İKV E-Bülteni | 2020 » 16-30 NİSAN » AB GÜNDEMİ:AB ile Birleşik Krallık Müzakerelere Devam Ediyor: COVID-19 Gölgesindeki Brexit Süreci

AB ile Birleşik Krallık Müzakerelere Devam Ediyor: COVID-19 Gölgesindeki Brexit Süreci

AB ile Birleşik Krallık Brexit'in ardından geleceğe yönelik ilişkilerini şekillendirmek amacıyla COVID-19 salgını nedeniyle ara verdikleri görüşmelere yeniden başladı. Ancak müzakerelerde tüm çabalara rağmen engeller aşılamıyor. İki taraf da yeni ticaret anlaşmasının belirlenmesiyle ilgili müzakerelerde çıkmazda, önemli konularda ciddi görüş ayrılığı var. İki taraf arasında müzakerelerin haziran ayı başında yeniden başlaması hedefleniyor. Taraflar, 2020 sonuna kadar, gelecekteki ilişkilerini düzenleyecek kapsamlı bir anlaşmaya ilişkin müzakere yürütecek. Eğer, bir anlaşmaya varılamazsa iki taraf arasındaki ticari ilişkiler 31 Aralık 2020 sonrasında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına göre yapılacak.

COVID-19 Salgını Gölgesindeki Brexit Süreci

Bilindiği üzere, Birleşik Krallık yaklaşık 4 yıldır süren serüvenin ardından 31 Ocak 2020 tarihi itibarıyla AB'den ayrıldı. Bu tarihten sonra ise ekonomik ve ticari ilişkiler açısından sert bir değişimin önlenmesi için geçiş süreci başladı.  31 Aralık 2020 tarihine kadar devam edecek geçiş sürecinde, Birleşik Krallık, AB iç piyasasına dâhil olmayı ve gümrük birliğinde kalmayı sürdürürken taraflar arasında yeni bir serbest ticaret anlaşması için müzakereler yürütülecek. Taraflar arasında varılacak anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihi 1 Ocak 2021 olacak. Brexit'in ardından 11 ay olarak belirlenen bu geçiş dönemi bir defaya mahsus olmak üzere 1 veya 2 yıl süreyle uzatılabilecek; ancak uzatma kararı, AB-Birleşik Krallık Ortak Komitesi tarafından, 1 Temmuz 2020'den önce alınmak zorunda.

Şüphesiz ki bundan sonrasına dair esas merak edilen AB ile Birleşik Krallık arasındaki Brexit müzakerelerinin koronavirüs (COVID-19) salgınına rağmen nasıl ilerleyeceği.  Hatırlanacağı üzere, Birleşik Krallık 31 Ocak 2020 tarihinde resmi olarak AB'den ayrılmasının ardından, AB ile kalıcı bir anlaşma için müzakerlere 2 Mart tarihinde başladı. Brüksel'de gerçekleştirilen ilk tur müzakereler yaklaşık 100 kadar yetkilinin oluşturduğu 11 çalışma grubu tarafından yürütüldü. Görüşmelerde ticaret ilişkilerinden çevreye, balıkçılıktan tarıma, istihdamdan güvenlik ilişkilerine, veri paylaşımından ulaştırmaya kadar bir çok başlık masaya yatırıldı. Ancak 18 Mart'ta yapılması planlanan ikinci müzakere turu, COVID-19 ışığında ertelendi. AB Brexit Başmüzakerecisi Michel Barnier 19 Mart'ta koronavirüs testlerinin pozitif çıktığını ilan ederken, İngiliz müzakereci David Frost da ertesi gün belirtiler gösterdikten sonra karantinaya girdi. Her iki taraf da, başta video konferansların kullanımı olmak üzere müzakerelere devam etmek için alternatif yollar araştırmaya başladı.

Nitekim altı haftalık bir aranın ardından AB adına müzakereleri yürüten Michel Barnier ve mevkidaşı David Frost internet üzerinden video konferans aracılığı ile bir araya geldi. 20-24 Nisan 2020 tarihleri arasında gerçekleşen görüşmelerde öncellike müzakerelerin ilk turundan bu yana yürütülen teknik çalışmalar ve tarafların karşılıklı olarak sunduğu taslak anlaşma metinleri ele alındı. Bu çerçevede gerçekleşen ikinci müzakere turunda görüşülen gündem maddeleri; mal ticareti, hizmet ticareti ve yatırımlar, ulaşım (havacılık), rekabet kuralları, enerji ve sivil nükleer işbirliği, AB programlarına Birleşik Krallık'ın katılımı, balıkçılık, yasal işler ve cezai alanlarda adli işbirliği oldu. Taraflar ayrıca haziran ayına kadar müzakerelerde ilerleme sağlayabilmek için daha fazla müzakere turu düzenlenmesine gerek olduğu üzerinde anlaşmaya vardı.

Ancak, AB ve Birleşik Krallık taraflarını temsil eden müzakere ekiplerinin 20-24 Nisan 2020 tarihleri arasında 40'ın üzerinde video konferans gerçekleştirdilerse de görüşmelerde somut bir ilerleme sağlanamadı. İki taraf da yeni ticaret anlaşmasının belirlenmesiyle ilgili müzakerelerde çıkmazda, özellikle ticaret, balıkçılık ve yasal konularda ciddi görüş ayrılığı var. AB Brexit Başmüzakerecisi Michel Barnier, görüşmelerin ardından yaptığı basın açıklamasında "Birleşik Krallık, birçok temel konuyu ciddi biçimde ele almak istemedi." ifadesini kullandı. Barnier, ayrıca Birleşik Krallık müzakerecilerinin sonuca ulaşmak üzere harekete geçmekte isteksiz davrandıklarını ve  özellikle aşağıda belirtilen alanlarda yeterli ilerleme kaydedilemediğini vurguladı:

-Eşit rekabet koşulları: Eşit taraflar arasında müzakereler yürütüldüğü kabul edilmekle birlikte AB'nin 450 milyon kişilik bir pazar, Birleşik Krallık'ın da 66 milyon tüketiciyi içeren bir pazar olduğu unutulmamalı ve AB'nin istediği yüksek sosyal ve çevresel standartları Birleşik Krallık da kabul etmelidir.

-Vergi ve devlet yardımları: Birleşik Krallık yeterli gayreti göstermemesi sebebiyle vergi ve devlet yardımları kurallarında uzlaşıya varılamamıştır.

-İki taraf arasındaki gelecek dönem ortaklığının yönetişim yapısı.

-Birleşik Krallık'ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne bağlı olmaya devam etmesi.

-Kişisel verilerin paylaşımı gibi AB müktesebatına ait kavramların kullanıldığı alanlarda ABAD'ın yetkisinin tanınması.

-Balıkçılık.

Birleşik Krallık hükümeti ise buna karşılık yaptığı açıklamada, Londra'nın taleplerinin AB tarafından yeteri kadar dikkate alınmadığı eleştirisinde bulundu. Birer hafta sürecek şekilde devam edecek müzakerelerin sonrakileri, 11 Mayıs haftası ile 1 Haziran haftasında yapılacak. Söz konusu tarihlere ulaşıldığında yürütülecek müzakerelere ilişkin gündem maddeleri de kamuoyu ile paylaşılacak. Kaydedilen gelişmeler ise haziran ayında düzenlenecek üst düzeyli toplantıda mercek altına alınacak.

Müzakerelerin Ertelenmesi veya Geçis Sürecinin Uzatılması Söz Konusu Olabilir mi?

Neticede tekrar başlatılan müzakerelerde engeller devam ediyor ve önemli konularda ciddi görüş ayrılığı var, ancak zaman da darılyor. Şüphesiz ki bundan sonrasına dair diğer bir önemli zorluk ise tarafların müzakerelere video konferans yöntemiyle devam etmek zorunda olması. Daha önce STA müzakereleri yürütmüş olan birçok uzman video konferansların yüz yüze toplantıların yerini alabileceği kanaatinde değil. Brexit müzakerelerinin de muhtevası oldukça geniş, yaklaşık 100 kadar müzakerecinin balıkçılıktan finansa kadar bir dizi kapsamlı konu üzerinde video konferans yöntemiyle uzlaşmaya çalışması  ne ölçüde verimli olacağı tartışmaya açık.

Bu şartlar altında kapsamlı bir ticaret anlaşmasının yılsonuna kadar bitirilmesi çok zor görünüyor. Geçiş sürecinin sona ereceği 2020 sonuna kadar bu pazarlıklarda anlaşmaya varılamaması, esasında fiilen Birleşik Krallık'ın AB'den anlaşma olmadan ayrılmasına eş bir sonuç doğuracak ve ilişkiler DTÖ kuralları çerçevesinde devam edecek. Şüphesiz ki bu durum Birleşik Krallık'ta yeni bir siyasi ve ekonomik krize yol açma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar böyle bir durumda, ulaşımdan ticarete "büyük bir kaosa hazırlıklı olun" uyarısında bulunuyor. Hükümetin halihazırda koronavirüs salgını ile mücadele ederken böyle bir krize  odaklanması oldukça zor olacak.

Peki, müzakerelerin ertelenmesi veya geçis sürecinin uzatılması söz konusu olabilir mi? Yukarıda da ifade edildiği üzere Brexit anlaşmasında geçiş döneminin uzatılması seçeneği bulunuyor. 31 Aralık 2020 tarihine kadar sürmesi planlanan bu geçiş dönemi, bir kereye mahsus olmak üzere iki yıla kadar uzatılabiliyor. Johnson'ın geçiş sürecini uzatmak istemesi halinde ise bu talebini 30 Haziran 2020'ye dek AB'ye iletmesi gerekiyor.

AB, bir yıldan az bir sürede anlaşmaya varmanın zor olduğunu savunarak sürenin 2022'ye kadar uzatılması görüşünü taşıyor. Ancak İngiliz yetkililer, müzakerelerin 2020 sonuna kadar tamamlanmasında ısrar ediyor. Birleşik Krallık'ta bu koşullarda müzakerelerin ertelenmesi kararının alınması gerektiği görüşünü yüksek sesle ifade edenler var. Hükümet ise bu görüşleri görmezden geliyor. Johnson haziran itibarıyla görüşmeleri sonlandırmak konusunda istekli. Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, son olarak 18 Mart tarihinde Avam Kamarası'nda milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada hükümetin uzatma talep etmeyeceğinin altını bir kez daha çizdi. Johnson ayrıca, yaza kadar yeterli ilerleme kaydedilmediği takdirde, anlaşma yapılmadan ayrılık planlamasına odaklanmak için görüşmelerden uzaklaşabileceğini söyledi.

Birleşik Krallık hükümeti daha büyük bir siyasi ve ekonomik krizin önüne geçmek için yine de bu süreyi uzatmayı kabul edebilir. Ancak bu, Johnson hükümetinin gerek parti içerisinde gerekse ülke genelinde Brexit'e olan bağlılığı konusunda ciddi şüpheler yaratacaktır. Diğer taraftan, eğer Birleşik Krallık geçiş dönemini 2021'in sonuna kadar uzatmak zorunda kalırsa, bu Birleşik Krallık'ın AB kurallarına uyup AB bütçelerine ödeme yapacağı ancak siyasi karar mekanizmalarında yer almadığı bir yıl olacaktır. Bu yüzden hükümetin resmi pozisyonu virüs ya da virüs olmasın, Birleşik Krallık'ın Brexit zaman çizelgesine bağlı kalmasıdır.

Mevcut durum karşısında, hükümetin neyin daha önemli olduğuna dair bir hesaplama yapması gerekiyor: siyasi ve ekonomik bir krizin önüne geçmek için geçiş sürecini uzatmak veya 2020'nin sonuna kadar Brexit'i tam olarak gerçekleştiren bir zaman çizelgesine uymak. Üçüncü bir yol ise, şimdiye kadar öngörülen bir veya iki yıldan daha kısa bir uzatma önermek olabilir - örneğin üç veya altı aylık bir süre. Bu, Johnson hükümetinin Brexit'e olan bağlılığı konusunda ciddi şüpheler yaratmazken, müzakereciler üzerindeki baskıyı da hafifletecektir.

Emre Ataç, İKV Uzmanı

http://10.0.0.5/ikv_bulten/?ust_id=9812&id=9814