdiğini ifade etti. İklim değişikliği ile mücadele ve eşitsizliğin azaltılması sorunlarının beraber ele alınması gerektiğini ve bu mevzuların ancak siyasi eylemin merkezine koyulursa çözülebileceğini savundu.

Finans ve iş dünyasından liderler, iklim değişikliği konusundaki farkındalıklarını Davos’ta yeniden dile getirirken; küresel ekonomiye ilişkin endişelerini de belirttiler. IMF İcra Direktörü Kristalina Georgieva, dünya ekonomisinde istikrarın ön göstergelerinin görüldüğünü; fakat bir dönüm noktasına henüz ulaşılamadığını dile getirdi.

Davos’ta söz alan politikacılardan biri de İspanya Başbakanı Pedro Sánchez idi. Davos’a bu yıl ikinci kez katılarak konuşma yapan Sánchez, sosyal adalet, daha çevreci bir ekonomi, toplumsal cinsiyet eşitliği ve vergiden kaçınma ile mücadeleyi savundu. İspanya'da aşırı sağın yükselişini değerlendiren Sánchez, popülizmle mücadele için politika yapıcılara çağrıda bulundu. Demokrasi ve büyümeye de değinen İspanya Başbakanı, demokrasinin her bir yurttaşı kapsaması halinde vatandaşların demokrasiye inanacaklarını dile getirdi. Büyümenin insanlara fırsatlar sunması gerektiğine dikkat çeken Sánchez, sosyal bölünmeyi genişleten büyümenin kabul edilemez olduğunun altını çizdi. Zirve’ye ilk kez katılan dünyadaki en genç başbakanlardan biri olan Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de söz alarak sosyal içerme konusu üzerinde durdu. Marin, kadın liderlerin yönetime seçilmesinin ileride fazla dikkat çekmemesi ve normal hale gelmesini umduğunu belirtti. Marin ayrıca, birçok değer açısından geriye giden dünyada eşitlik ve daha iyi yaşam için mücadele verilmesi gerektiğinin üzerinde durdu.

Almanya Şansölyesi Angela Merkel de konuşmasında ekonomi, ticaret, dış ilişkiler ve Brexit’e ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve sıkıntılı zamanlarda, diyalog ve çok taraflı işbirliğini önemini kuvvetle savundu. Küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele konuları üzerinde duran Merkel, sanayi çağında yaşanmış olan tüm yol ve yöntemlerin değişmesi gerekeceğini savundu. Uygulanan politikaların genellikle nüfusun bazı kesimlerinde direnişle karşılaştığını belirten Merkel, liderlerin iklim değişikliği ile mücadelede toplumları hemfikir hale getirmeleri gerektiğini belirtti. Paris Anlaşması'nın hedefine ulaşmasının, “gezegenin hayatta kalmasını” belirleyebileceği konusunda uyardı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Davos’ta yaptığı konuşmada insanlığa karşı en büyük tehdidin iklim savaşları, haksız küreselleşme, jeopolitik gerilimler ve dijitalleşmenin yaratabileceği kötü sonuçlar olarak değerlendirirken dünyanın şu anki durumunu tanımlamak “belirsizlik” ve “istikrarsızlık” olmak üzere iki kelimenin uygun olacağını ifade etti. 

Dijital Ekonominin Vergilendirilmesi

Dijital ekonominin vergilendirilmesi konusu da geçtiğimiz yıl dünya ve AB’nin gündeminde yer alırken; Davos Zirvesi’nin de gündem maddelerinden biri oldu. Nitekim ABD ile Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve İspanya’nın başını çektiği AB ülkeleri arasında dijital vergilendirmede gerginlikler yaşanıyor. ABD Başkanı Trump, daha fazla tarife uygulamakla tehdit ederken; dört ülkenin maliye bakanları gerginliğin tırmanmasını önlemek amacıyla konuya OECD kapsamında uluslararası bir çözüm bulunmasını savundular. OECD Genel Sekreteri José Ángel Gurría da Davos Zirvesi’nde sorunun halli yönünde çalışmaların ele alındığını açıkladı. Fransa Maliye Bakanı, OECD bünyesinde uygun ve geçerli bir çözümün bulunması halinde ulusal bir çözüme gerek olmadığını ifade etti. Zira Fransa’nın, Google ve Facebook gibi medya kuruluşlarından yıl sonuna kadar vergi almaması, ABD’nin de buna karşılık Fransız ürünlerinden daha fazla vergi almaması üzerinde anlaşmaya varıldı.

Yolsuzlukla Mücadele ve Küresel Eşitsizlik

Dünya Ekonomik Forumu’nun diğer bir gündemi olan yolsuzla mücadele de Zirve’nin başka önemli bir konusuydu. Zirve’de Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin 2019 Yılı Yolsuzluk Algı Endeksi 2019 Raporu açıklandı. Rapora göre Avrupa söz konusu endeks açısından en iyi algılanan bölge olurken Danimarka, dünyada en iyi algılanan ilk 5 ülke içinde tek AB üyesi ülke olarak kaydedildi. Macaristan, Romanya ve Bulgaristan ise Birlik içinde en kötü ülkeler olarak değerlendirildi. Her yıl Davos Zirvesi öncesi “Küresel Eşitsizlik” raporunu yayımlayarak bu soruna dikkat çeken uluslararası yardım kuruluşu Oxfam da bu yılki raporunda çarpıcı bulgular ortaya koydu. Rapora göre dünyadaki en zengin %1’in serveti en yoksul 6,9 milyar kişinin tam 2 katı. Ayrıca en zengin 22 kişinin serveti Afrika’daki tüm kadınların servetinden daha fazla. Öte yandan rapordaki bir diğer çarpıcı bulguya göre dünya üzerindeki kadınlar, günde 12,5 milyar saat bedelsiz ev işi yapıyorlar. Bu doğrultuda ev işlerine bir ücret ödenmesi halinde bunun faturası 10,8 trilyon dolar olması gerekeceği ifade ediliyor.   

Davos Manifestosu

Bu yılki Davos Zirvesi’nde 50’nci yıl dolayısıyla Davos Manifestosu yayımlandı. İlki 1973'te yazılan Davos Manifestosu bugün hala geçerliliğini korumakla birlikte 2020 versiyonu sürdürülebilirlik, içerme, teknoloji ve yönetişim konularını kapsayacak şekilde genişletilerek güncellendi. “Dördüncü Sanayi Devriminde bir Şirketin Amacı” başlığıyla yayımlanan Manifesto’da bir şirketin amacının tüm paydaşlarını ortak ve sürdürülebilir değer yaratmaya dâhil etmek olduğu belirtilirken; şirketlerin sadece hissedarlarına değil, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler, yerel topluluklar ve genel olarak toplum dâhil olmak üzere tüm paydaşlarına hizmet etmesi gerektiği vurgulanıyor. Tüm paydaşların farklı çıkarlarını anlamanın ve uyumlaştırmanın en iyi yolunun,  şirketin uzun vadeli refahını güçlendiren politikalara ve kararlara ortak bağlılık olduğu belirtiliyor ve bu kapsamda çevreye duyarlı, sürdürülebilir, adil politikalar izlenmesinin öneminin altı çiziliyor.

Davos’ta Türkiye’nin Temsili

Davos’ta ülkemizden hükümet düzeyinde katılım sağlanarak katkı sunuldu. Söz konusu toplantı çerçevesinde, küresel gündemdeki güncel siyasi-ekonomik sınama ve fırsatlar üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu. Bu kapsamda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal Türkiye’yi temsil ederek; toplantılarda konuşma yaptılar ve aynı zamanda katılımcı bazı muhataplarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiler. Zirve kapsamında gerçekleşen toplantılar ve oturumlarda, iklim değişikliği başta olmak üzere ticari, ekonomik ve diplomatik konular ele alındı. Çavuşoğlu "Ortadoğu ve Afrika Jeopolitik görünümü" ile "NATO'nun geleceği"; Albayrak ise, "Küresel büyüme gündemini şekillendirmek" başlıklı oturumda konuşma yaptı.

Bakan Albayrak konuşmasında Türkiye ekonomisi ve özel sektörü üzerine değerlendirmelerde bulunarak; büyüme hedeflerini, 2019’da tüm olumsuzluklara rağmen ortaya koyulan performansı ve sağlam borçluluk oranları hakkında bilgi verdi. Türkiye’nin borç karnesinin çok sağlam olduğuna işaret eden Albayrak, borç oranı görece yüksek olan özel sektörün dahi benzerlerine göre iyi durumda olduğunu ve gelişme gösterdiğini belirterek; özellikle üretim ve rekabetçi fiyatlandırma konusunda çok fazla ders aldığını açıkladı. Türkiye’nin jeopolitik pozisyonunun avantajını da kullandığını vurgulayan Albayrak, hükümetin altyapı, ulaştırma, telekomünikasyon ve enerji alanlarında çok büyük yatırımlar yaptığını ve bunların özel sektörün yeni küresel ve bölgesel şartlara esnek bir şekilde adapte olabilmesini sağladığını belirtti. Türkiye için üretim ve nüfusun önemini ifade ederek; büyümenin de bu dinamikler temelinde sağlandığını dile getirdi.

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı