İKV E-Bülteni | 2014 » 10-16 KASIM » İKV`DEN HAFTAYA BAKIŞ

Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin gündeminde öne çıkan gelişmeler; Kobani eylemleri dolayısıyla kesintiye uğrayan çözüm sürecinin yeniden canlanmasına ilişkin tartışmalar ve son dönemde artan iş kazalarını önlemek amacıyla açıklanan yeni iş güvenliği paketi oldu. Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu tarafından 12 Kasım 2014 tarihinde açıklanan ve TBMM’ye sunulan iş güvenliği düzenlemeleri, yaptırımlarda ödül-ceza dengesinin sağlanmasını amaçlıyor. Yeni İş Güvenliği Paketi, iş kazası yaşanmayan işyerleri ödüllendirmeyi, iş kazası olan işyerlerini ise ek mali yükümlülükler ile cezalandırarak caydırıcılığı artırmayı hedefliyor.

Geçtiğimiz hafta Türkiye-AB ilişkilerinin gündeminde, 75'inci Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Toplantısı, AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır’ın Brüksel temasları ve Kıbrıs sorununa ilişkin son gelişmeler vardı.

2014 yılını “AB yılı” ilan eden Türkiye’de, AB üyelik müzakelerine hız kazandırma çabaları geçtiğimiz hafta da yoğun bir şekilde devam etti.  AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır, 11-12 Kasım 2014 tarihlerinde Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştirdi. AB Bakanı Bozkır, ilk olarak 11 Kasım 2014 tarihinde başlayan Türkiye-AB KPK toplantısına katıldı. Toplantıdaki konuşmasında, Kıbrıs’ta BM müzakerelerinin başlatılmasının önemini vurgulayan Bakan Bozkır, Kıbrıs konusunda AB’nin yaklaşımının tek taraflı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Avrupa Komisyonu’nun Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn ise konuşmasında, ilişkilerin geleceğine ilişkin olarak Türkiye ve AB’nin, önümüzdeki beş yıllık süreyi olabildiğince iyi kullanması gerektiğini belirtti. AB’nin, Kıbrıs ile ilgili müzakerelerin yeniden başlamasını desteklediğini kaydeden Hahn, ilgili tüm tarafları çözüme katkıda bulunmaya davet etti.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Büyükelçi Volkan Bozkır, KPK toplantısının ardından ikili temaslar kapsamında Juncker Komisyonu’nun yeni üyeleriyle bir araya geldi.  Brüksel’de gerçekleştirilen bu ilk temaslarda, katılım müzakereleri süreci başta olmak üzere Türkiye-AB ilişkileri kapsamlı olarak ele alındı.

Kıbrıs sorununa ilişkin gelişmeler, geçtiğimiz haftanın Türkiye-AB ilişkileri gündeminin ana başlıkları arasında yer aldı. Türkiye’nin, GKRY’nin sözde Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde (MEB) yürüttüğü faaliyetlere ilişkin hazırlanan ilke kararın taslağı,  AP Genel Kurulu’nda 13 Kasım 2014 tarihinde kabul edildi. AP ilke kararında, Türkiye’nin yürüttüğü araştırma faaliyetlerinin GKRY’nin tek yanlı olarak ilan ettiği sözde MEB’ini ve bu bölgede doğal kaynak aramaya ilişkin egemenlik hakkını ihlal ettiği iddia ediliyor ve Türkiye’nin bu alanda araştırma yapan gemilerini bir an önce çekmesi çağrısında bulunuluyor. Öte yandan, AP ilke kararının bağlayıcılığı bulunmuyor.

Geçtiğimiz hafta küresel ekonominin durumuna ilişkin olarak önemli bir rapor yayımlandı. DTÖ, OECD ve BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın yayımladığı ortak rapor, küresel ekonomik krizin başlamasında bu yana, G-20 ülkeleri tarafından uygulamaya koyulan ticareti kısıtlayıcı önlemlerin sayısının arttığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte rapor, çok taraflı ticaret sisteminin sağladığı önemli katkılar sayesinde, kriz sonrasında G-20 ülkelerinin öngörüldüğü kadar koruyucu yaklaşım sergilemediğine de işaret ediyor.

Geçtiğimiz haftanın AB gündeminde öne çıkan başlıklardan bir diğeri de AB Üye Devletleri Tarım ve Balıkçılık Bakanlarının 10 Kasım 2014 tarihli toplantısıydı. Toplantıda, avlanma kotaları, 2015 yılı için geçerli olacak Ortak Tarım Politikası’ndaki (OTP) bütçe kesintileri, OTP çerçevesinde genç çiftçilerin değerlendirilmesi ve Rusya’nın AB tarım ürünlerine uyguladığı ambargonun etkileri görüşüldü.

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in 1 Kasım 2014 tarihinde görevi devralmasının hemen ardından, ilk ciddi siyasi krizi yaşaması geçtiğimiz haftanın AB gündeminde öne çıkan başlıklardan biriydi. 1989 yılından 2013 yılı sonuna dek, Lüksemburg'da Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerinde bulunan Juncker’in, imtiyazlı anlaşmalar yoluyla ülkesinde 340 çok uluslu şirkete milyarlarca avro vergi muafiyeti sağladığının ortaya çıkması ve konuya ilişkin soruşturmanın Avrupa Komisyonu tarafından yürütülmesi, Komisyon Başkanı olarak Juncker’i zor durumda bıraktı. Juncker’in güvenilirliğinin sorgulanmasına sebep olan bu gelişme sonrasında, AP’de Avrupa Birleşik Solu/Kuzey Yeşil Sol (GUE/NGL) grubu, Komisyon başkanının görevden alınması amacıyla gensoru önergesi hazırlıklarına başladı. Öte yandan olayın ortaya çıktığı ilk anda sessiz kalmayı tercih eden Juncker, daha sonra “Lüksemburg Leaks” olarak adlandırılan krizin siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorunda kaldı. Juncker, benzeri bir sorunun AB içinde tekrar yaşanmaması için 28 üyenin ortak bir vergi kanunu üzerinde uzlaşması gerektiğini savundu; ancak, üye ülkelerin çoğu, AB'deki vergi uygulamalarının ortak hale getirilmesi önerisine karşı çıkıyor.

Soğuk Savaş’ın sembolü olan ve Almanya’yı doğu ve batı olmak üzere 53 yıl boyunca ikiye bölen Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yıldönümü kutlamaları, Avrupa bütünleşme tarihindeki önemi nedeniyle, geçtiğimiz haftanın AB gündeminde öne çıkan başlıklarından bir diğeriydi. Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, duvarın yıkılması ile Almanya’nın tekrar birleşmesinin AB’nin bütünleşmesi sürecinde “katalizör görevi üstlendiğini” hatırlattı ve dünya barışının temininde AB’ye her zamankinden daha fazla görev düştüğüne dikkat çekti. Berlin’deki anma etkinliklerine katılan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Berlin Duvarı'nın yıkılışının dünyadaki kriz bölgeleri için değişimin gerçekleşebileceğine dair örnek teşkil ettiğini kaydederken; AP Başkanı Martin Schulz, bu tarihi olayın Avrupa açısından önemini dile getirdi.

Geçtiğimiz haftanın en heyecan verici gelişmelerinden biri de Avrupa Uzay Ajansı (ESA) projesi olan "Rossetta" uzay aracının, 11 Kasım 2014 tarihinde, kuyruklu yıldız üzerine "Philae" adlı bir modülü indirmeyi başarmasıydı. Dünya'da hayatın oluşumunu araştıracak olan Philae’yi taşıyan uzay aracı Rosetta, söz konusu kuyruklu yıldızın yörüngesine 10 yılda ulaşabildi. İlk kez dünyadan bu kadar uzak bir uzay görevinin yerine getirilmesini sağlayacak ve bilim insanlarına bir kuyruklu yıldızı çok yakından tanıma imkânı verecek olan bu gelişme, AB’nin 1,3 milyar avroluk projeyi 1993 yılında onaylaması ile mümkün olabildi.

Tüm okuyucularımıza iyi bir hafta geçirmelerini diliyoruz.

http://10.0.0.5/ikv_bulten/?ust_id=6048&id=6049