İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 MART 2020

AB GÜNDEMİ: Von Der Leyen Komisyonu’nun 100’üncü Gününün Gölgesinde: Avrupa İklim Yasası

Von Der Leyen Komisyonu’nun 100’üncü Gününün Gölgesinde: Avrupa İklim Yasası

Yeni Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen göreve başlayalı 100 günden fazla oldu. Ursula von der Leyen, göreve başlamadan önce bu pozisyona uygun olduğunu kanıtlamak için ilk 100 gününde Avrupalıları bir araya getiren ortak fikirler ve önceliklerden yola çıkarak, beş yıllık Komisyon başkanlığında gözeteceği altı öncelikli konuyu içeren politika kılavuz ilkelerini açıklamıştı. Bunlar sırasıyla:

-Avrupa Yeşil Düzeni (A European Green Deal),

-İnsanlar için çalışan bir ekonomi (An economy that works for people),

-Dijital çağa uygun Avrupa (A Europe fit for the digital age),

-Avrupalı yaşam tarzının teşvik edilmesi (Promoting our European way of life),

-Dünyada daha güçlü bir Avrupa (A stronger Europe in the world),

-Avrupa demokrasisi için yeni bir hamle (A new push for European democracy) idi.

İklim, teknoloji ve demografideki değişikliklerin Avrupa toplumlarını ve Avrupalı yaşam biçimini dönüştürdüğüne inanan von der Leyen, görev süresinde bu değişikliklere uyum sağlanması ve yeni fırsatlar yaratılması amacıyla hareket etmeyi amaçlıyordu. Von der Leyen, Avrupa’nın sağlıklı bir gezegene ve yeni dijital dünyaya dönüşümü konularında önderlik yapmasının ancak insanların dayanışma ve iş birliği içerisinde bir araya gelmesi ve sosyal piyasa ekonomisinin günümüzün amaçlarına uygun bir şekilde güncellenmesinden geçtiğini biliyordu. Bunu da ortaya koyduğu politika kılavuz ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirmeyi hedeflemişti.

Daha Fazlası için Çalışan Bir Komisyon

Komisyon Başkan Ursula von der Leyen, ilk 100 gününde önceliklerini birer birer hayata geçirmeye başladı bile. Bu kısacık zaman dilimine şimdiden birçok şey sığdırdı. Önce Avrupa’yı 2050 yılında ilk iklim nötr kıta haline getirmeyi amaçlayan Avrupa Yeşil Düzeni’ni tanıtan Ursula von der Leyen, buna bağlı olarak Avrupa Yeşil Düzeni Yatırım Planı ve Adil Dönüşüm Mekanizması önerilerini açıkladı.

Tüm AB vatandaşları için adil asgari maaş belirleme çalışmalarına başladığı gibi, Brexit ardından Birleşik Krallık ile yeni bir ortaklık ve STA müzakerelerinde elde edilebilecek en yüksek hedefleri belirledi.

Sağlık konusunda da çalışmalarda bulunarak, Avrupa’nın Kanseri Yenme Eylem Planı’nı ve Avrupa’daki COVID-19 salgınının önüne geçmek için Coronavirüs Müdahale Takımı’nı hayata geçirme kararı aldı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un vetosunun ardından tıkanan genişleme sürecine bir çözüm yaratabilmek için AB katılım müzakerelerine ilişkin yeni bir metodoloji ortaya koydu.

AB’nin dijital geleceğini şekillendirmek amacıyla Yapay Zekâya ilişkin Beyaz Kitap’ı (White Paper on Artificial Intelligence) ve Avrupa Veri Stratejisi’ni (A European Strategy for Data) kamuoyu ile paylaştı. Ayrıca 5G’nin getirdiği güvenlik risklerine ilişkin ortak bir pozisyon alma kararı aldı.

“Afrika ile AB Stratejisi” kapsamında Afrika ile ortaklığını ilerleterek  iklim değişikliğinden barışa, güvenlikten göçe birçok konudaki ortak sorunların çözümünde birlikte çalışılacağını açıkladı.

Diğer yandan, cinsiyet eşitsizliği ile mücadele etmek amacıyla Cinsiyet Eşitliği Stratejisi’ni kabul etti. Aynı günde, bölgeler, yerel topluluklar, sivil toplum, sanayi ve okulları bir araya getirip yeşil dönüşüm konusunda onlara ses vermek amacıyla İklim Paktı’nı kurdu ve en önemlisi Paris Anlaşması’nın amaçlarıyla uyumlu olarak AB’yi 2050 yılına kadar iklim nötr kılmayı yasal bir zorunluluk hâline getiren Avrupa İklim Yasası’nı teklif etti.

Avrupa’nın İlk İklim Yasası

Avrupa Yeşil Düzeni, hiç şüphesiz ki von der Leyen Komisyonu’nun en önemli ve en iddialı girişimi. Aşırı sıcaklıklara tanıklık edilen 2019 yılında Avrupa’nın en büyük endişelerinden biri elbette ki iklim değişikliği oldu. Öyle ki, 2019 yılı Eurobarometre kamuoyu anketine göre, AB vatandaşlarının %93’ü iklim değişikliğini ciddi bir sorun, %79’u çok ciddi bir sorun olarak görüyordu. Daha önceki kamuoyu anketlerine de göz atılacak olunursa, iklim değişikliğini ciddi bir sorun olarak tanımlayan kişilerin oranının yıllar içerisinde istikrarlı bir şekilde arttığı görülebiliyor. Dolayısıyla, iklim değişikliği ile mücadele von der Leyen Komisyonu’nun en fazla beklenti yaratan önceliklerinden biri. Avrupa Yeşil Düzeni ayrıca, Ursula von der Leyen’in başkanlık koltuğuna oturmak için sunduğu en önemli taahhüt.

Avrupa’nın 2050 yılına kadar ilk iklim nötr kıta olmasını amaçlayan Avrupa Yeşil Düzeni,  bu doğrultuda Komisyonun hedefine nasıl ulaşacağına ilişkin net bir vizyon ortaya koyuyor. Bunu enerjiden döngüsel ekonomiye, akıllı ve sürdürülebilir ulaşımdan çevre dostu gıda sistemlerine, biyoçeşitliliğin korunmasından kirliliğin önlenmesine birçok alanda çevresel dönüşümler yaparak başarmayı amaçlıyor. Bu dönüşümü gerçekleştirebilmek için gerekli finansmanı da Avrupa Yeşil Düzeni Yatırım Planı ve Adil Dönüşüm Mekanizması başta olmak üzere birçok finansal enstrüman aracılığıyla elde etmeyi planlıyor. Bununla birlikte,  AB bütçesinin %25’inin iklim değişikliği ile ilgili eylemlere ayrılmasını teklif ediyor.

Bu alanda bir ilk olan Avrupa İklim Yasası, Avrupa’nın 2050 hedefini AB hukukunun bir parçası haline getirerek iklim nötr olma taahhüdünün bağlayıcı hâle gelmesini amaçlıyor. Bu yasa, AB içerisindeki bazı çatlak seslere rağmen 2050 hedefinin gerçekleştirilmesine ilişkin hukuki bir çerçeve oluşturuyor. Böylece ilgili tüm AB mevzuatı ve politikalarının iklim nötrlük hedefi ile uyumlu hâle getirilmesi gerekiyor. Yasa ayrıca Komisyona, hedef ile bağdaşmayan eylemlerde bulunan Üye Devletlere tavsiye bildirme yetkisi de veriyor. Üye Devletler, iklim değişikliğinin yarattığı olumsuz etkilerin azaltılması ve dayanıklılığın artırılmasına ilişkin adaptasyon stratejileri geliştirme ve uygulama yükümlülüğü altına girecek. Yapamadıkları takdirde ise Komisyona hesap vermek zorunda kalacaklar.

İklim Yasası ayrıca, Üye Devletlerin Ulusal Enerji ve İklim Planları, Avrupa Çevre Ajansı tarafından düzenli olarak yayımlanan raporlar ve iklim değişikliğine ilişkin bilimsel kanıtlar gibi mevcut sistemlere dayalı olarak, alınan eylemlerin sistematikleştirilmesi ve ilerlemenin izlenmesi için bazı tedbirleri de beraberinde getiriyor. Buna göre gerçekleştirilen ilerlemeler, her beş yılda bir Paris Anlaşması çerçevesinde değerlendirilecek.

Ayrıca hazırlanması planlanan kapsamlı bir etki analizine bağlı olarak, Komisyon 2030 yılı için yeni bir hedef oluşturulması teklifinde bulunacak. Bu etki analizi doğrultusunda Eylül 2020’ye kadar AB’nin 2030 yılı sera gazı emisyonu azaltımı hedeflerinin 1990 yılına oranla en az %50, hatta %55 oranına artırılmasına ilişkin bir değerlendirme ortaya koyacak. Bu değerlendirmenin sonucu ile uyumlu olarak İklim Yasası güncellenecek.

Sırada Ne Var?

Mevcut çabalar doğrultusunda sera gazı emisyonlarının 2050 yılına kadar ancak %60 oranında azalması beklendiği için AB’nin iklim nötrlüğü elde etme yolunda yapması gereken çok şey var. Bu nedenle, tüm Üye Devletleri bağlayan bir iklim yasası çok büyük bir önem teşkil ediyor. Yine 2019 yılı Eurobarometre kamuoyu anketine göre, vatandaşların %92’si AB ekonomisinin 2050 yılına kadar iklim nötr hale gelebilmesi için sera gazı emisyonlarının asgari bir orana düşürülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu da, her Üye Devlette yaşayan vatandaşların onda sekizinden fazlasının, bu iklim yasasının gerektirdikleri yönünde bir iradesi olduğunu gösteriyor.

Peki sıradaki adım ne? Avrupa İklim Yasası teklifi, AP’ye, AB Konseyine, Bölgeler Komitesine ve Ekonomik ve Sosyal Komiteye ibraz edildi. Yasa kabul edilip hayata geçirilmeden önce hâlen ilgili paydaşlarla görüşmeler de gerçekleştiriliyor.

Avrupa Yeşil Düzeni belgesi, daha önce AP tarafından da onaylanmıştı. 15 Ocak 2020 tarihinde bu belgeyi kabul eden AP milletvekilleri, belgeyi memnuniyetle karşılamakla kalmayarak gerekli yatırımların gerçekleştirilebilmesi için iddialı bir sürdürülebilir yatırım planını da desteklediklerini belirtmişti.  Bununla birlikte mali anlamda yeterince desteklenen bir adil dönüşüm mekanizmasının gerekliliğini vurgulamışlardı. Fakat en önemlisi, Komisyon tarafından teklif edilen 2030 sera gazı emisyonu azaltımı hedeflerinin daha yüksek olması gerektiğine de dikkat çekmişlerdi. AP, “2030 yılında 1990 yılına kıyasla ‘en az %50; ancak %55’e kadar çıkabilen’ sera gazı emisyonu azaltımı” hedefinin aksine direkt %55 oranında azaltım yapılması gerektiğini vurgulamıştı. AP milletvekilleri ayrıca AB’nin bu hedeflerini kasım ayında gerçekleştirilecek olan BM İklim Değişikliği Konferansı’ndan çok daha önce kabul edilmesi gerektiğinin de altını çizmişti. Bununla birlikte, AB’nin 2050 yılında “ iklim nötr olma" hedefine ulaşacağından emin olmak için 2040 yılında ara dönem hedefi de koyulması görüşünde olduğunu da belirtmişti. Bu durumda, daha katı kuralların getirilmesi olası ve bunun sonucunda Komisyona çok daha fazla görev düşüyor.

Ancak Birlik içinde hâlâ aykırı sesler bulunuyor. Hatırlanacak olunursa, 12 Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirilen AB Konseyi toplantısında Polonya, 2050 hedefini kabul etmeyen tek üye ülke olmuştu. Bu nedenle de, 14 Şubat günü yayımlanan 2050 hedefini kabul etmeyen ülkeleri cezalandırmayı amaçlayan yeni AB bütçesi teklifi doğrultusunda, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin ve daha az gelişmiş olan ülkelerin dönüşümünü destekleyecek Adil Dönüşüm Fonu vasıtasıyla Polonya’ya sağlanması planlanan 2 milyar avroluk destek yarıya düşürülebilir. Bununla birlikte, Avrupa Yeşil Düzeni’nin AB’de daha fazla gerilim yaratabileceği ve hatta iki ya da üç ülkeyi AB’yi terk etmeye sevk edebileceğini düşünenler de var. Eski Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu, Romanya gibi birçok AB ülkesinin Avrupa Yeşil Düzeni’nin iklim ve temiz enerji hedeflerini yerine getirmek için gerekli olan mali kaynaklara sahip olmadığını söyleyerek; bu ülkelerin önceliğinin altyapı, eğitim ve sağlık gibi alanlar olması gerektiğini vurguladı. Öyle görünüyor ki, bu yeni düzene karşı muhalefet yakın bir zaman içerisinde azalmayacak.

Melis Bostanoğlu, İKV Uzman Yardımcısı