İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-31 MART 2020

KÜRESEL GÜNDEM:Koronavirüs Salgını ve Merkez Bankalarının Aldığı Ekonomik Önlemler

Koronavirüs Salgını ve Merkez Bankalarının Aldığı Ekonomik Önlemler 

Tüm dünyayı sarsan koronavirüs salgını halk sağlığını tehdit ederken ülkeler de ağır bir ekonomik darbe ile karşı karşıya bulunuyor. Koronavirüsünün ekonomilere muhtemel etkilerinin farklı yollardan karşımıza çıkması bekleniyor. İlk olarak, virüsün salgın hale gelmesinden sonra önünün alınması amacıyla alınan sosyal izolasyon tedbirleri ekonomik yavaşlamayı tetikliyor. Bu durum beraberinde üretim ve dış ticarette yavaşlamayı getiriyor. Öte yandan küresel boyuttaki bu salgın finansal piyasaları da olumsuz etkiliyor. Piyasalarda yaşanan panik ve belirsizlik varlık satışlarına yol açarken fiyatlarının da düşmesi ve bu varlıkların sahibi olan şirketlerin de değerlerinin düşmesi sonucunu ortaya çıkarıyor. Piyasada yaşanan likidite ihtiyacı borçlanma faizlerinin yükselmesine neden olurken sonuç yine üretimim yavaşlamasına doğru gidiyor.

İşte koronavirüs salgınının üretim ve finans piyasalarında iki koldan ekonomileri daraltıcı etkilerinin önlenmesi amacıyla hükümetlerin yanı sıra merkez bankaları da devreye girerek birtakım önlemler alıyor.  Bu önlemler de genel olarak ek faiz indirimi ve önlemler paketi olarak karşımıza çıkıyor.

ABD Merkez Bankası Tarafından Alınan Önlemler

ABD Başkanı Donald Trump, ilk etapta salgınla mücadele için 8,3 milyar dolarlık ek bütçeyi onaylarken, 13 Mart'ta ülke genelinde ulusal acil durum ilan etti. Hazırlanan ekonomik teşvik paketi kapsamında ayrıca, ABD Merkez Bankası (Federal Rezerve- Fed) ile ekonomiyi desteklemeye yönelik likidite sağlanacağını açıkladı. Piyasaları sakinleştirmeye yönelik 50 baz puanlık acil faiz indirimi piyasalardaki yangını söndüremeyince Fed bu kez de piyasalara likidite sürdü. Ancak bu önlemler de yeterli olmayınca Fed, bu zorlu dönemde hane halklarını, işletmeleri ve ABD ekonomisini desteklemek için tüm araçlarını kullanmayı taahhüt ettiğini açıkladı.  Ülkede ekonomiyi desteklemeye yönelik olarak hane halklarına ve işletmelere kredi akışının sağlanması amacıyla sıkı acil mali önlemler aldı. Bu kapsamda Fed, piyasaların sorunsuz bir şekilde işleyişini sağlamak üzere devlet tahvili ve ipoteğe dayalı menkul kıymet satın almayı taahhüt etti. Fed'in fon piyasalarına önemli miktarda nakit enjeksiyonu, %0 faiz oranları ve diğer borç verme programlarıyla birlikte son uyguladığı acil önlemler paketi,  100 yılı aşkın tarihinde ekonomiye yaptığı en büyük müdahaleyi oluşturuyor.

Bu kapsamda Fed çeşitli borçlanma kolaylığı sağlayan araçlarla piyasayı destekliyor. Bunlardan iki tanesi özel sektörün borçlarını satın alacak üç acil borçlanma kolaylığı, üçüncüsü ise 2008 mali krizi sırasında yaratılan, öğrenci, araba alım ve kredi kartı kredileri ve küçük işletme kredilerini içeren teminatlara karşılık bankalara borç verilmesini içeren bir acil durum programının yeniden canlandırılmasını içeriyor. Fed ayrıca yakında uygun küçük ve orta ölçekli işletmelere sağlanacak kredileri destekleyen bir program da açıkladı.

Avrupa Merkez Bankası Tarafından Alınan Önlemler

Tüm dünyada merkez bankaları koronavirüsünün ülke ekonomilerinde yarattığı yıkıcı etkilerin azaltılması amacıyla birtakım önlemler alırken Avrupa Merkez Bankası (AMB) da Avro Alanı’na yönelik 750 milyar avro (820 milyar dolar) tutarında acil bir mali paket açıkladı. Bu kapsamda AMB‘nin  Küresel Salgına Karşı Acil Alım Programı çerçevesinde Avro Alanı ülkelerinin kamu ve özel sektör borçlanma senetlerini satın alması planlanıyor.  Program dâhilinde AMB varlık alım işlemlerini 2020 sonuna kadar yürütmeyi ve mevcut varlık alımı programı kapsamındaki bütün varlık kategorilerini içermeyi hedefliyor.

Programın temel esasları şu şekilde belirlendi:

-  AMB’nin kamu sektörüne ilişkin varlık alımlarında,  ulusal merkez bankalarının tahsis tutarları esas alınmaya devam edilecek. Yeni Program kapsamında varlık alımları esnek bir şekilde gerçekleştirilerek, satın alma akışlarının zaman içinde, varlık sınıfları arasında ve yetki alanları arasında dağılımında dalgalanmalara izin verilecek.
 
- Program kapsamındaki varlık alımlarında Yunan Hükümeti tarafından ihraç edilen menkul kıymetler uygunluk şartlarından muaf tutulacak.


- Virüs salgının kriz aşaması sona erdiğine kanaat getirildiğinde Program kapsamındaki net varlık alımları sona erdirilecek. Ancak bunun her durumda 2020 sonundan önce gerçekleşmesi öngörülmüyor.


- Reel sektör alım programı kapsamındaki uygun varlıkların çeşitliliği finansal olmayan borçlanma senetlerine genişletecek ve yeterli kredi kalitesine sahip tüm ticari senetler yeni program kapsamında satın alınabilecek.


- Teminat çerçevesinin ana risk parametreleri düzenlenerek teminat standartları kolaylaştırılacak.

AMB Yönetim Kurulu koronavirüs salgınına karşı alınacak önlemlerde sıkı ve güçlü bir duruş ortaya koyarak yaptığı basın açıklamasında bunu şu ifadelerle belirtti: “AMB bu son derece zorlu dönemde Avro Alanı’nın tüm vatandaşlarını destekleme rolünü üstlenmeye kararlıdır. AMB ekonominin tüm sektörlerinin bu şoka karşı destekleyici finansman koşullarından faydalanmasını sağlayacaktır. Bu, aileler, firmalar, bankalar ve hükümetler için aynı şekilde geçerlidir. AMB,  yetkisi dâhilinde gereken her şeyi yapacaktır.  Bu amaçla, gerektiğinde varlık satın alım programlarının büyüklüğünü artırabilecek bileşimlerini düzenlemeye hazırdır. Ekonomiyi desteklemek için tüm seçenekleri ve tüm olasılıkları araştıracaktır.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından Alınan Önlemler

Ülkemizde de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dünyadaki gelişmelere paralel olarak ekonomik önlemler almakta. Bu kapsamda faiz indirimi, zorunlu karşılık indirimi ve likidite şartlarının kolaylaştırılması gibi tedbirler alındı.  TCMB’nin 17 Mart’ta yaptığı açıklamada koronavirüs salgınının küresel çapta yarattığı belirsizliğin Türkiye ekonomisi üzerindeki olası olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla bir dizi önlem alındığı kaydedildi. Önlemlerin başında bankaların ihtiyaç duyduğu likiditenin TCMB tarafından karşılanması geliyor.

TCMB tarafından yapılan açıklamada salgınının küresel çapta yarattığı belirsizliğin Türkiye ekonomisi üzerindeki olası olumsuz etkilerinin sınırlandırılması amacıyla, bankaların Türk lirası ve yabancı para likidite yönetiminde esneklik sağlanarak öngörülebilirliğin artırılmasına, reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamını sağlamak üzere bankalara hedefli ilave likidite imkânları tanınmasına ve reeskont kredi düzenlemeleriyle ihracatçı firmaların nakit akışının desteklenmesine yönelik tedbirler alındığı belirtildi.

Söz konusu tedbirlerin teknik detayları ise şu şekilde sıralanıyor:

1. TCMB tarafından gün içi ve gecelik vadedeki hazır imkânlar çerçevesinde bankalara ihtiyaç duydukları tüm likidite sağlanacak.

2. 2020 Yılı Para ve Kur Politikası metninde yer aldığı üzere, temel politika aracı olan 1 hafta vadeli repo ihalelerine ilave olarak ihtiyaç duyulan günlerde TCMB tarafından piyasaya 91 gün vadeye kadar repo ihaleleriyle likidite sağlanabilecek. Bu ihalelerde kazanan tekliflerin bir bölümünün veya tamamının, mevcut durumda 1 hafta vadeli repo işlemlerinde olduğu gibi, bankalar tarafından talep edilmesi halinde repo işlemi yerine aynı faiz oranı ve vade ile Bankalararası Para Piyasasında depo işlemi olarak sonuçlandırılmasına imkân tanınacak.

3. Piyasa yapıcılığı sisteminin desteklenmesi amacıyla piyasa yapıcı bankalara Açık Piyasa İşlemleri çerçevesinde tanınan likidite imkânına ilişkin limitler artırıldı.

4. Halihazırda 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak geleneksel yöntemle gerçekleştirilen ABD doları karşılığı swap ihalelerine devam edilecek olup söz konusu ihaleler avro ve altın karşılığı da düzenlenebilecek.

5. Zorunlu karşılıklar uygulamasında reel kredi büyüme koşullarını sağlayan bankalar için yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm yükümlülük türlerinde ve tüm vade dilimlerinde 500 baz puan indirilecek.

6. Reel sektöre kredi akışının kesintisiz devamını sağlamak üzere bankalara hedefli ilave likidite imkânları tanındı. Bankaların yeni likidite imkânlarından alabilecekleri azami fon tutarı reel sektöre sağladıkları ve sağlayacakları kredi tutarları ile ilişkilendirilecek. Söz konusu imkânların toplam tutarının, sistemin fonlama ihtiyacının yüzde 25’i ile sınırlı kalacağı öngörülüyor.

Bu kapsamda; 91 gün vadeye kadar repo ihaleleri yoluyla TCMB politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının 150 baz puan altında faiz oranı üzerinden miktar ihalesi yöntemiyle Türk lirası likidite sağlanacak. Söz konusu ihalelerde kazanılan tekliflerin tamamı veya bir bölümü bankalar tarafından talep edilmesi durumunda aynı şartlar altında Bankalararası Para Piyasasında depo işlemi olarak da sonuçlandırılabilecek.

Miktar ihalesi yöntemiyle 1 yıl vadeli döviz karşılığı Türk lirası swap ihaleleri düzenlenecek. Söz konusu swap ihaleleriyle ilgili bankalara TCMB politika faiz oranı olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının 100 baz puan altında faiz oranı üzerinden ABD doları, avro veya altın karşılığı Türk lirası likidite sağlanacak.

7. Küresel ekonomik belirsizlikler ile uluslararası ticarette yaşanan güçlüklerin reel sektör firmaları üzerindeki olası etkilerinin hafifletilmesi amacıyla ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerine yönelik şu önlemler alındı:

18 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar vadesi gelecek reeskont kredisi geri ödemelerine 90 güne kadar vade uzatım imkânı tanındı. Firmalar kredi kullanımına aracılık eden bankalara başvurarak, herhangi bir geri ödemede bulunmaksızın mevcut senetlerini 90 güne kadar daha uzun vadede bir senet ile değiştirerek bu imkândan yararlanabileceklerdir. Bu suretle toplam 7,6 milyar ABD doları karşılığı kadar reeskont kredisi geri ödemesi ertelenebilecek.

Hâlihazırda kredi taahhüdü açık olan reeskont kredileri ile 18 Mart 2020 tarihinden 30 Haziran 2020 tarihine kadar kullanılacak reeskont kredilerine 12 ay ek taahhüt kapama süresi verilmişti, böylece bu kredilerin taahhüt kapatma süresi 24 aydan 36 aya çıkartıldı.

Mevcut reeskont kredisi azami vadeleri, 20 Mart 2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, kısa vadeli kullanımlar için 120 günden 240 güne, daha uzun vadeli kullanımlar için ise 720 güne çıkartıldı.

Kuşkusuz koronavirüse karşı ekonomik önlemlerin, sağlık alanında alınan önlemlerle birlikte ve ödün vermeden yürütülmesi son derece önem taşıyor.  Ekonomik, sosyal ve bilimsel önlemlerin topyekûn bir savaş halinde ve küresel eşgüdüm içinde yürütülmesi yaşanan bu darboğazdan çıkışın da anahtarı olacak gibi görünüyor.

Sema Gençay Çapanoğlu, İKV Kıdemli Uzmanı