İKV E-Bülteni | 2019 » 16-31 EKİM » AB GÜNDEMİ: Brexit Krizini Çözemeyen Birleşik Krallık Erken Genel Seçime Gidiyor

Brexit Krizini Çözemeyen Birleşik Krallık Erken Genel Seçime Gidiyor

İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşan Birleşik Krallık’ın yılan hikâyesine dönen AB'den ayrılık (Brexit) sürecine bir de erken genel seçim eklendi. Ülkesinin AB'den ayrılmasını düzenleyen yeni Brexit anlaşmasını Parlamentodan geçirememesi nedeniyle Brüksel'den erteleme talep etmek zorunda kalan Johnson, Noel'den önce 12 Aralık'ta gerçekleşecek bir erken seçime olanak verecek bir yasa tasarısını Parlamentoya sundu. AB, Brexit'in 31 Ocak'a ertelenmesini kabul edince, ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn anlaşmasız çıkış ihtimalinin masadan kalktığını söyleyip hükümetin aralıkta seçim teklifini kabul etti. Johnson, erken seçimlerle Parlamentoda yeniden çoğunluğu sağlamayı ve üzerinde değişiklikler yapılan yeni Brexit anlaşmasının Avam Kamarası'nda kabul edilmesini ümit ediyor. Böylelikle Birleşik Krallık’ın AB'den ayrılmasını hedefliyor.

AB ve Birleşik Krallık’ın Anlaştığı Brexit’e Parlamento Engeli

Hatırlanacağı üzere temmuz ayında Birleşik Krallık’ta iktidardaki Muhafazakâr Parti'nin lideri seçilen ve ülkenin yeni başbakanı olan Boris Johnson ülkesinin yeni bir anlaşma istediğini ancak gerekirse anlaşma olmadan 31 Ekim'de AB'den ayrılacağını dile getirmekteydi. Birleşik Krallık Parlamentosu da anlaşma olsun veya olmasın ülkesinin 31 Ekim'de AB'den ayırılmasını isteyen Başbakan Johnson’ın önüne geçmek için Birleşik Krallık Hükümeti’ni AB'den yeni bir erteleme istemeye mecbur bırakan bir yasayı eylül ayının ilk haftasında kabul etmişti. Tasarıya göre Birleşik Krallık Hükümeti 19 Ekim'e kadar AB ile Brexit anlaşması sağlayamazsa veya anlaşmasız ayrılık için Parlamentonun onayını alamazsa, AB'den Brexit için 3 aylık erteleme talep etmek zorunda kalacaktı. Tasarı, AB'nin farklı tarih teklif etmesi durumunda da bunu kabul veya ret yetkisinin Birleşik Krallık Hükümeti’nde değil Parlamentoda olmasını öngörüyordu. Tasarıda son anda yapılan değişikliğe göre, Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşmasının güncellenmiş şeklinin de Parlamento tarafından oylanması gerekecekti.

Bunun üzerine Boris Johnson 2 Ekim tarihinde son bir adım atarak AB'ye Brexit ile ilgili yeni bir teklif sundu. Johnson'ın yeni teklifi, daha önce May'in AB ile üzerinde anlaştığı planda yer alan ve İrlanda ile Kuzey İrlanda arasında fiziki sınırları önlemeyi amaçlayan ve backstop (tedbir maddesi) olarak adlandırılan düzenlemenin kaldırılmasını esas alıyordu. Hatırlanacağı üzere May'in anlaşması temel olarak backstop maddesi nedeniyle reddedilmişti. Birleşik Krallık Hükümeti, son teklifiyle 17-18 Ekim tarihlerinde yapılacak AB Liderler Zirvesi öncesi anlaşmaya varılmasını umuyordu. Bu minvalde tekrardan müzakerelere başlayan taraflar zorlu geçen AB Liderler Zirvesi’nin ardından yeni bir Brexit anlaşması üzerinde mutabakata vardıklarını açıkladı.

Peki, yeni anlaşmanın içeriğinde neler var? Şüphesiz ki,  yeni Brexit anlaşmasında, Boris Johnson'ın selefi Theresa May'in 2018 Kasım'ında Brüksel'de vardığı anlaşmadan kalma, değişmeyen birçok madde yer alıyor. Başlıca değişikliklerin görüldüğü konular çoğunlukla İrlanda sorununa ilişkin. May'in anlaşmasındaki bakckstop maddesi Birleşik Krallık’ın AB gümrük birliğinde kalmaya devam etmesi ve Kuzey İrlanda'nın blokun bazı tek pazar kurallarına uymasına yol açacaktı. anlaşmaya varılan yeni Brexit'te ise Kuzey İrlanda'nın AB gümrük birliği ve tek pazarı terk etmesi öngörülüyor.

Avrupa Komisyonundan yeni anlaşma güncellemesine ilişkin yapılan açıklamaya göre, öncellikle Kuzey İrlanda, özellikle de mallar konusunda, AB'nin bazı kurallarına uymaya devam edecek. İkinci olarak Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık'ın gümrük bölgesinde kalmaya devam edecek ancak AB'nin ortak pazarına "giriş noktası" olacak. Üçüncü olarak Ortak Pazar’ın bütünlüğü muhafaza edilecek, Birleşik Krallık Katma Değer Vergisi'ne yönelik meşru istekleriyle ilgili olarak tatmin edilecek. Kuzey İrlanda Parlamentosu, 4 yılda bir bu kurallara bağlı kalmayı isteyip istemediği konusunda karar alabilecek. (Bu konuda salt çoğunluğun kararı yeterli olacak. Hem Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'ın parçası olarak kalmasını isteyenlerin de, hem İrlanda Cumhuriyeti ile birleşmeden yana olan Cumhuriyetçilerin ayrı ayrı onayı gerekmeyecek). Diğer taraftan Birleşik Krallık, en az 2020 sonuna kadar AB'nin ticari kurallarına uymaya devam edecek. Londra'nın Brüksel'e ödeyeceği tahmini "boşanma ücreti" 39 milyar sterlin olacak. Birleşik Krallık’taki AB ve AB üyesi ülkelerdeki İngiltere vatandaşlarının tüm hakları garanti altına alınacak.

Bilindiği üzere yeni anlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için Birleşik Krallık Parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyordu. Bu minvalde 19 Ekim tarihinde Johnson'ın AB'den çıkış anlaşmasını oylamak üzere toplanan Parlamento bir son dakika hamlesi yaparak, verilen bir önergeyle oylamayı engelledi. Milletvekilleri anlaşmayı incelemek ve yasaya dönüştürmek için sunulan üç günlük takvimi yeterli bulmayarak oylamayı ertelediler.  İktidardaki Muhafazakâr Parti'den ihraç edilen milletvekillerinden Oliver Letwin'in önergesi, Johnson'ın AB ile vardığı anlaşmanın, uygulanmasına yönelik ilgili tüm yasa tasarılarının Parlamentodan geçmesine dek, oylanmamasını öngörüyordu. Birleşik Krallık Parlamentosu, önergeyi 306'ya karşı 322 oyla kabul etti. Bu da Johnson'ı yasal olarak AB'den erteleme talep etmeye mecbur kıldı.

Parlamentodaki oylamayı erteleyen önergenin kabulünden birkaç saat sonra, Başbakan Johnson AB'ye erteleme mektubu gönderdi ancak mektubun altına imzasını atmadı. Üye ülkeler de Brexit için Avam Kamarası tarafından istenen,  Başbakan Johnson’ın da Brüksel’den imzasız bir mektupla talep ettiği 31 Ocak 2020 tarihi konusunda anlaştı.

Şüphesiz ki, AB’nin Birleşik Krallık’a üç aylık ek süre vermesi özellikle Birleşik Krallık siyasetindeki olası sonuçları açısından önem taşıyor. Brüksel bu tarihe yeşil ışık yakarak 31 Ekim’de anlaşmasız bir Brexit’in önünü kesmiş oldu. AB, 31 Ocak tarihinde anlaşmış olsa da mutlaka bu tarihin beklenmesi gerekmeyecek. Birleşik Krallık, ayrılma anlaşmasını onaylamış olması şartıyla 1 Aralık 2019 ya da 1 Ocak 2020’de AB’den ayrılabilecek.

Brexit Anlaşmasını Parlamentodan Geçiremeyen Johnson’ın Erken Seçim Hamlesi

Birleşik Krallık’ı 31 Ekim'de AB’den çıkarma vaadini gerçekleştirmesi Parlamento tarafından engellenen Başbakan Boris Johnson, bu sefer de erken seçim için mesai harcamaya başladı. İktidardaki Muhafazakâr Parti, 12 Aralık'ta erken seçime gidilmesini öngören önergeyi 28 Ekim tarihinde Parlamentoya sunarak milletvekillerine kabul ettirmeyi başardı. Yoğun tartışmaların ardından Birleşik Krallık Parlamentonun alt kanadı Avam Kamarası'nda 29 Ekim tarihinde yapılan oylamada 12 Aralık'ta erken seçimlere gidilmesi 20'ye karşı 438 oyla kabul edildi. Muhalefetteki İşçi Partisi'nin de destek vermesi ile tasarının kabul edilmesi mümkün oldu. Bilindiği üzere Başbakan Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti'nin Parlamentoda çoğunluğu kaybetmesi nedeniyle yasa tasarısının onaylanabilmesi için muhalefetin desteği gerekiyordu. Anlaşmasız Brexit ihtimalinin şimdilik masadan kalkmış olması nedeniyle muhalefet, daha önce reddettiği erken seçim tasarısını 29 Ekim'de yapılan oylamada kabul etti. Yasa tasarısı 30 Ekim'de de Parlamentonun üst kanadı Lordlar Kamarası'nda kabul edildi.

Şüphesiz ki, Johnson erken seçimlerle Parlamentoda yeniden çoğunluğu sağlamayı ve üzerinde değişiklikler yapılan yeni Brexit anlaşmasının Avam Kamarası'nda kabul edilmesini ümit ediyor. Böylelikle Birleşik Krallık’ın AB'den ayrılmasını hedefliyor. Ancak Johnson'ın Liberal Demokratlara ve İskoç Ulusal Partisi'ne (SNP) sandalye kaptırabileceği de tahminler arasında yer alıyor. Birleşik Krallık’taki kamuoyu yoklamaları, Başbakan Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakâr Parti'nin oylarının muhalefetteki İşçi Partisi'nin önünde bulunduğunu gösteriyor. Anketlere göre Muhafazakâr Parti'nin % 37, İşçi Partisi'nin ise % 22 oy alması bekleniyor. Buna karşılık mayıs ayındaki AP seçimlerinde % 30 oy alan Nigel Farage'nin Brexit Partisi'nin % 11'de kalması bekleniyor. Ancak Başbakan Johnson'ın ne olursa olsun Birleşik Krallık’ın 31 Ekim'de AB'den ayrılacağı yönündeki sözünü tutamamış olması nedeniyle muhafazakârların oylarının düşebileceği tahmin ediliyor.

Özetle, erken seçim sonucu nasıl bir Parlamento aritmetiği çıkacağı konusunda şimdiden tahminde bulunmak oldukça zor. Ülkede 2016'da % 48'e karşı % 52 ile Brexit kararı alınan referandumdan bu yana seçmenin bölünmüşlüğü giderilmiş değil. Eğer partilerden hiçbiri açık farkla iktidarı elde edemezse Brexit nedeniyle oluşan kilit durum devam edecek. Kesin olan tek şey ise 12 Aralık'ta da yapılacak seçimlerde ülkeyi siyasi çıkmaza sürükleyen Brexit krizi, seçimin ana teması olacak.

Emre Ataç, İKV Uzmanı

http://10.0.0.5/ikv_bulten/?ust_id=9652&id=9655