İKV E-Bülteni | 2018 » 16-31 MAYIS » AB-Batı Balkanlar Sofya Zirvesi: Beklentiler ve Gerçekler

AB-Batı Balkanlar Sofya Zirvesi: Beklentiler ve Gerçekler

Altı Batı Balkan ülkesinin – Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Kosova, Makedonya, Sırbistan – liderlerini AB’deki mevkidaşlarıyla bir araya getiren AB-Batı Balkanlar Zirvesi, 17 Mayıs 2018 tarihinde, AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Bulgaristan’ın ev sahipliğinde Sofya’da gerçekleşti. Hatırlanacağı üzere, Batı Balkanlar Zirvesi’nin toplanması fikri, göreve gelmeden önce AB’nin kendi başkanlığındaki Komisyon görevde olduğu sürece yeni bir genişlemeye tanıklık etmeyeceği yönündeki sözleri hayal kırıklığı yaratan Juncker’in bu yaklaşımından geri adım atması sonucu, 2017 Birliğin Durumu konuşmasının ardından sunulan niyet mektubunda ortaya atılmıştı. Son 10 yıl içerisinde Avro Alanı borç krizi, mülteci krizi, Brexit gibi sınamaları ele almaya çalışan AB’nin büyük ölçüde göz ardı ettiği Batı Balkanlar; Rusya, Çin gibi dış aktörlerin bölgedeki nüfuzlarını artırmaya yönelik hamlelerini yoğunlaştırmaları, bölgede reform ivmesindeki yavaşlama ve bölge ülkeleri arasındaki ilişkilerde artan gerilim nedeniyle kısa süre önce yeniden AB’nin gündemine taşındı.

Ocak ayında Batı Balkanların AB perspektifinin canlandırılmasını öncelik edinerek, bir “Balkan Dönem Başkanlığı” yürütmeyi vaat eden Bulgaristan’ın AB Dönem Başkanlığı’nı devralması, şubat ayında bölgeye 2025’te üyelik perspektifi sunan Batı Balkan Stratejisi’nin açıklanması ve Juncker ile Mogherini gibi üst düzey yetkililer tarafından gerçekleştirilen ziyaretler nedeniyle 2018 yılı, Batı Balkanlar için hızlı şekilde başlamıştı. Komisyonun geçtiğimiz ay Genişleme Paketi’ni sunmasının ardından, Batı Balkanlar için merakla beklenen bir diğer tarih 28 AB liderini Batı Balkanlar’daki mevkidaşlarıyla buluşturacak olan 17 Mayıs tarihli Sofya Zirvesi’ydi.

Batı Balkan ülkelerinin AB liderleriyle bir önceki büyük buluşması, 2003 yılında bir diğer Balkan ülkesi olan Yunanistan’ın ev sahipliğinde Selanik’te gerçekleşmiş ve bu zirvede, Batı Balkan ülkelerine AB üyelik perspektifi sunularak, “Batı Balkanların geleceği AB’nin içerisindedir” mesajı verilmişti. Bu arka plan karşısında, Sofya’da 15 yıl sonra gerçekleşecek olan AB-Batı Balkanlar buluşmasının, içereceği mesajlar bakımından “ikinci bir Selanik Zirvesi” olacağı yönünde büyük beklentiler bulunmaktaydı.

Genişleme Gündem Dışı, Güvenlik ve Bağlantılar Ön Planda

Selanik Zirvesi’nden 15 yıl sonra Batı Balkanlar özel gündemli bir zirvenin toplanıyor olmasına ve zirvenin AB’nin en genç üyelerinden bir Balkan ülkesinin ev sahipliğinde gerçekleşmesinin sembolik önemine rağmen, Sofya Zirvesi genişleme ve katılım konularının büyük ölçüde gündem dışı bırakılması nedeniyle beklentileri karşılayamadı. Batı Balkan ülkelerine yönelik genişleme taahhüdünün zamanlaması ve söz konusu ülkelerin hazırlık durumu konularında soru işaretlerine sahip AB liderlerinin, zirvede bağlantıların güçlendirilmesi ve güvenlik gibi somut konulara ve ortak çıkar alanlarına odaklanmayı tercih etmeleri dikkat çekti.

Zirvede, “Sofya Deklarasyonu” ve Komisyonun şubat ayında sunduğu Batı Balkanlar Stratejisi’nde Batı Balkan ülkeleriyle angajmanını artırmak üzere belirlediği altı kilit öncelik altında bir dizi eylem ortaya koyan “Sofya Öncelikli Gündemi” başlıklı belgeler kabul edildi.

Sofya Deklarasyonu’nda, AB’nin Batı Balkanlardaki ortaklarının AB temel değerlerine, tarihi, kültürel ve coğrafi bağlar ile ortak siyasi ve ekonomik çıkarlarla desteklenen güçlü, istikrarlı ve bütünleşik Avrupa vizyonuna olan bağlılıkları memnuniyetle karşılandı. Tarihi Selanik Zirvesi’ne atıfta bulunularak, Birliğin Batı Balkanların AB perspektifine olan koşulsuz bağlılığı teyit edildi. AB’nin bölgenin siyasi, ekonomik ve sosyal dönüşümüne hukukun üstünlüğü ve sosyoekonomik reformlarda somut ilerleme kaydedilmesine bağlı olarak daha fazla kaynak aktarılması da dâhil olmak üzere her düzeyde destek vermeye kararlı olduğunun altı çizildi. Genişleme stratejisinin belkemiğini oluşturan demokrasi, hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim, insan hakları ve azınlık haklarının önceliği teyit edilerek, sivil toplumun ve bağımsız medyanın demokratikleşme sürecindeki önemi vurgulandı. AB’nin Batı Balkan ülkelerinin iyi komşuluk ilişkileri kurma ve bölgesel istikrarı güçlendirme konusunda desteğini sürdüreceği belirtilerek, geçmişten miras kalan ikili anlaşmazlıklara kesin ve hukuki açıdan bağlayıcı çözümler bulunması gerektiğinin altı çizildi.

Sofya Deklarasyonu’nda, Komisyon tarafından şubat ayında sunulan 2025 yılındaki üyelik perspektifine değinilmemesi dikkat çekiciydi. Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi aynı zamanda üyeliğin kriterlerini oluşturan temel değerlerin önemine yapılan vurgu, Sofya Zirvesi’nde AB’nin, bölge ülkelerinin AB üyeliğinden çok, üyelik kriterlerine olan bağlılığını teyit ettiği ve AB’ye katılım konusunda yeni araçlar ortaya koymadığı yorumlarına yol açtı.

Zirvenin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alan bağlantıların güçlendirmesi konusunda, bölge ülkeleri ve bölge ile AB arasında enerji, ulaşım ve toplumlar arası bağlantıların artırılması mesajı ön plandaydı. Bu kapsamda, Batı Balkan ülkelerinin dijital ekonomiye geçişinin hızlandırılması; gençler için daha fazla fırsatın yaratılması; Enerji Topluluğu ve Ulaşım Topluluğu Antlaşmaları kapsamındaki müktesebatın uygulanmasına hız verilmesi, deklarasyonda teknik konularda odaklanılan temel unsurları oluşturdu.

AB’nin Batı Balkanlarla angajmanının önemli bir boyutunu oluşturan güvenlik konusunda müşterek güvenlik tehditlerinin eşgüdümlü şekilde ele alınması gerektiği, mülteci akınıyla ortak mücadelenin önemi, terörle ve aşırıcılıkla mücadele konusunda işbirliğinin artırılması, yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadelede sonuç alınmasının bölgenin siyasi ve sosyal dönüşümü için kritik önemde olduğu öne çıktı. Özellikle Sırbistan açısından sorun teşkil eden Ortak Dış ve Güvenlik Politikası kapsamındaki Konsey kararları ve AB ortak pozisyonlarına düşük uyum düzeyine de değinilen deklarasyonda, Batı Balkan ülkelerinden ortak pozisyonlara uyumlarını kademeli şekilde artırmalarının beklendiği hatırlatıldı.

Deklarasyona ek olarak kabul edilen Sofya Öncelikli Gündemi’nde; hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişimin güçlendirilmesi, güvenlik ve göç alanında angajmanın artırılması, sosyoekonomik kalkınmanın desteklenmesi, bağlantıların güçlendirilmesi, Dijital Gündem ve bölgede uzlaşın ile iyi komşuluk ilişkilerinin desteklenmesi konularında bir dizi eylem ortaya koyuldu. Toplumlar arası etkileşimin artırılması için Erasmus+ Programı kapsamında sağlanan fonların iki katına çıkarılması, bölge ülkeleri arasında uluslararası dolaşım ücretlerinin düşürülmesi ve bölgedeki altyapı yatırımlarının artırılması, söz konusu eylemler arasından öne çıkanları oluşturdu.

Zirveye Damgasını Vuranlar: Rajoy’un Boykotu, Tsipras-Zaev Görüşmesi

Zirvenin programı, Katalonya bağımsızlık referandumunun ardından iç siyasette zorlu bir dönemden geçen İspanya hükümetinin, bağımsızlığını tanımadığı Kosova’nın katılımıyla ilgili gösterdiği hassasiyet nedeniyle defalarca değiştirildi. İspanya hükümetinin Sofya Zirvesi’ne katılıp katılmayacağı ve katılımın hangi düzeyde gerçekleşeceği uzun süre gündemi meşgul eden konulardan biriydi. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi ile aynı karede yer almak istemediği için 16 Mayıs’ta AB-28 formatında gerçekleşen çalışma yemeğine katılırken, ertesi gün AB-28+6 formatında gerçekleşen AB-Batı Balkanlar Zirvesi’ni boykot etti ve İspanya, Sofya Zirvesi’nde AB Nezdinde Daimi Temsilcisi tarafından temsil edildi. Madrid’in çekinceleri nedeniyle zirvede kabul edilen Sofya Deklarasyonu’nda Batı Balkan ülkelerinden “devlet” yerine, “ortak” olarak söz edilmesi dikkat çekti.

Almanya Şansölyesi Merkel ile birlikte AB’nin geleceğine yön verecek isimlerden biri olarak görülen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un sözleri de zirveye damgasını vurdu. Geçtiğimiz ay AP Genel Kurulu’nda AB’nin kurumsal reformu tamamlanmadan yeniden genişlemesinin hata olacağı yönünde sarf ettiği sözler, Komisyon Başkanı Juncker’in tepkisini çeken Macron’un Sofya’da, Batı Balkanların AB’ye çıpalanmasının önemine değinirken, genişlemenin ancak AB reforme edildikten sonra mümkün olabileceğini söylemesi, Batı Balkan ülkelerinde hayal kırıklığı yarattı. Bazı uzmanlara göre, Macron “genişlemeden önce derinleşme” söylemiyle, Merkel’i AB’nin reformu konusunda ikna etmeyi amaçlıyor. Böylece, Batı Balkanları stratejik nüfuz alanı olarak gören Almanya’nın, genişlemenin gerçekleşebilmesi için Macron’un EPB’nin reformuna ilişkin teklifleri konusunda harekete geçmek durumunda kalacağı düşünülüyor.

Çok sayıda yan etkinliğe ve ikili görüşmeye sahne olan Sofya Zirvesi’nin en umut vaat eden gelişmesi, Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras ile Makedonya Başbakanı Zoran Zaev arasında gerçekleşen görüşmede yaşandı. “İsim sorunu”nun çözümüne yönelik BM arabuluculuğundaki müzakerelerde son düzlüğe girildiği bir dönemde Sofya Zirvesi marjında gerçekleşen Tsipras-Zaev görüşmesi, bu konuda bir uzlaşı beklentisiyle uluslararası toplum tarafından merakla takip edilmekteydi.

Makedonya Başbakanı Zaev’in, zirvenin ardından gerçekleşen basın toplantısında Yunan mevkidaşıyla yaptığı görüşmede isim sorununu çözüme kavuşturacak belirli bir formül üzerinde uzlaştıklarını açıklayarak detay vermekten kaçınması, haziran ayında gerçekleşecek AB Liderler Zirvesi’ne yönelik beklentileri artırdı. Yunanistan Başbakanı Tsipras’ın ise daha temkinli davranarak, görüşmede iki tarafın da üzerinde uzlaşabileceği bir formül üzerinde yoğunlaştıklarını ancak henüz bir anlaşmanın söz konusu olmadığını belirtmesi dikkat çekti. İsim sorununun çözümü konusunda önemli gelişmelerin yaşandığı, zirvenin ev sahibi Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov tarafından da teyit edilirken, tarafların konuyu önce siyasi partiler düzeyinde değerlendirmek istediklerini ifade edildi. İsim sorununun çözümü, yıllarca AB’nin bekleme odasında sıkışıp kalan Makedonya’ya katılım müzakerelerine başlamanın ve NATO üyeliğinin kapılarını aralamakla kalmayıp, diğer bölge ülkelerine de ikili anlaşmazlıklarını çözmek üzere motivasyon sağlayabilir.

Her ne kadar Sofya Zirvesi, genişleme konusunda güçlü mesajlar ortaya koymaması nedeniyle eleştirilerin hedefi haline gelse de, 15 yıl sonra AB’nin Batı Balkanlar gündemiyle bir zirve toplantısı düzenlemesi dahi mevcut koşullarda başlı başına bir başarı olarak görülmeli. Zirveden çıkan iyi haber ise Batı Balkan ülkelerinin AB liderleriyle bir sonraki büyük buluşma için bir 15 yıl daha beklemeleri gerekmeyeceği. Zirvede kabul edilen Sofya Deklarasyonu’na göre, AB ve Batı Balkan ülkelerinin liderleri 2020’de bu kez AB’nin en genç üyesi Hırvatistan’ın ev sahipliğinde toplanacak.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı

http://10.0.0.5/ikv_bulten/?ust_id=9275&id=9276