İKV E-Bülteni | 2022 » 16-31 AĞUSTOS » TÜRKİYE-AB GÜNDEMİ: Türkiye-İsrail İlişkilerinde Yeni Dönem: Normalleşme Sürecinde Önemli Adımlar Atılıyor

Türkiye-İsrail İlişkilerinde Yeni Dönem: Normalleşme Sürecinde Önemli Adımlar Atılıyor

Türkiye ve İsrail, 17 Ağustos 2022 tarihinde yaptıkları açıklamalar ile dört yıl aradan sonra iki ülke arasında karşılıklı olarak büyükelçi atama kararı aldıklarını bildirdi. Bu karar özellikle Mavi Marmara krizi sonrasında kötüleşen ilişkilerin normalleşmesinde en somut gelişmelerden biri oldu. Ortadoğu dengeleri açısından önemli konumda olan bu iki ülke arasındaki yakınlaşma, enerji nakil hatlarının Avrupa’ya ulaşmasında iş birliği imkânını da gündeme getiriyor.  

Büyükelçi atama kararına ilişkin ilk açıklama İsrail Başbakanı Yair Lapid’in ofisinden geldi. İki ülkenin karşılıklı olarak başkonsolos da atayacağı bilgisi verilen açıklamada, İsrail’in Türkiye ile tam normalleşme yönünde adımlar atacağına ilişkin karar aldığı belirtildi. Türkiye-İsrail diplomatik ilişkilerinin arttırılmasının ekonomi, bölgesel istikrar ve İsrail vatandaşları için önemli bir gelişme olduğu ifade edildi. Ayrıca son bir yılda yapılan üst düzey temasların taraflar arasında pozitif bir atmosfer yarattığı ve büyükelçi atamasının bunun bir sonucu olduğu belirtildi. Büyükelçi atamasının önümüzdeki günlerde gerçekleşeceğini belirten Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise normalleşen ilişkilerin bölgesel barışa, istikrara ve Doğu Akdeniz gibi konulara da etkisinin olacağını vurguladı. İki ülkenin her konuda hemfikir olamasa da diyaloğun devam etmesi, ihtilaflı konuların açıkça tartışılması ve görüşlerin ifade edilmesi gerektiğini ifade etti. Böylelikle farklı düşünülen konularda bile bazı durumlarda orta yolun bulunabileceği değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca İsrail ile normalleşmenin, Türkiye’nin Filistin konusundaki tutumundan vazgeçtiği anlamına gelmediğinin altını çizdi.

Türkiye-İsrail Normalleşme Sürecinin Arka Planı

İsrail’de, Haziran 2021 tarihinde, Başbakan Naftali Bennett liderliğinde yeni bir hükümetin kurulması ve Isaac Herzog’un parlamentoda yapılan oylamayı kazanarak cumhurbaşkanı seçilmesi sonrasında Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönem başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 7 Temmuz 2021 tarihinde İsrail'in 11'inci Cumhurbaşkanı olarak yemin eden Herzog’un göreve başlamasını tebrik etmesi iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılacağı sinyalini verdi. Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye-İsrail ilişkilerinin, Orta Doğu'nun güvenliği ve istikrarı bakımından büyük önem taşıdığını” vurgulamış, iki ülkenin enerji, turizm ve teknoloji başta olmak üzere birçok farklı alanda ileri boyutlu iş birliği potansiyeline sahip olduğunu belirtmişti. Cumhurbaşkanı Herzog ise Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliğinin bir etkinliğine video konferans yöntemiyle katılarak "geçen günlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bölgedeki diğer liderler ile görüştüm. Eminim ki bir masa etrafında kahve eşliğinde toplandığımızda, bütün bölgemizi kültürel ve diğer konularda iş birliğiyle daha iyi bir geleceğe taşıyabiliriz" ifadelerini kullandı.

Türkiye-İsrail normalleşme sürecinin kırılma noktalarından bir tanesi, Cumhurbaşkanı Herzog'un, 9-10 Mart tarihlerinde, Türkiye’yi ziyaret etmesi oldu. Herzog'un Türkiye’ye gelişi, 2007 yılından bu yana Türkiye-İsrail arasındaki en üst düzey ziyaret idi. İkili ilişkilerin tüm boyutları ile gözden geçirildiği ziyarette önce Herzog-Erdoğan daha sonra heyetler ile birlikte görüşmeler yapıldı. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından, ilişkilerin normalleşmesinin iki ülkenin de çıkarına fayda sağlayacağı beklentileri üzerine açıklamalar geldi.

İki ülkenin normalleşme sürecini ileriye taşıyan bir diğer gelişme dönemin Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Başbakan Yair Lapid’in 23 Haziran 2022 tarihinde Türkiye’ye resmî bir ziyarette bulunması idi. Böylece İsrail'den Türkiye'ye 16 yıl aradan sonra ilk kez dışişleri bakanı seviyesinde böyle bir ziyaret gerçekleşmiş oldu. Yapılan ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Yair Lapid, diplomatik temsil düzeyinin karşılıklı olarak büyükelçi seviyesine çıkarılması için çalışmaları başlattıklarını duyurdu. 25 Mayıs tarihinde ise Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirdi.

Türkiye ve İsrail’in 17 Ağustos 2022 tarihinde iki ülke arasında karşılıklı olarak büyükelçi atama kararı aldıklarını açıklaması ise yaklaşık bir senedir devam eden Türkiye-İsrail normalleşme sürecinin geldiği son nokta idi.

Türk Dış Politikasındaki Paradigma Değişimi

Özellikle Arap Baharı sonrasında Türkiye ve bölge ülkeleri arasında yaşanan zıtlaşmalar, Türkiye’nin birçok ülke ile ilişkilerinin bozulmasına yol açtı. Uzun bir süre düzelmeyen ilişkiler Türkiye’nin bölgede yalnızlaşmasına neden olurken aynı zamanda Türkiye’nin üzerine ciddi bir ekonomik yük getirdi. 2019 yılında patlak veren COVID-19 salgını, 2020 yılında Biden’ın ABD Başkanı olarak seçilmesi, 2022 yılında Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlaması ve küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar Türkiye’nin dış politikasını gözden geçirmesini gerektirdi. Bu doğrultuda dış politikada paradigma değişimine giden Türkiye; İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ermenistan gibi ülkeler ile normalleşme sürecine girdi.

Enerji Konusunda İş Birliği ve Çok Taraflı Kazanç İhtimali

2010 yılında kıyılarında doğal gaz keşfeden İsrail için bu gazı Avrupa’ya satmak çok büyük bir amaç. İsrail gazının Avrupa’ya ulaştırılmasında Akdeniz'e en uzun kıyı şeridi olan Türkiye’nin ise çok önemli bir jeostratejik potansiyeli bulunuyor. Ancak Türkiye-İsrail ilişkilerinin bozulması iki ülkenin bugüne kadar bu alanda iş birliği kurmasını engelledi. İsrail ve ortaklık kurduğu ülkeler doğalgazın Avrupa’ya Girit-Yunanistan ve İtalya rotalarını takip eden ve Doğu Akdeniz Gaz Boru Hattı (Eastmed Pipeline) olarak adlandırılan güzergâhtan ulaştırılması için çalışmalar yapmaya başladı. Ayrıca içerisinde İsrail, Yunanistan, Mısır, GKRY, Ürdün ve Filistin’in yer adlığı Doğu Akdeniz Gaz Forumu kuruldu. Ancak Türkiye’yi denklemden çıkaran ve Türkiye seçeneğine göre daha uzun ve çok daha maliyetli olan bu hattın ömrü çok uzun olmadı. Nitekim Doğu Akdeniz Gaz Boru Hattı Projesi, ABD’nin desteğini çekmesinden sonra rafa kaldırıldı.

24 Şubat 2022 tarihinde Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ve bunun sonucunda enerji arzında yaşanan sorunlar, AB’nin enerji tedarikinde Rusya’ya olan bağımlılığını azaltma konusunda adımlar atmasına neden oldu. Bu doğrultuda Rusya'dan enerji ithalatına olan bağımlılığını ortadan kaldırmayı amaçlayan ve enerji politikasında da hızlı bir dönüşüm sürecine giren AB, 18 Mayıs 2022 tarihinde, Rus enerjisine bağımlılığını 2030'dan önce aşamalı olarak sona erdirme ve AB'nin enerji sisteminin direncini artırma amacı taşıyan bir dizi önlem içeren “REPowerEU” planını yayımladı.

Bu noktada Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında enerji konusunda yeni arayışlar içerisinde olan AB’nin enerji geçiş güzergâhları açısından çok kilit bir konumda olan Türkiye ile iş birliği fırsatları araması çok olası. İsrail gazının Avrupa'ya taşımasında en fazla ön plana çıkan ekonomik güzergâh olan Türkiye ile İsrail’in normalleşme sürecine ivme kazandırmaları ve enerji alanında iş birliğini güçlendirmeleri hem Türkiye hem İsrail hem de Rus gazına olan bağımlılığı azaltmak için yoğun bir çaba harcayan AB’nin çıkarına olduğu gözüküyor. Bu bağlamda Türkiye-İsrail normalleşmesi bölgedeki dengeleri değiştirebilecek bir gelişme olarak dikkat çekiyor.

Ahmet Emre USTA, İKV Uzman Yardımcısı

http://10.0.0.5/ikv_bulten/?ust_id=12562&id=12563