İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI
E-Bülteni
1-15 TEMMUZ 2020

TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: Türkiye-AB İlişkilerinde Gerginlik Yaratan Gelişmeler: Fransa ile Sorunlar ve Dış İlişkiler Konseyi Toplantısı

Türkiye-AB İlişkilerinde Gerginlik Yaratan Gelişmeler: Fransa ile Sorunlar ve AB Dış İlişkiler Konseyi Toplantısı

1 Temmuz 2020 tarihinde gazeteler Fransa’nın NATO’nun BM tarafından Libya’ya uygulanan silah ambargosunu denetlemek amacıyla Akdeniz’de gerçekleştirdiği Deniz Muhafızları (Sea Guardian) adlı tatbikatından geçici olarak çekildiği haberini verdi. Geri dönmesinin şartlarını da belirtti: NATO müttefiklerinin silah ambargosuna taahhütlerini tazelemeleri;  gemilerin ulusal operasyonlar sırasında NATO uyarı sinyallerini kullanmalarının yasak hale getirilmesi;  Deniz Muhafızları tatbikatı ile yine AB tarafından aynı amaçla gerçekleştirilen IRINI tatbikatı arasında koordinasyonu geliştirmek; müttefikler arasında çelişki /çatışma ve olay çıkmasını önleyecek bir mekanizmayı kurmak.

Fransa’nın bu tutumunun ve Fransa ile Türkiye arasındaki gerginliğin tırmanışa geçmesinin nedeni ise 10 Haziran günü NATO’nun düzenlediği Deniz Muhafızları tatbikatı sırasında Türk savaş gemileriyle Fransız fırkateyni Le Courbet arasında gerçekleşen bir olay.

NATO emirleri doğrultusunda Fransız fırkateyni Le Courbet’nin Libya’ya silah taşıdığından şüphe edilen Tanzanya bayraklı ve Çirkin isimli kargo gemisine yükünü nereye götürdüğünü öğrenmek üzere harekete geçtiği sırada yük gemisine eşlik eden 3 Türk gemisinin agresif tutumu ile karşılaştığını, hatta Türk gemilerini savaş açmadan önce kullanılan NATO’nun çağrı sinyaliyle üç kez uyardığını ve Türk askerlerinin kurşun geçirmez yelekler giymiş ve silahları ellerinde olarak görüldüğünü ifade eden Fransız tarafı iki NATO müttefiki arasındaki bu olayın kabul edilemez olduğunu ileri sürdü. Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar ise Fransa’nın iddialarını tamamen gerçekdışı olarak nitelendirdi. 18 Haziran’da Fransız Savunma Bakanı Florence Parly’nin şikâyeti üzerine NATO’da yapılan oylamada, Fransa otuz müttefikten ancak sekizinin desteğini alabildi. Bu arada konuyu araştırmak üzere NATO nezdinde açılan soruşturma sonucu hazırlanan raporun gizli olması nedeniyle içeriğinin ne olduğu tam olarak bilinmemekle birlikte NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg olayın nasıl geliştiğine dair Fransa ve Türkiye’nin farklı görüşlere sahip olduğunu bu durumun müttefikler arasında görüşüleceği yönünde bir açıklamada bulundu. Fransa ise Libya meselesinde Fransa'nın NATO'nun desteğinden yoksun olması nedeniyle NATO Deniz Muhafızları tatbikatına katılımını "askıya almaya" karar verdiğini açıkladı. Macron’un, Türkiye’nin Libya ile ilgili olarak savaşı durdurmaya yönelik yapılan Berlin Konferansı kararlarına uymadığı, bu nedenle de ‘cezai sorumluluğu’ olduğu yönündeki açıklaması ile birlikte konuyu AB düzeyine taşıması sonucu Fransa'nın talebi üzerine AB Dış İlişkiler Konseyi, Türkiye hakkındaki yaptırımları ağırlaştırma konusunu görüşmek üzere 13 Temmuz'da toplanma kararı aldı.

Türkiye, Fransa’nın suçlamalarına Libya’da General Hafter’i destekleyen bu ülkenin NATO tatbikatı sırasında gerçekleşen olayla ilgili olarak dürüst davranmadığını söyleyerek Türkiye’den özür dilemesi gerektiğini belirtti.  

Bu olay Suriye, Doğu Akdeniz ve Libya’daki gelişmeler neticesinde zaten gergin olan Türkiye ile Fransa arasında bir taşma noktasına işaret ediyor ve birkaç açıdan önem taşıyor. Bunlardan ilki Fransa’nın NATO’ya yaklaşımı ile ilgili. Bir süredir ”beyin ölümü”nden söz ederek NATO’yu eleştiren Fransa, iki müttefiki arasında bu tür bir olayın yaşanmış olmasının kabul edilemez olduğunu ileri sürerek bu durumu NATO’ya yönelik eleştirilerinde haklı olduğunu göstermek için bir fırsat olarak kullanıyor. Bununla da kalmayıp Türkiye-NATO ilişkileri,  Fransa’nın Türkiye ile ikili ilişkileri ve Türkiye-AB ilişkileri açısından olmak üzere çok boyutlu bir sorunlar yumağını ortaya koymuş oluyor. Bu da Türkiye için önemli olan boyutu. Fransa ile Türkiye arasındaki gerginliğin tırmanışa geçmesinin arka planında Libya’da farklı tarafları desteklemeleri ve Libya’daki durumun Türkiye’nin siyasi ve askeri desteği sonucu BM’in de desteklediği Tripoli’deki hükümet lehine dönmüş olduğu konuyla ilgili yapılan analizlerin ortak noktası. Bu son olay AB ile Türkiye’nin Suriye ve Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri, Libya ve mültecilerle ilgili konular nedeniyle zaten sorunlu olan ilişkilerine yeni bir boyut daha eklenmiş oluyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles'in Türkiye Ziyareti

13 Temmuz 2020’de Türkiye’nin gündemde olduğu AB Dış İlişkiler Konseyi toplantısı öncesinde tarafların düşüncelerini anlamak üzere bölgeye ziyaret düzenleyen AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles'i, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkent Ankara’da ağırladı. Türkiye ile AB arasındaki konuların hepsine değinilen görüşme sonrasında yapılan açıklamalarda her iki taraf da AB-Türkiye ilişkilerinin şu anda idealden uzak ve sorunlar yaşadığını ancak ilişkileri bitirmek değil ilerletmek konusundaki niyetlerini de ortaya koydular. Türkiye’nin Suriye ve Libya ile ilgili olarak kilit bir aktör olduğunu, Doğu Akdeniz’de istikrar ve güvenlik açısından önemli bir konumda bulunduğunu belirten Borrell, iyi komşuluk ilişkilerinin ve işbirliğinin önemine değinirken aday ülke statüsündeki Türkiye ile olumsuz yönde gelişen ilişkilerin seyrini tersine çevirme niyetinde olduğunu da dile getirdi. Dönüşünde AP’de yaptığı bir konuşmada sorunların birbirleriyle bağlantılı olduğuna dikkat çeken Borrell, ortak çıkarlar üzerinde işbirliği yapmak suretiyle ilerlemenin önemine vurgu yaparken Suriyeli mülteciler konusunda Türkiye’nin gösterdiği dayanışmaya ve Libya konusunda gerçekçi bir çözüm oluşturulmasına ve Doğu Akdeniz’deki sorunlara işaret ederek,  bunları yaparken AB’nin ve Üye Devletler’in ilke ve değerlerini, sınırlarını ve egemenlik haklarını korumaya kararlı olduklarına da vurgu yaptı.

Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ise toplantı sonrası yaptığı açıklamada Türkiye’nin Avrupa’dan beklentisinin Avrupa'nın Türkiye'ye ortak değerler ve objektif kriterler çerçevesinde yaklaşması olduğunu, ancak teknik konularla siyasi konuların iyi ayırt edilebilmesi halinde birçok sorunun çözülebileceğini söyledi. AB'nin de taahhüdü olan Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, Vize Serbestisi'nin hayata geçirilmesi yönündeki beklentiye işaret ederken,  GKRY ve Yunanistan’ın Türkiye’nin AB ile ilişkilerini ‘rehin aldığına’ değinen Çavuşoğlu, Fransa’nın bu son olaydaki tutumunun da Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkileri olumsuz etkilediğine değindi. AB’nin 13 Temmuz’daki toplantıda Türkiye aleyhine ek kararlar alınması halinde Türkiye’nin de karşılık vermek durumunda kalacağını, bunu yapmaktan çekinmeyeceğini açıkladı.

9 Temmuz 2020’de AP’deki toplantıda Türkiye’nin demokrasi konusunda yaşadığı gerileme nedeniyle yapılan eleştiriler bazı AP milletvekillerinin Türkiye’nin üyelik sürecinin tamamen durdurulması yönünde çağrıda bulunmasına bile neden oldu. Artık Türkiye’nin üyelik sürecinin parçası olan AB bütçesinden verilen üyelik öncesi fonlardan yararlanmaması gerektiğini,  “otoriter bir rejim” olarak niteledikleri Ankara’yla ilişkilerde ekonomik yaptırımların kullanılması gerektiği de konuşuldu. Arab News’da 10 Temmuz 2020 tarihli “Avrupa Parlamentosu ile Türkiye arasındaki gerilim artıyor” (Tensions between European Parliament and Turkey heat up) başlıklı yazıda İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas’ın konuya ilişkin olarak Türkiye’nin Suriyeli mültecilere ev sahipliği yaparak AB’ye geçmesini önlüyor olması nedeniyle üyelik sürecinin durdurulması yönünde bir karar çıkmayabileceği, AB fonlarından yararlanmasının bazı koşulların yerine getirilmesine bağlı olabileceği şeklindeki görüşlerine yer verildi.

Mevcut sorunlara ek olarak son hafta içinde Türkiye gündemini meşgul eden sosyal medyaya getirilmesi düşünülen kısıtlamalar, barolarla ilgili gelişmeler, Büyükada davası kararı ve Ayasofya’nın statüsünün müzeden camiye değiştirilmesi konuları toplantı öncesi durumu daha da gerginleştirdi.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç, eski direktörü İdil Eser ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 11 insan hakları savunucusunun 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı Büyükada Davası’nda 3 Temmuz 2020 tarihinde karar açıklandı.

13 Temmuz 2020 AB Dış İlişkiler Konseyi

Kritik önemdeki 13 Temmuz 2020 AB İlişkiler Konseyi toplantısının ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell Fontelles’in yaptığı açıklamada şu aşamada açıkça yeni ek yaptırımlar getirilmemekle birlikte Türkiye’ye önemli uyarılarda bulunuldu. Türkiye’nin AB için önemi konusunda Üye Devletler arasındaki görüş birliğine değinerek uzun bir süredir sürekli bir gerginlik yaşanan AB -Türkiye ilişkilerinin ancak Avrupa ilke, değer ve çıkarlarıyla uyumlu ve saygılı bir çerçeve içinde gelişip güçlenebileceği vurgulandı. AB-Türkiye ilişkilerinde tarafları sınayan durumları ortadan kaldırmak, dinamikleri değiştirebilmek ve herkesin istediği güven ortamını oluşturabilmek için birkaç ciddi sorunun halledilmesi gerektiğini söyledi.

Borrell açıklamasında, AB’nin Üye Devletler’in sınırlarını ve egemenlik haklarını korumakta kararlı olduğunu, Avrupa çıkarlarına ve uluslararası hukuka aykırı olarak özellikle Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin tek taraflı olarak yaptığı eylemlerin durması gerektiğine vurgu yaptı. Türkiye’nin Berlin sürecinde vermiş olduğu taahhütler çerçevesinde, BM’in koymuş olduğu silah ambargosuna da uymak suretiyle, Libya’da siyasi çözüme katkıda bulunması yönünde çağrıda bulundu. GKRY’nin isteği doğrultusunda mevcut yaptırımlar çerçevesinde yeni liste oluşturulma çalışmalarının sürdürüleceği, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan zorluklar karşısında başka hangi ilave önlemlerin alınabileceği konusunda çalışmaların yapılacağını belirtti.

Ayasofya gibi sembolik bir anıtın camiye dönüştürülmesi yönündeki kararın Üye Devletler tarafından kınandığını ve bu kararın dini toplumlar arasında güvensizlik ortamı yaratmasının kaçınılmaz olduğunu ve işbirliği ve diyaloğu geliştirme çabalarına olumsuz etki yaptığını vurgulayan Borrell, Türk yetkililerine kararın gözden geçirilmesi ve geri alınması yönünde çağrıda bulundu.

Yeni yaptırımlar getirmemekle birlikte açıklamaya bakıldığında, toplantıda Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin siyasi yönü üzerinde yoğunlaşıldığı ve sorun teşkil eden her konunun toplantıda ele alındığı görülüyor. Fransa, Yunanistan ve GKRY’nin Türkiye ile ilişkilerindeki olumsuzlukların çıkan sonuca yansıdığını da söylemek olası. Josep Borrell’in geçen hafta Türkiye ziyaretinin ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığı açıklamada belirttiği teknik ve siyasi konuları ayırmak gerektiği yönündeki görüşünün aksine Türkiye için çok önemli olan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve vize serbestisi konularına hiç değinilmemesi dikkat çekici. Bu da Türkiye’nin üzerinde durduğu Gümrük Birliği ve vize konularında herhangi bir gelişme olabilmesinin açıklamada belirtilen konuların Türkiye’nin ancak AB’nin istediği yönde adımlar atması halinde masaya getirilebileceğine işaret ettiği şeklinde yorumlanabilir. Türkiye’nin bu kararlar karşısında nasıl bir tutum alacağı ise AB-Türkiye ilişkilerinin bundan sonra nasıl evrileceği konusunda belirleyici olacak gibi görünüyor.

Şehnaz Dölen, İKV Kıdemli Uzmanı