İKV E-Bülteni | 2020 » 1-15 MAYIS » AB GÜNDEMİ: COVID-19 Gölgesinde Düzenlenen AB-Batı Balkanlar Sanal Zirvesi`nde Öne Çıkanlar

COVID-19 Gölgesinde Düzenlenen AB-Batı Balkanlar Sanal Zirvesi'nde Öne Çıkanlar

AB liderleri, 6 Mayıs 2020 tarihinde altı Batı Balkan ülkesinin –Karadağ, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek ve Kosova- liderleriyle sanal zirvede bir araya geldi. Aslında Zagreb'de düzenlenmesi planlanan ancak koronavirüs salgını nedeniyle video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen AB-Batı Balkanlar Zirvesi'nin aynı zamanda Hırvatistan'ın ilk kez üstlendiği AB Dönem Başkanlığı takvimindeki en üst düzey etkinlik olması öngörülmüştü. Batı Balkanları yeniden AB'nin gündeminde üst sıraya taşımayı önceliklerinin merkezine yerleştiren Hırvatistan, dönem başkanlığını Zagreb'de gerçekleşen ilk AB-Batı Balkanlar Zirvesi'nden 20 yıl sonra, AB ve bölge ülkeleri liderlerini bu kez AB üyesi olarak ağırlayarak taçlandırmayı planlamıştı. Her ne kadar AB ile Batı Balkan ülkeleri liderlerinin sembolik önemdeki aile fotoğrafında bir araya gelmeleri mümkün olmasa da, COVID-19 salgınının ortaya koyduğu meydan okuma ve radikal şekilde değişen öncelikler göz önünde bulundurulduğunda zirvenin gerçekleşmesi dahi başlı başına bir başarı olarak değerlendiriliyor.

AB liderleri, Batı Balkanlardaki mevkidaşlarıyla son yirmi yıl içinde daha önce üç kez bir araya gelmişti. İlk AB-Batı Balkanlar Zirvesi 2000 yılında Zagreb'de toplandığında, 15 üyeli AB'nin liderleri Batı Balkanlar için İstikrar ve Ortaklık Süreci'ni ortaya koyarak bölge ülkelerinin demokrasi, hukukun üstünlüğü, bölgesel işbirliği ve uzlaşı temelinde kaydedecekleri ilerlemenin AB ile bütünleşme yolunda belirleyici olacağını vurgulamıştı. 2003 yılında Selanik'te gerçekleşen ikinci AB-Batı Balkanlar Zirvesi'nde ise "Batı Balkan ülkelerinin geleceğinin AB içerisinde olduğu" ve AB'nin siyasi haritasının Batı Balkan ülkeleri dahil olmadan tamamlanmayacağı mesajları en üst perdeden verilmişti. AB ile Batı Balkan ülkelerinin liderleri, tarihi nitelikteki bu zirveden 15 yıl sonra Batı Balkanları AB gündemine taşıyarak bir "Balkan Dönem Başkanlığı" yürütmeyi vaat eden Bulgaristan'ın girişimiyle Sofya'da bir araya gelse de zirvede genişleme politikasının ve katılım sürecinin gündem dışı bırakılması, hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu arka plan karşısında, Eski Yugoslavya'nın küllerinden doğarak zorlu üyelik maratonunu tamamlayıp 2013 yılında AB'nin 28'inci üyesi olan Hırvatistan'ın ev sahipliği yapacağı dördüncü AB-Batı Balkanlar Zirvesi'nde verilecek mesaj merakla bekleniyordu.

Sanal zirvede kabul edilen Zagreb Bildirisi'nde, COVID-19 krizinin etkileriyle mücadelede bölge ülkelerine destek, Batı Balkan ülkelerinin AB perspektifi ve Batı Balkan ülkelerinin AB temel değerlerine bağlılık taahhüdü öne çıktı. Zagreb Bildirisi'nde, genişleme politikasına ve bölge ülkelerinin AB üyelik süreçlerinden söz edilmemesi önemli bir eksiklik olarak kayda geçti. AB-Batı Balkanlar Zagreb Zirvesi genişleme politikası konusunda beklentileri karşılamaktan uzak olsa da, COVID-19 krizinin ortaya koyduğu baskıya ve sınamalara rağmen Batı Balkanların AB açısından önemini koruduğu mesajını güçlü şekilde teyit etti.

Çin'in Maske Diplomasisine Karşı AB'den Destek Atağı

Koronavirüs salgınıyla ortak mücadele Zagreb Zirvesi'nin öncelikli gündem maddesiydi.  COVID-19 salgınının; kırılgan ekonomiler, yüksek işsizlik oranları ve düşük büyüme hızıyla karakterize edilen Batı Balkan ekonomileri üzerindeki etkilerinin AB ülkelerine kıyasla çok daha ciddi olacağı tahmin ediliyor. Ne COVID-19 salgınıyla başa çıkabilecek sağlık sistemlerine ne de salgının yıkıcı sosyoekonomik etkilerini ele alabilecek finansal güce sahip Batı Balkan ülkeleri için AB'nin desteği hayati önem taşıyor. Zirve öncesinde AB, Avrupa  Yatırım Bankası ile birlikte bölge ülkeleri için toplam 3,3 milyar avro tutarında desteği harekete geçireceğini duyurdu. AB'nin bölgeye desteği bu kadarla sınırlı kalmayacak. Avrupa Komisyonu önümüzdeki dönemde, krizin bölge ekonomileri üzerindeki uzun vadeli etkilerinin ele alınması, büyümenin sağlanması ve AB sürecinde gerekli reformların desteklenmesi amacıyla bir Ekonomi ve Yatırım Planı sunmaya hazırlanıyor.

AB böylece, Rusya ve Çin'in Batı Balkanlarda etki alanlarını artırma ajandasını dengelemeyi hedefliyor. COVID-19 salgını, bu coğrafyada AB ile bölge dışı aktörler arasındaki jeopolitik rekabeti de artırmış durumda. Krizden önce Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgede önemli altyapı ve enerji yatırımlarında bulunan Çin, şimdi de "maske diplomasisi" adı altında tıbbi yardım göndererek sorumlu ve cömert bir uluslararası aktör profili çizmeye çalışıyor. Pekin ve Moskova'nın, Sırbistan ile Bosna-Hersek'e uzman doktor ve tıbbi malzeme desteğinde bulunmada AB'den daha hızlı davranmaları, bazı siyasi liderler tarafından AB'ye karşı pazarlık gücünün artırılması için araçsallaştırılıyor. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in benimsediği; AB dayanışmasının pratikte var olmadığı ve Sırbistan ile Çin arasındaki "çelik dostluğun" kriz sırasında daha da güçlendiği söylemi bunun en çarpıcı örneğini oluşturuyor. Vucic'in, yardımları Çin bayrağını öperek teslim alması ve Belgrad'ın en işlek caddelerine "Teşekkürler Kardeş Xi!" yazısıyla Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in boy gösterdiği pankartların asılması, ancak AB'nin sağladığı destekten hiç söz etmemesi, AB'de rahatsızlık yaratmıştı. AB her ne kadar bölgeye en önemli desteği sağlayan aktör olsa da, kamuoyu nezdinde Çin ve Rusya'dan gelen yardımın görünürlüğü çok daha fazla. Zagreb Bildirisi'nde, "AB'nin Batı Balkanlara sağladığı desteğin ve bölge ile işbirliğinin diğer ortaklara kıyasla çok daha fazla olduğu" ifadelerinin vurgulanması, bu algının düzeltilmesi amacını taşıyor.

Genişleme Yerine "Avrupa Perspektifi"

Zagreb Bildirisi, önceki AB-Batı Balkanlar Zirvelerine atıfta bulunarak 2018 Sofya Zirvesi'nde olduğu gibi AB'nin Batı Balkan ülkelerinin Avrupa perspektifine verdiği koşulsuz desteği teyit etmekle yetindi. Bazı Üye Devletler tarafından tabu kabul edilen "genişleme", "katılım süreci" ve "üyelik süreci" ifadeleri bildiride yer almadı. AB'nin içerisinde bulunduğu siyasi realitenin belirlediği ve genişleme karşıtlığının giderek zemin kazandığı mevcut koşullar altında AB başkentlerinin üzerinde uzlaşabildikleri ifadeler "Batı Balkanların Avrupa perspektifi" oldu. Bunu, Batı Balkan ülkelerinin AB içerisinde bir geleceğe sahip olduğunun prensipte kabul edilmesi ancak gerek ülkelerin hazırlık düzeyine ilişkin soru işaretleri gerekse AB kamuoyunda yükselen genişleme karşıtlığı gibi faktörlerin etkisiyle öngörülebilir gelecekte AB üyeliğinin seçenekler arasında yer almadığı şeklinde yorumlamak mümkün.

Bilindiği üzere, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, AB'nin yeni bir genişleme dalgasında tanıklık edebilmesi için önce kurumsal reformunu tamamlaması gerektiğini savunuyor. Macron, Ekim 2019'da genişleme politikasının metodolojisinde köklü bir reforma ihtiyaç duyulduğunu öne sürerek Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile katılım müzakerelerine başlanmasına karşı çıkmıştı. Şubat ayında Avrupa Komisyonu'nun genişleme politikasının metodolojisini, AB başkentlerine reformların izlenmesi konusunda daha fazla yetki verilmesini ve temel değerlerde geri gidişin tespit edilmesi halinde genişleme sürecinin tersine işletilmesini mümkün kılacak şekilde güncellemesi sonucu, AB Konseyinin 25 Mart 2020 tarihinde Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile katılım müzakerelerine başlamasına onay vermesi mümkün oldu. Bu karar, özellikle komşusu Yunanistan ile Haziran 2018'de imzaladığı Prespa Anlaşması sonucunda Avrupa-Atlantik kurumlarıyla bütünleşme sürecinin önündeki en önemli engel kabul edilen "isim sorunu"nu çözerek anayasal ismini değiştiren Kuzey Makedonya açısından büyük önem taşıyordu. Böylece, Avrupa Komisyonunun müzakerelere başlanmasını 2009'dan bu yana art arda 10 kez tavsiye etmesine karşın önce isim sorununu gerekçe gösteren Atina'nın sonra da Paris'in vetosu nedeniyle AB'nin bekleme odasında sıkışıp kalan Kuzey Makedonya, müzakerelere başlamak üzere nihayet AB Konseyi'nin onayını almayı başardı. AB Konseyi, yargı reformu konusunda önemli adımlar atan Arnavutluk'la müzakerelere başlanmasına, ülkenin örgütlü suçlarla ve yolsuzlukla mücadele konusundaki performansı konusunda Danimarka ve Hollanda'nın çekincelerini gidermek üzere ilk Katılım Konferansı'ndan önce bir dizi ek koşulu yerine getirmesi kaydıyla yeşil ışık yaktı. AB'nin koronavirüs kriziyle mücadele ettiği sırada genişleme politikasında atılan bu büyük adımlara rağmen Zagreb Bildirisi'nde genişlemeden söz edilmemesi hayal kırıklığı yarattı.

İspanya ile Kosova İlk Kez Aynı Sanal Masada

Zagreb AB-Batı Balkanlar Zirvesi, İspanya ile Kosova'nın liderlerinin ilk kez bir araya gelmesine sahne oldu. Kosova'nın bağımsızlığını tanımayan beş Üye Devletten biri olan İspanya, sanal ortamda da olsa Kosova ile aynı masada buluştu. Bilindiği üzere, İspanya, Katalonya'nın bağımsızlığı için örnek teşkil edebileceği gerekçesiyle 2008 yılında bağımsızlığını ilan eden Kosova'yı tanımayı reddediyor. Katalonya bağımsızlık referandumundan sonra bu konuda daha katı bir tutum benimseyen Madrid, 2018'de Sofya'da gerçekleşen AB-Batı Balkanlar Zirvesi'ni boykot etmişti. Zagreb Zirvesi'nin video konferans yöntemiyle gerçekleşeceği kesinleşince İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Zagreb Bildirisi'nde AB üyeliğinden bahsedilmemesi, Batı Balkan ülkelerinden "AB'nin Balkanlardaki ortakları" olarak söz edilmesi, liderlerin resmi unvanlarına ve ülkelerin bayraklarına yer verilmemesi kaydıyla zirveye katılmayı kabul etti. Böylece Sánchez, Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi ile aynı fotoğraf karesinde yer alan ilk İspanya Başbakanı oldu.

AB ile Batı Balkan ülkelerinin takvimindeki bir sonraki önemli adım, Üsküp ve Tiran ile katılım müzakerelerine resmen başlanması olacak. Avrupa Komisyonunun, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk'un Müzakere Çerçeve Belgeleri'ni  haziran ayında sunması bekleniyor. Müzakere Çerçeve Belgeleri'nin Konsey tarafından kabul edilmesinin ardından ilk Hükümetlerarası Konferansların bu yılın ikinci yarısında Almanya Dönem Başkanlığı sırasında toplanabileceği düşünülüyor. Tiran'ın ilk Hükümetlerarası Konferans'tan önce seçim ve yargı reformu ile yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele konularında  belirlenen ek koşulları karşılaması gerekecek. Kuzey Makedonya ile müzakerelere fiilen başlanması için ek koşul belirlenmedi ancak Bulgaristan'ın 2017'de imzalanan Dostluk Anlaşması uyarınca  iki ülkenin ortak tarihinin belirlenmesi amacıyla kurulan komitenin yeterli ilerleme kaydetmediğini öne sürerek veto kartını kullanabileceğinin sinyalini vermesi, Üsküp'ün katılım müzakerelerine başlanmasına yeni engeller çıkabileceğinin habercisi.

Yeliz Şahin, İKV Kıdemli Uzmanı

http://10.0.0.5/ikv_bulten/?ust_id=9824&id=9837