İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
16-30 HAZİRAN 2020

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ:AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığına Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut Atandı

AB Türkiye Delegasyonu Başkanlığına Büyükelçi Nikolaus Meyer-Landrut Atandı

AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian Berger’in yerine Almanya’nın Paris Büyükelçisi Nikolaus Meyer-Landrut atandı. Halen AB’nin Türkiye Büyükelçisi olan Christian Berger'in yeni görev yeri Mısır olarak açıklandı. Almanya AB Dönem Başkanlığı esnasında göreve gelecek olan ve daha önce Angela Merkel’in danışmanlığını da yapan Büyükelçi Landrut’un, Türkiye-AB ilişkilerine yeni bir bakış açısı getirmesi beklenebilir.

Yeni AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Nikolaus Meyer-Landrut Kimdir?

Esasında Landrut ailesi, Alman diplomasisinde önemli bir yere sahip. Meyer Landrut’un amcası Andreas Meyer-Landrut 1980 ile 1983 ve 1987 ile 1989 tarihleri arasında Batı Almanya'nın Sovyetler Birliği büyükelçiliğini yapmış Almanya’nın önde gelen diplomatlarından. Estonyalı bir babanın ve Doğu Almanya'dan Düsseldorf'a göç eden bir annenin oğlu olan Nikolaus Meyer-Landrut 1960 yılında dünyaya geldi. Bakaloryasını (Abitur) 1979'da geçtikten sonra iki yıllık askerlik görevini tamamladı. 1981 yılında Alman dili ve tarihi üzerine lisans eğitimine başlayan Landrut doktorasını 1987 yılında Köln Üniversitesinde muhafazakâr Alman tarihçisi Andreas Hillgruber'in yanında tamamladı.

1989 yılında Helmut Kohl’ün başbakanlığı döneminde Dışişleri Bakanlığına katılan Büyükelçi Landrut, 1990-1993 yılları arasında Viyana'da görev yaparak Avrupa Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması'nı Almanya adına müzakere etti. Daha sonrasında ise 1995'e kadar Brüksel'de Alman dış politikası konusunda danışmanlık yaptı.

Meyer-Landrut, 1995-1999 yılları arasında bakanlığın genel müdürlüğünde birim başkan yardımcılığı yaptı. Landrut Bonn'daki görevi esnasında Amsterdam Hükümetlerarası Konferansı'ndan (1997Amsterdam Antlaşması) ve AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’ndan sorumluydu. 1999'dan itibaren de Federal Almanya Cumhuriyeti'nin AB Nezdindeki Daimi Temsilciliği görevini üstlendi. Daha sonra o görevden ayrılıp, AB Anayasası çalışmaları için oluşturulan konferansın başkanı olan Fransa eski Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing’in yanında görev aldı.

Meyer-Landrut Eylül 2003 ile Nisan 2006 arasında ise Alman Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşleri Birimi Başkanı olarak görev yaptı. Landrut son olarak Fransa’ya büyükelçi olarak atanmadan önce 2006 ila 2015 yılları arasında Almanya Başbakanı Angela Merkel’in AB danışmanlığını yaptı. Bu görevi esnasında Avro Bölgesi’ndeki kriz ve Vladimir Putin'in Ukrayna'ya ve Gürcistan'a askeri müdahaleleri konularında Almanya başbakanına rehberlik etti.

Landrut’un Türkiye’nin AB Üyeliğine Yönelik Bakışı

Büyükelçi Landrut Merkel ile yakınlığı sayesinde AB-Türkiye ilişkilerine katkı sağlayabilir. Bilindiği üzere Almanya 1 Temmuz 2020 itibarıyla AB Dönem Başkanlığı’nı devralacak ve yılsonuna dek AB’nin gündemine yön verecek. Almanya’nın AB üyeliği sürecimizde desteğini sağlamak bizim açımızdan son derece kritik. Malum son yıllarda Türkiye-AB ilişkilerinde giderek artan bir gerginlik ve müzakere sürecinde ise durgunluk var. Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakereleri 2016 yılının sonundan bu yana fiilen askıya alınmış durumda. AB'yi 2016 tarihli anlaşmada verilen sözleri tutmamakla ve Suriyeli mülteciler için vadedilen yardımları yapmamakla suçlayan Ankara, Türk vatandaşları için vize uygulamasının kaldırılmasını ve Gümrük Birliği'nin modernizasyonu müzakerelerinin başlamasını istiyor.

Şüphesiz ki, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu müzakerelerine başlanması için Almanya tarafından yakılacak yeşil ışık belirleyici olacaktır. Türkiye ile AB arasındaki ekonomik ve ticari entegrasyonun daha da derinleşmesi ve güçlenmesi açısından büyük önem taşıyan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu aynı zamanda küresel belirsizliklerin arttığı, ticaret savaşlarının konuşulduğu bir ortamda her iki taraf için de pazarın genişlemesini, karşılıklı kazancın artmasını ve karşılıklı kazanılan ekonomik ve ticari avantajların ortadan kalkmasının önüne geçilmesini sağlayacaktır. Bunun yanında tamamlanması gereken son altı kriterin de yerine getirilmesi sonrasında vize serbestisinin gerçekleşmesi, Türkiye ile AB arasında önemli iletişim kanalları olan yüksek düzeyli diyalog toplantılarına yeniden başlanması ve katılım müzakereleri sürecini yeniden canlandırılacak reformların ele alınması Almanya Dönem Başkanlığı’nın ülkemiz açısından daha verimli geçmesini sağlayacaktır.

Ayrıca jeopolitik dengelerin hızla değiştiği bir ortamda Doğu Akdeniz güvenliği, Suriye’nin geleceği ve Libya’da istikrarın sağlanması gibi konularda işbirliği ve diyaloğun devam ettirilmesi gerekiyor. Bugün Suriye, Libya’daki gelişmeler, bölgesel ve uluslararası meselelerde birlikte çalışmanın ne derece önemli olduğunu bir kez daha görüyoruz. Keza Almanya ve Türkiye’nin öncülüğünde oluşturulan mülteci uzlaşının da karşı karşıya kaldığımız ortak sorunlara birlikte çözüm bulmada etkili yöntemler ortaya koyduğumuzu açıkça gösteriyor. Bu nedenle Almanya’nın AB Dönem Başkanlığı hem ülkemizin Almanya ile ikili ilişkilerini hem de AB ile ilişkilerini geliştirmede önemli bir fırsat teşkil ediyor. Türkiye olarak hızla reform sürecine geri dönerek bu dönemi etkin biçimde kullanabiliriz.

Tabiatıyla, esas merak edilen Landrut’un bu konulardaki görüşleri. Alman diplomatı daha önce yakından takip etmiş olan gazeteci Güldener Sonumut bir köşe yazısında Landrut’un Fransa’da büyükelçi olduğu sürede çeşitli fırsatlarla Fransa Meclisi ve Senatosunda Türkiye lehine çaba sarf ettiği üç olaya atıfta bulunuyor. Landrut öncellikli olarak, Ocak 2017’de Fransa Senatosunda yaptığı bir konuşmada, 18 Mart Suriyeli mülteciler anlaşmasını savunarak, bu konuda Almanya ile Fransa arasındaki görüş ayrılığını da ciddi bir şekilde ortaya koyuyor. Fransa’yı rencide etmeden, Türkiye ile işbirliğinin de önemine vurgu yapıyor. Temel hak ve özgürlüklerle azınlık hakları konusunda yaşanan eksikliklere işaret ederken, Türkiye’nin hem NATO hem de AB açısından stratejik öneminin altını çiziyor.

İkinci olarak, bu yıl Berlin’de düzenlenen Libya Konferansı’nın ardından 22 Ocak 2020 tarihinde bir kez daha Fransız Meclisi Dışişleri Komisyonu üyelerinin önüne çıkan Landrut, Fransız parlamenterlerin aksine, Türkiye’nin Libya ve NATO politikalarını anlayışla karşılıyor. Zira Türkiye’nin, bölgesinde önemli bir aktör olduğuna işaret eden Landrut, Türkiye’nin NATO veya AB içerisinde çok çetin bir aktör olabileceğini kabul etmesine karşın Ankara’yı dışlamak değil kazanmak için çaba harcamak gerektiğini, bu çabaya değeceğine vurgu yapıyor. Türkiye’nin mültecilere kucak açtığını hatırlatarak, AB ile külfet paylaştığını da vurgulamak mecburiyetinde kalıyor.

Son olarak, AB’nin yeni müzakere politikası hakkında Fransız parlamenterlerin bir sorusunu yanıtlayan Landrut, “Her faslın açılması ve kapatılması için tüm üye ülkelerin, her defasında birer veto hakkı var. Bu yüzden de süreci biraz oluruna bırakmak gerekiyor. Zira ihtiyaç duyulması halinde isteyen ülkenin dilediği zaman süreç içerisinde müzakereleri veto etme hakkı bulunuyor” diyerek, genişleme politikası konusunda AB üye ülkelerinin biraz daha öz güvenli olmaları gerektiğini hatırlattı.

Oldukça deneyimli bir diplomat olan Landrut’un tıpkı halefi Büyükelçi Christian Berger gibi  zor dönemlerde beceri ve kararlılıkla Türkiye-AB ilişkilerine olumlu katkı yapması bekleniyor.

Emre Ataç, İKV Uzmanı